• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 11 °C
  • Berlin 10 °C

Botan vadisinde barış keyfi

Oral Çalışlar

Şimdi yüzlerin gülmesinin ne kadar mutluluk verici olduğunu görüyorum. Bölgede bütün iklim değişmiş.

Siirt-Şırnak yolundayız. Aşağımızda Botan çayı akıyor. Güneşli bir havada, Siirt’in eski belediye başkanlarından(2002 Kasım’ında seçilen ve 2 aylık milletvekilliği Siirt seçimlerinin iptaliyle sonra eren) doktor Ekrem Bilek’le, çevreyi seyrederek yol alıyoruz.

Dr. Bilek, şimdi Siirt Barış Meclisi sözcüsü. Bölgedeki çatışmasızlık ortamının nasıl “yürüdüğünü”, ilginç örnekler ve olaylar üzerinden aktarıyor.

“Gerillalar geçenlerde bir yerde sıkıştı, asker müdahale edecek olsa çatışma ihtimali var. Barış Meclisi olarak bize başvurdular. Kritik bir vaziyet. Yetkilileri durumdan haberdar ettik. Gereken hassasiyet gösterildi. Bir gerginlik, bir tatsız durum ortaya çıkmaması için, ölümler olmaması için önlem alındı”

“Çözüm süreci”, bölgede gerçekten nazik bir şekilde yürüyor. Halkın ve idari yetkililerin duyarlığı sayesinde, bir kazaya uğramıyor… Yıllarca bölge insanının acılarına tanık olmuş bir gazeteciyim. Şimdi yüzlerin gülmesinin ne kadar mutluluk verici olduğunu görüyorum. Bölgede bütün iklim değişmiş.

Siirt Üniversitesi, geleceğine ilişkin yeni yol haritası çizebilmek amacıyla, bir “Arama Konferansı” düzenledi. Bu amaçla, Siirt’e geldik. 2007’de kurulan ve 6 bin öğrencisi olan üniversite, “geleceğe yönelik nasıl bir yol izleyeceğini” saptamaya çalışıyor.

Siirtli işadamı Ethem Sancak’ın önayak olduğu konferansa Siirtli olmayan Can Paker, İpek Çalışlar ve ben de katıldık. Konferansta; “Arap, Kürt, Süryani, Ermeni ve Türk kültürlerinin bir arada yaşamasının”, bölgedeki temel zenginliklerden birisi olduğu gerçeği üzerinde duruldu. Suriye ve Irak’a komşu olan bu kentin üniversitesinin, bölgede bir “cazibe odağı” haline gelme potansiyeli var.

Siirt, bir kültürler mozaiği olmanın yanısıra, Kürt ve Arap kültürünün içiçe geçtiği ilginç bir kent. Fahri Aral, geçmişte kent merkezinin Arap, çevre köylerdeki çoğunluğun ise Kürt olduğunu, zaman içinde göçler nedeniyle kentteki Kürt nüfusun Arapları geçtiğini gözlemlemiş.

Siirtliler, “değişik kimlik dokusu” nedeniyle, “kentin devlet tarafından kasıtlı olarak ihmal edildiğini” düşünüyorlar. Bu ilin ilçeleri olan Batman ve Şırnak’ın il yapılmasının sonucunda, “kentin güçsüzleştiğini” ve bu nedenle çekilen sıkıntıları vurguluyorlar. Ethem Sancak, üniversitenin, kentle bütünleşerek ve kentin gelişmesine bağlı olarak, kendisine çıkış yolu bulabileceğini düşünüyor.

Satrancın atası taşlar

Arkeolog Haluk Sağlamtimur, Başur çayı vadisinde yaptığı kazılarla ilgili heyecanını bizlerle paylaştı. İlk Tunç çağı mezarlarından birinde oyun taşları bulduklarını anlattı. Başur Höyük, İ.Ö. 4.bin yıldan kalan bölgenin en uzun süreli ve kapladığı alan bakımından büyük yerleşim yerlerindenmiş. Satrancın atası olduğunu düşündüğü bu taşların domuz ve köpek dışında piramidal şekillerde olduğunu söyledi.

Siirt’te belediye başkanı BDP’li Selim Sadak bu kez aday gösterilmedi. Onun yerine, eski HADEP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan aday. Favori yine BDP.

Yıllar önce bir grup gazeteci, Siirt’e askerlerin düzenledikleri bir gezi nedeniyle gelmiştik. 28 Şubat dönemiydi. “Susurluk kazası sonrası günler”di. O zamanlar, “Kürt sorunu” demek bile kolay değildi. Siirt Orduevi’nde, dönemin generalleriyle tartışmıştık. Veli Küçük’ün yargıya teslim edilmek yerine terfi ettirilmesini eleştirmiştik. 17 senede yaşanan değişimi anlamanıza yardımcı olabilecek bir örnek: Şimdi, Siirt Üniversitesi, “Kürtçe eğitim bölümü” panlıyor.

Siirt’in göçle büyüyen Kürt mahallesinde petrol istasyonu sahibi, deneyimli siyasetçi Refik Kızılay, şimdiki çatışmasızlıktan çok memnun. Karşıdaki evleri göstererek: “Burada her gün silah patlardı. Ne rahat ne huzur vardı” diyor.

Botan vadisinde, ne bir aramaya rastladık, ne gerginliğe. Botan çayı boyunca piknik yapan insanlarla karşılaştık. Ilısu barajı nedeniyle sular altında kalacak Villoris köyünün renkli evleri dikkat çekiyordu. “Şırnak-Eruh yol ayrımı”ndaki köprünün üzerinde durduk. Gençler ırmağa ağ atmışlar, balık tutuyorlardı. “Bol balık çıkıyor ağabey” diyerek, tatil gününün tadını çıkarıyorlardı.

Siirt deyince, Tillo medreselerinden söz etmeden olmaz. Yarın da onları anlatacağım...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89