• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 9 °C

Bu dava bitmedi!

Vahap Coşkun

Her şey, 2009’da adli bir hükümlünün, Cizre’de tanık olduğu bazı olaylar hakkında bilgiler vermesiyle başladı.

Bilgilerin önünde duran bazı dosyalardaki olaylarla benzeştiğini gören Savcılık araştırma başlattı. Aynı tarihlerde Cizre İlçe Jandarma Komutanlığı’nda oluşturulan “sivil infaz ekibi”nin içinde yer alan iki PKK itirafçısı da “gizli tanık” sıfatıyla ifade verdiler. Deliller birleştirildi ve sanıklar hakkında 1993-1995 yılları arasında 20 sivili keyfî şekilde öldürdükleri gerekçesiyle dava açıldı.

Sanıklar
; dönemin Cizre Jandarma Alay Km. Albay Cemal Temizöz, Belediye Başkanı Kamil Atak ve ikisi Atak’ın yakını, üçü de PKK itirafçısı olmak üzere toplam yedi kişiydi. Hepsi tutuklandı. Dava sürerken; infaz ekibinin başı olduğu belirtilen “Yavuz” kod adlı Burhanettin Kıyak da yakalandı, hakkında iddianame düzenlendi ve davası ana davayla birleştirildi.

Önemli bir davaydı, bu.
Zira kirli savaşta işlenen faili meçhullerin aydınlatılmasına giden yolu açma potansiyeline sahipti. Mahkeme salonu, en yakınının zalimane bir biçimde öldürüldüğünü görenlerin yürek kanatan öyküleriyle çınlıyordu. Mağdurlar, bir dönem astığı astık kestiği kestik olan kişilerin yüzlerine karşı gerçeği haykırıyor ve onlardan hesap soruyorlardı.

Mağdurların anlatımı sadece yapılan eziyetin boyutunu göstermiyor ve tarihe not düşmüyor, aynı zamanda bugüne taşınan travmaları üreten sistemin çarkının on yıl boyunca nasıl döndüğüne dair bilgi de veriyordu. Dolayısıyla bugün onu tasfiye etmek için nereden neşter vurulması gerektiği hakkında da.

Lakin yüzleşme ve arınma için olağanüstü önemli olan bu dava hak ettiği ilgiyi görmedi. Son duruşmada Atak tahliye edildi, davaya bağlanan umutlar azaldı. Halen 300 civarında silahlı gücü olan ve sık sık devlete tehditler savuracak kadar kendini güçlü gören Atak’ın tahliyesinin, müdahiller ve tanıklar üzerindeki tehdidi arttıracağı ve onların üzerinde büyük bir psikolojik baskı yaratacağı açık.

Ancak bu durum moralleri bozsa da “davanın sonu” olarak görülmemeli.

Çünkü daha yargılama devam ediyor ve dolayısıyla adaletin tahakkuku mümkün. Nitekim Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, yeni yakalanan Burhanettin Kıyak’ın sorgulanacağını ve başka soruşturma dosyalarında da gelişmelerin olabileceğini belirterek ümidini koruyor.

Öte yandan hukuk sadece yasaların gereğinin yapılmasıyla tamamlanacak bir süreç değil; hukukun işlemesi ve adaletle sonuçlanması bakımından ciddi bir toplumsal izleme hele Türkiye’de çok önemli.

Unutmamalı ki, geçmiş, sadece adliye koridorlarında gün yüzüne çıkartılamaz. Hakikate varma yolunda adli ve idari bürokrasinin ayak diremelerini aşmak için siyasi irade ve toplumsal destek lazım.

Bu, hepimizin adalete ve her duruşma günü mahkemede yerlerini alan Cizreli kadınlara karşı sorumluluğudur. Avukat arkadaşlarımdan birinin vurguladığı gibi:

“Onları hayal kırıklığına uğratmaya hakkımız yok; onlar adaleti arıyorlar, bize düşen ise yenilgiyi kabul etmek değil, artık daha fazla çalışmak.”

Gürültülü bir mekân

“Hep değişken, sonsuz derecede çeşitli, bazen kavgalı ve zorlukların sınamasına tâbi olduğu için de her şeyden daha değerli.”

Jimmy Carter
, demokrasi deneyimini, hayatın kendisinden hareketle böyle tanımlıyordu. Gerçekten de demokrasiler, herkesten farklı bir sesin çıktığı gürültülü rejimler.

Türkiye’de, birçok aktörün omuz verdiği bir demokrasi mücadelesi yürüyor. Taraf, bunların arasında müstesna bir yere sahip. Seveni de nefret edeni de çok onun; asla biraraya gelmez denenler ona sempatide veya antipatide ortaklaşıyor.

Kimsenin itiraz edemeyeceği husus ise, onun çok gürültülü bir yer olduğu. Demokratik bir mecra Taraf; zıt ideolojik geleneklerden gelen ve farklı rüyalar gören insanlar var burada. Onu güçlü kılan asıl etken tam da bu: Yani, Türkiye’nin demokratik bir ülke olması hedefinde buluşan bir çeşitliliği barındırması. Bu sayede, cirminden çok yer yaktı, hem kurulu düzenin sahiplerinin hem de onun muhalifiymiş gibi yapanların tepkisini çekti.

Ama tam da bu yüzden bu sesin korunması gerek. Ben de karınca kararınca bu gürültüye katkı yapmak için artık bu serbest mekânda olacağım.

Beklerim.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89