• BIST 98.556
  • Altın 143,533
  • Dolar 3,5641
  • Euro 3,9887
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 22 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 13 °C

Bu kadar yalana Kürtler ne diyor

Ergun Babahan

Balyoz’dan Ergenekon’a, Zerdüşt’ten Kabataş’a, Cizre’den Gezi’ye, evde sıfırlanan paralardan MİT TIR’larına kadar her konuda ve her an yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmiş bir siyasi kadroyla karşı karşıyayız. Hastalıklı bir durum aslında. Hayatı yalanlar üzerine kurup sürdürmek, katlanılır bir yaşam biçimi olmasa gerek.

Şimdi bu iktidar PKK ile barış yapmaktan, Newruz’un Türkiye açısından bir dönüm noktası olmasından bahsediyor. Bu durumun gerçekleşmesi için Abdullah Öcalan ve PKK’nın ikna edilmesi gerekiyor. Bu tabloya baktığımızda, PKK kadrolarının AKP yönetimine ne kadar güvenebileceği sorusu akla geliyor.

Çünkü bu kadar yalanı, dün kol kola olduğuyla bugün düşman hale gelme gerçeğini bizim kadar, hatta bizden daha iyi onlar görüyor. Bu durumda, PKK’nın uluslararası örneklerinde olduğu gibi, sadece Ankara’daki iktidarın sözlerine dayanan bir barış sürecine ‘evet’ demesi, balığın kavağa çıkmasıyla eşdeğer görünüyor bana.

KUZEY SURİYE KURULDU BİLE

Şu anda uluslararası konjonktür Kürtler’den yana. Skyes-Picot Anlaşması ile çizilmiş bulunan sınırlar ortadan kalkıyor. Irak-Suriye sınırı fiilen yok olmuş durumda ve toz duman durulunca eski yerinde olmayacağı kesin. Burada Amerika’nın önderliğinde kurulan koalisyona katılan ve çatışan Kürtler’in belirleyici olacağını görmek için derin strateji uzmanı olmaya gerek yok.

Bu açıdan bakarsak, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kadrolarının bölgeye ilişkin her türlü öngörüsünün yanlış çıktığını söylemek ise mümkün. Esad’ı 6 ay içinde devirip Emevi Camii’nde Cuma namazı kılmaktan söz edenler, Süleyman Şah Türbesi’ni IŞİD ve PKK’nın onayı sayesinde kurtarabildi. Dünkü yabancı basın, Esad’ın kontrolü altındaki bölgede gücünü pekiştirdiğini yazıyordu.

Erdoğan’ın ikinci iddiası önce Kobane’nin düşeceği üzerineydi. Bu da gerçek çıkmayınca, bu kez “Kuzey Suriye’ye izin vermeyiz” söylemine döndü. Ancak, Amerikan Hava Kuvvetleri korumasında bir Kuzey Suriye kurulduğu ve alanını giderek genişletmeye başladığı ortada.

ÇATIŞMASIZLIK PKK TAKTİĞİ

Yani, elindeki kozları doğru oynayan bir PKK ve Kandil ile her türlü öngörüsü yanlış çıkmış bir kadronun giriştiği bir müzakereye tanıklık ediyoruz. Kandil ve Öcalan için artık Türkiye kadar Suriye’de elde edilen kazanımların korunması ve genişletilmesi de önemli.

O nedenle yeniden çatışmaya girip Ankara’ya Suriye’ye müdahale bahanesi yaratacak bir eyleme girmeyecektir. Bu açıdan bakınca çatışmasızlık ortamının iktidarın siyasi başarısından çok, PKK’nın taktiksel bir hamlesi olduğu gerçeği ortadır.

Kürtler, Ankara’nın bırakın PKK ve Kobane’yi, Barzani’ye bile en ihtiyacı olduğu noktada yardım eli uzatmadığının ve kargaşada Musul-Kerkük hayallerini gerçekleştirme peşinde olduğunun farkında.

Biri yolsuzluk ve yalanlarla yıpranmış, tek amaç olarak kendisinin ve çevresinin ikbalini kurtarma derdine düşmüş bir kadroyla, dünyanın saygınlığını kazanmış, ne istediğini bile bir kadro karşı karşıya. Kim kazanır dersiniz…

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89