• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 19 °C

Bu değil, bu da değil, daha farklı bir Cumhuriyet...

Yıldıray Oğur

Sizce, Türkiye’de kaç kişi, 3 Nisan 2003 günü dönemin Başbakan’ı Abdullah Gül ile ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell arasında imzalanan ve yedinci maddesi “Irak’ın kuzeyinde olan ve sözümona ‘Kürdistan’ adı verilen kukla devlet, resmen ilan edildikten sonra, Türkiye tarafından da resmen tanınacak” (evet anlaşma maddesinde “kukla devlet” yazmasına rağmen) olan bir anlaşmanın varlığına inanıyor.

İnternette bu anlaşmanın yer aldığı sitelere, bu anlaşma üzerine Kemalist gazetelerde çıkan yazılara, Facebook sayfalarına, YouTube’daki tartışma programlarına bakılırsa yüzbinler.

Peki, sizce, kaç kişi Ergenekon soruşturmasının 5 Kasım 2007 tarihinde Beyaz Saray’da yapılan Tayyip Erdoğan- George W. Bush görüşmesinde karara bağlandığına inanıyor?

Google’a, bazıları merkez gazetelerde çıkmış köşe yazılarına, yüzlerce video kaydına bakılırsa, milyonlar.

Peki, Sierra Leone’de unutulan Büyükelçi’nin dikkat çekip Türkiye’ye dönebilmek için bu ülkede ve çevredeki ülkelerdeki Ermeni Tasarılarını desteklediği yolundaki Zaytung haberini televizyonda uzun uzun gerçekmiş gibi anlatan, hatta Zaytung başkarakteri Ersin Özbükey’den Dışişleri Bakanı Müsteşarı olarak bahseden Banu Avar’a kaç kişi inanıyor? Kitap satış rakamlarına, konferans programına bakılırsa onbinler.

Türkiye’de en az 300 bin kişi güne en kibarı “Amerika’nın adamı Tayyip” başlıklı yazılar yazan Emin Çölaşan’ı ve Tokmak adlı bir başyazarı okuyarak başlıyor.

Yüzbinlerce kişinin kütüphanesinde ise Gül, Erdoğan ve Arınç’ın Ermeni, Yahudi, Rum şeriatçılar olduğunu yazan kitaplar var. Marketlerde, AVM’lerdeki kitapçılarda hâlâ komplocu ulusalcı yazarların kitapları bestseller raflarında.

Yüzbinlerce beyaz yakalı her gün bir vazife gibi Twitter ve Facebook’tan nefret suçu işleme şampiyonu bir yazarın yazısını paylaşarak işbaşı yapıyor.

Çoğu lüks semtlerde onbinlerce evin penceresinden 365 gün bayrak sallanıyor, kalpaklı Atatürklü bayrak, standart bayrağın satış rakamına yaklaştı.

Aralarında CHP liderinin, ünlü dizi oyuncularının, sanatçıların, gayet makul insanların da olduğu yüzbinlere göre Suriye meselesinde halkını bombalayan laik ve çağdaş Esed haklı, Sünni AKP, ABD’nin taşeronu olarak Suriye’yi karıştırıp, El Kaide’ye destek vererek mezhepçilik yapıyor.

Milyonlarca kişiye göre Erdoğan Genişletilmiş Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanı, Fethullah Gülen CIA için çalışan bir Humeyni, liberaller Soros beslemesi ya da Amerikan ajanı, ordu, polis Fenerbahçe’yi de ele geçirmeye çalışan Cemaat’in elinde, darbeleri yargılayan davalar düzmece, Amerikan operasyonu, bu yüzyılın en büyük lideri olan Atatürk dünya anti-emperyalist mücadelesinin lideri, Che’nin çantasından Nutuk çıktı, Arap Baharı emperyalist bir proje, tüm dünya Türkiye’deki Kemalist rejimi yıkmak için AKP ile ittifak içinde.

Hadi diyelim bunlar marjinal Kemalistlerin ulusalcı saçmalıkları.

Peki, ya aynı büyük Cumhuriyet ailesinin daha utangaç elitleri, daha kısık sesle bu koroya katılanları, üzerlerine sosyal demokrat solcu-sosyalist maskeler takanları.

Daha birkaç ay önce CHP’nin demokratlaşmasına, değişmesine, yenilenmesinin işareti sayılan, Radikal’ın sosyalist yazarlarını bile CHP apolojistine çeviren yeni İstanbul İl Başkanı, önceki günkü 29 Ekim töreninde askere dönüp “Sizin koruyamadığınız Cumhuriyet’e biz sahip çıkıyoruz” diye bağırdı.

Birkaç hafta önceki Baro seçimlerinde hadi başkanı geçelim, İstanbul demokratlarının, solcuların, sivil toplum çevrelerinin adayı “türbanlı hâkime hayır”ı vaatleri arasında saymanın özgürlükçülüğüne bir halel getirmeyeceğini düşündü.

Mor ve Ötesi
’nin, Bulutsuzluk Özlemi’nin, Moğollar’ın Cumhuriyet Bayramı konserlerine çıktığı, Grup Yorum’un Bağımsız Türkiye için konser verdiği, İnti İllimani’nin İşçi Partisi’nin 19 Mayıs kutlamasına geldiği, Kılıçdaroğlu’nun Che şapkası takıp, Muharrem İnce’nin “Safları sıklaştırın çocuklar. Bu kavga faşizme karşı hürriyet ve cumhuriyet kavgasıdır” diye cümleler kurduğu, askerî vesayet rejiminin ünlü Ankara temsilcisinin darbe davalarından yırtmak için AB ve hukuk devleti eksperdi kesildiği, Erbil’de F-16’ların üç beş bin evin camını kırmasını öneren savaşkan yazarların Esed’e karşı John Lennon’a döndüğü büyük Cumhuriyet ailesinden bahsediyoruz.

Bu büyük Cumhuriyet ailesinin, artık hepimizin altında yaşadığı ülkenin değil bir ideolojik muhalif duruşun adı olan “Cumhuriyet”in 89. yıldönümünü eylem talimatnamesinde “Kişiler arasında sohbet ya da sloganlara katılmamak gibi liberal davranışlardan kaçınmamız gerekir.” “Yumruk gösterisi yaparak örgütlü mücadelenin gücünü Cumhuriyet, vatan ve devrim düşmanlarına göstereceğiz.” “Davulcuyu gören halaya başlayabilir.” “Buluşma sırasında geleneksel ‘Hoşt Amerika’ gösterisi yapılacaktır.” “Seferberlik Buluşması’nın sembolü Kurtuluş Savaşı kağnılarıdır” gibi şeyler yazan, hükümete muhalefet için Suriye Devlet Televizyonu’nda Türkçe yayına başlayıp, Suriye’de hastanelerde yaralı Esed askerleriyle röportajlar yapan bir hareketin öncülüğünde kutladıklarını görmek emin olun hepimiz için çok öğretici olacaktı.

Ama maalesef Kemalistlerin 80 yıl önce kağnıları estetiği bozduğu için sokmadığı Ankara caddelerinde, 2012 yılında Kemalistlerin Cumhuriyet’i kutlamak için kağnı yürüttüğünü görmek nasip olmadı.

Çünkü polisin cebinden bir kaos planı ve çok sayıda biber gazı çıkıverdi. 89. yılında Cumhuriyet’i marjinalleşmekten iktidarın nükseden otoriterliği ve basiretsizliği kurtardı.

Kaderde ne yazıldıysa o. Artık kısmet 90. yıla...

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89