• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 27 °C
  • Diyarbakır 36 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 31 °C
  • Berlin 19 °C

Britanya'nın Ganiç'e akıl almaz ayıbı

Ceyda Karan

“Bosna Hersek’in barış içinde varolması adına hakikaten içi yanarak bir şeyler yapmaya çalışan bir tek Türkiye var” dedi yüreğinin yarısı Saraybosna’da kalmış dostum Şerif Turgut. Çok haklı. Bunun son tezahürünü bu yaz eski Devlet Başkanı Yardımcısı Eyüp Ganiç’in Britanya’da durduk yere tutuklanıverip Sırbistan’a iade talebiyle yargılanmasını içeren ‘dudak uçuklatıcı’ davayla bir kez daha gördük.

Gül’ün Saraybosna ziyaretinin önemi

Ama önce Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün önemli sembolik siyasi manalara haiz 2-3 Eylül ziyaretinden biraz söz edelim. Türkiye bu yıl Ermenistan/İsrail/ABD bağlamında dış politikasında binbir güçlüğe düşüp tökezlemiş olabilir, lakin Balkanlar’a gelince iş değişiyor. Avrupa’nın burnunun dibinde barış ve istikrar arayışlarına Batı için de ibretlik katkılar yapıldığını teslim etmek lazım. Gül’ün 2006’dan beri, yani dört yıldır Bosna Hersek’e cumhurbaşkanı düzeyinde yapacağı ilk ziyaret de bunun bir başka göstergesi olacak. Ziyaret Bosna’da 3 Ekim’deki genel seçimler ve cumhurbaşkanlığı konseyi seçiminin öncesine denk gelmesi açısından da mühim. Bu seçimler Dayton’la yaratılmış Sırp, Hırvat ve Boşnaklardan oluşan üçlü başkanlık konseyini yeniden şekillendirecek. Gül üç tarafla da temaslarda bulunacak, Bosna’nın AB yöneticisi Valentin Inzko’nun yanı sıra dini liderlerle görüşecek. Parlamentoya hitabında kuvvetle muhtemel ki birlik beraberliği pekiştirecek mesajlar verecek. Bosna’ya yönelik AB ve NATO üyeliği vizyonu ‘Canım hele bir birleşsinler öyle gelsinler’ anlayışıyla sınırlı olan Batı’nın da bu ziyareti yakından izleyeceği muhakkak. Savaşı durduran ama 15 yıldır barışı tesis edemeyen Dayton anlaşmasıyla bıçak sırtında var olan Bosna’nın istikrarlı bir ülkeye evrilmesi için uğraşan Türkiye’yi Boşnakları kayırmakla itham eden birileri aynı zamanda ayrı gayrılıkları kaşımakla iştigal ediyor. Ganiç olayı bunun en korkunç ıspatı.

Karaciç’in ifadesiyle eşzamanlı tutuklama!

Sırplar, Ganiç’i Yugoslav ordusunun 2 Mayıs 1992’de Saraybosna’dan çekilirken Dobrovoljacka Caddesi’nde 42 askerin ölümüne dair olaydan sorumlu tutuyor. Ganiç’in Sırpların kaçırdığı Boşnak lider Aliya İzzetbegoviç’i kurtarmaya çalıştığı herkesin malumuyken, Interpol’den çıkarılan tutuklama emri de Belgrad’da sahte belgelerle gölgelenen yargı süreçleri sonrası askıya alınmıştı. Ama Bosna’da kurduğu Politeknik okulunun ortak programları gereği sık sık Londra’ya giden Ganiç, ne tesadüf ki, 1 Mart’ta eli kanlı Bosnalı Sırp lider Radovan Karaciç’in Lahey’de Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde ifade vermeye başladığı gün Londra’da tutuklandı! Yüksek tansiyon hastasıyken üç gün boyunca hapiste kötü muameleye maruz kaldı. Sonunda kardeşi Sırplar tarafından katledilmiş, bir Britanyalı bankerle evlenip zengin oluşuyla Hollywood senaryolarına taş çıkaracak bir yaşam öyküsüne sahip Sanela Diajna Jenkins’in ödediği 700 bin dolar kefaletle serbest kaldı Ganiç. Londra’daki mahkemenin Sırbistan yargısının yüzünü kızartacak şekilde temmuz sonunda iade talebini reddi sonrası ilk iş İstanbul’a gelip Dışişleri Bakanı Davutoğlu’yla görüşmesi ise özgürlük mücadelesinde Türkiye’nin de payı olduğuna işaret.

İmdada Berkeley’li Arnaut koştu

Yargı sürecinde ABD’nin ünlü MIT’sinden mezun Ganiç’in imdadına koşan Berkeley mezunu avukatı Damir Arnaut’tu. İşte Washington DC’de White&Case firmasının çok kazanan avukatıyken anavatanının yardımına koşmuş Arnaut, 6 Ağustos’ta Bosna’nın B-H Dani gazetesindeki söyleşisiyle bu davanın perde arkasını ifşa ediyor.

Ne hikmetse uluslararası basın tek satırına yer vermediği, benim de Şerif’in ikazıyla haberdar olduğum söyleşide Arnaut, Ganiç’in yargılandığı Londra mahkemesine sunulan Britanya Kraliyet Savcılık Ofisi belgelerinin şok edici detaylarını şöyle özetliyor: “Açıkça Ganiç Londra’ya 26 Şubat’ta girdiğinde, Britanyalı yetkililer Sırbistan’ı aradı ve onları Interpol’ü filan dışlayıp Ganiç’in tutuklanması için doğrudan talepte bulunmaya çağırdı. Britanya Dışişleri’nde bazı bakanlık temsilcilerinin de katıldığı toplantının ardından Sırpların talebi bölge mahkemesine iletildi. Bütün olgular Sırbistan’ın Britanya hükümeti tarafından teşvik edildiğini ve yargının buna uygun haraket edeceğine inanıldığını gösteriyor. Yargıç Workman sağolsun, bunun büyük bir hata olduğu ortaya çıktı.”

Kurşundan tükenmez kalemim!

Britanya, bu davayla Boşnaklarla Batı’nın 15 yıldır günahlarından ötürü burnunu sürttüğü Sırpları ‘eşitlemeye’ kalkıştı. Yani soykırım, kitle katliamları, hakiki faillerin adalet önüne çıkarılması, hukuk filan hak getire!

Şerif bu yıl Srebrenitsa’yı anma törenlerinin 15. yıldönümü vesilesiyle gittiği Bosna’dan bana bir de hediye getirdi. Bosnalıların olanları unutmamak, unutturmamak için yaptığı hakiki kurşundan tükenmez kalemlerden. Yanımdan ayırmadığım bu tükenmez kalem kim bilir belki de Bosnalı bir çocuğun kalbinden çıkarılmıştır. Benim için Balkanların 1990’larda nasıl olup da ‘yüreğinden vurulduğunun’, her fırsatta vurulmaya devam edildiğinin tezahürü...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89