• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 28 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 24 °C
  • Berlin 18 °C

Bu kez final barış olsun

Vahap Coşkun

2012, hem PKK hem de devlet için bir önemli bir sınav yılıydı.

PKK, Ortadoğu’daki gelişmelerin elini güçlendirdiği kanaatindeydi ve biraz silkelerse devleti düşürebileceğini düşünüyordu. PKK’nin AKP’yi silahla yenemeyeceğini söyleyenler avuçlarını yalasınlar” diyen Duran Kalkan siyasi çözüm arayışlarını PKK’yi pasifleştirme çabaları” olarak niteliyordu. Kalkan’a göre, içinde bulunulan dönem “silahlı çözüm süreci”ydi ve PKK saldırılarını arttırarak hedefe varacaktı.

“Devrimci halk savaşı”
adını verdiği bir stratejiyi uygulamaya koyan PKK, Şemdinli’yi kuşatarak alana hâkim olmaya çalıştı. Amaç, çatışmaların sokağa yayılmasını sağlayarak güvenlik güçleri ile sivil halkı karşı karşıya getirmek ve bir kitle hareketini ateşlemekti. Suriye’de yaşananların bir benzerinin meydana gelmesi, PKK’ye güç katacaktı.

Devlet için final ise, PKK’yi bitirmek veya en azından PKK’nin gücünü tehdit teşkil etmeyecek bir seviyeye düşürmekti. Hükümet Öcalan ile görüşmeleri kesti, basını hizaya çekti, BDP’yi baskıladı. Hükümete göre asker ve polis tamamıyla kendi emri altındaydı, artık “şike savaşları” yaşanmayacaktı. Keza, yargı da bu konuda kendisine güçlük çıkarmayacaktı. O hâlde bütüncül bir güvenlik politikasıyla PKK’nin hakkından gelinebilirdi.

Uygulanan politika iki yönlüydü: Dağda askerî operasyonları arttırarak PKK’ye ağır kayıplar verdirdi. Ovada ise yargısal operasyonlarla Kürt siyasetini etkisizleştirmeye, onun bir suç örgütü olduğu algılamasını yaratarak marjinalleştirmeye ve toplumla olan bağını kesmeye çabaladı. Ovada ve dağda art arda vurulan darbelerle PKK’nin belinin kırılacağı, “kışı veya baharı çıkaramayacağı” hesap ediliyordu.

Sonuçta her iki taraf da 2012 finalinden sınıfta kaldı. PKK, alanı kontrol ettiği fotoğrafını vermek için yüzlerce Kürt gencini ölüme gönderdi, saldırılarını yoğunlaştırdı, halkta bir savaş ruhunu yaratmaya çalıştı ama Kürtleri devrimci halk savaşına ikna edemedi. Devlet ise, tüm gücünü seferber etmesine karşın PKK’yi bitiremedi, etkisiz bir eleman hâline getiremedi. İki taraf da istediğine ulaşamadı, fakat bunun maliyeti ağır oldu: Son 13 yılın en çatışmalı süreci yaşandı ve 700’den fazla insan hayatını yitirdi.

Demokratik usullere dayanmayan ve barışı hedeflemeyen finaller, bu çağda başarısızlığa mahkûmdu ve öyle de oldu. Çatışmayla bu meselenin hâl yoluna girmeyeceği bir kez daha tecrübe edildikten sonra tekrar görüşmelere dönüldü. Öcalan ile direkt ve muhtemelen Kandil ile endirekt yürütülen görüşmelerde amacın PKK’ye silah bıraktırmak olduğu belirtiliyor.

Süreç doğası gereği zorlu olacak; bu nedenle demokratik kamuoyunun bu görüşmeleri desteklemesi son derece mühim. Süreci savunanlar AKP’nin oltasına takılanlar olarak nitelenebilir, “safdil demokrat” diye küçümsenebilir. Zararı yok; bunlara aldırmadan ama temkini de elden bırakmadan sürece katkı sunulmalı.

Görüşmelerin çözümle neticelenmesi için iki hayati noktaya dikkat etmeli: İlki, taraflar arasındaki güvensizliğin aşılması. Bu noktada ilk adım, çatışmaların durması ve KCK davaları için hukuki düzenlemelerin yapılması olabilir. Arzulanan sonuçlara varılabilmesi için tarafların daha önceki yanlışlarından sakınması gerekiyor.

İkincisi, görüşmelerin rayından çıkmamasını ve kamuoyunun görüşmelerin sonuca hazır hale gelmesini sağlayacak dikkatli bir politik dilin kullanılması. Taraflar, birbirlerini şeytanlaştırmaktan kaçınmalı.

AKP, sorunu salt silah bırakmaya endekslememeli, demokratik adımları atmayı ertelememeli, görüşmeleri kritik dönemlerin atlatılmasına yarayan bir araç olarak ele almamalı, bir sabotaj karşısında hemen görüşmelerden vazgeçip güvenlik politikalarına yönelmemeli.

PKK/BDP, sorunun çözümünün ancak AKP ile olabileceğini kabullenmeli. PKK/BDP, kendi düşünce dünyasına ve ruh iklimine uygun partilerle/odaklarla bu sorunu çözmeyi isteyebilir. Ama gerçek olan, iktidarın AKP olduğudur ve bu sorunun da AKP ile çözüleceğidir. Dolayısıyla PKK/BDP, AKP’yi bütün kötülüklerin anası hâline getirmekten ve AKP iktidarını yıkmayı ana-misyon haline getirmekten vazgeçmeli, muhafazakâr-mütedeyyin kitleleri çözüme ikna etme noktasında AKP’nin önemli bir fırsatı içerdiğini görmeli.

Başarısızlığa uğrayan bir görüşme sürecini sert bir şiddet dalgası takip ediyor ve bu, çok sayıda insanın hayatına mal oluyor. Taraflar bunu akılda tutmalı, bu kez toplumu sukutuhayale uğratmamalı ve finali barış ile yapma iradesini göstermeli.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89