• BIST 89.573
  • Altın 146,325
  • Dolar 3,6382
  • Euro 3,9067
  • İstanbul 15 °C
  • Diyarbakır 16 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 12 °C

Bombalı paket aydınlatılmadan

Abdülkadir Selvi

HDP'nin Adana ve Mersin Teşkilatlarına yönelik bombalı saldırının üzerinden 48 saat geçti ancak henüz olay aydınlatılamadı.

HDP'ye yönelik saldırı karşısında partiler kararlı bir duruş sergilediler.

Devlet çözemedi ama henüz patlamanın dumanı tüterken, HDP yöneticileri olayın sorumlularını tespit ettiler! Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ve AK Parti'yi saldırının faili olarak ilan ettiler.

HDP'ye yönelik saldırı ne kadar yanlışsa, HDP'nin bu tutumu da o kadar vahim.
Çünkü bu HDP'nin şahsında demokrasiye yapılmış bir saldırı.

90'lı yıllar böyle bir saldırı ile başlamıştı. Laik aydınlarımızdan Bahriye Üçok, kendisine gönderilen “Bombalı Paket”in patlaması sonucu hayatını kaybetmişti. Oysa MİT'e çağrılarak Bahriye Üçok'a bombalı paket eğitimi verilmişti.

90'lı yılların karanlık günlerinde Ankara Temsilcileri MİT'e davet edilmiş, aralarından bazılarının suikaste kurban gidebileceği uyarısı yapılmıştı. Uğur Mumcu'yu bu olaydan sonra kaybettik.

12 Eylül'e giden sürecin pimini de yine bir bombalı paketle çekilmişti. Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu ile gelini ve iki torunu kendilerine gönderilen bombalı paketin patlaması sonucunda hayatlarını kaybetmişlerdi.

HDP'ye yapılan bombalı saldırıyı aydınlatma görevi AK Parti iktidarının omuzlarında duruyor. Seçimlere giderken bazı odaklar, HDP'den mağdur profili üretmek isteyebilirler. Bu olay aydınlatılmadan, failler bulunup yargıya teslim edilmeden, bombanın arkasına saklanan gerçeği öğrenemeyeceğiz. Kim ya da kimler gönderdi o bombalı paketleri? Hangi kargo şirketinden gönderildi. Paket hangi şubeye teslim edildi? Polisin şimdiye kadar bunları çözmesi gerekiyordu. Faili meçhul kalan her olay, yeni faili meçhullere davetiye hazırlıyor demektir.

Bu arada istisnasız tüm partiler ile Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın sıcağı sıcağına tepki göstermelerine rağmen HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, ısrarla ve iştahla Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef olarak göstermesi ise şaşırtıcı.
Bu tutum, “HDP patlayan bombalardan siyasi fayda sağlamaya mı çalışıyor” kuşkusunu akla getiriyor. HDP'ye bomba atılmış. Herkes tepki gösteriyor. Selahattin Demirtaş çıkmış, “Seni Başkan seçtirmeyeceğiz” diyor. Bomba ile Başkanlık ne alaka?
Kürtlerin sorunlarının çözümüne kim hizmet etmişse HDP onu hedef alıyor. Kürtlere kim zulmetmişse HDP onların yanında.

İnkar, ret ve asimilasyon politikalarının mimarı kim? CHP.

Dersim'in faili kim? Yine CHP. Ama bakıyorsunuz HDP onun yanında. Hatta şimdiye kadar “Kürt” demeyi cinayet sebebi sayan MHP ile de kol kolalar. Hedef ne? Çözüm sürecinin mimarı olan ve Cumhuriyet tarihinde Kürtlere en büyük hizmetleri yapan Recep Tayyip Erdoğan.

İslam'ın kutsal mabedi Kabe'yi Taksim'e benzetip, bütün dinlence kutsal olan Kudüs'ü Yahudilere veren Selahattin Demirtaş, meydanlarda Diyanet'i yuhalatmaya başlayınca dindar Kürtlerde bir tereddüt oluştu.

Bu durumu tamir etmek için Milliyet'ten Aslı Aydıntaşbaş'ın verdiği sufle ile dindar Kürtleri ekranlara sürdüler.

Altan Tan çıktığı programlarda akla ziyan yorumlarla Erdoğan ve Davutoğlu'na saldırıyor. Altan Tan, 12 Eylül döneminde Diyarbakır cezaevinde işkence edilerek öldürülen Bedii Tan'ın oğlu. Bedii Tan bölgede ilmi ve faziletiyle saygıyla anılan bir insan. İnançlarının bedelini hayatıyla ödeyen bir mazlum. Allah ona rahmet eylesin.

Altan Tan şimdiye kadar Kenan Evren'e saldırmadı, Erdoğan'a saldırdığı kadar. 12 Eylül'ü sanık sandalyesine oturtan Recep Tayyip Erdoğan'la mücadele ettiği kadar, Kenan Evren'le mücadele etmedi.

Altan Tan'ın mensup olduğu parti, darbelerden hesap sorulmasının kapısını aralayan Anayasa değişikliğine destek vermedi. Altan'ın mensup olduğu hareket, 12 Eylül'den hesap sorulmasını sağlayan Anayasa referandumunu boykot etmişlerdi. Kürtler çocuklarıyla helalleşerek seçim sandığına gittiler. Altan Tan, Erdoğan yüzünden Kenan Evren'in hesap vermeden öldüğünü savunmuş. Erdoğan'ın Azrail'i durdurma yetkisi yoktur. Ama o Evren'i sanık sandalyesine oturtup, darbeyi mahkum ettirdi. Evren yargılanırken Altan Tan neredeydi? Bedii Tan'ın oğlu olarak davaya müdahil oldu mu? Evren yaşarken hesap sormak aklına gelmedi de ölünce mi hatırladı?

Altan Tan, 28 Şubat'la ilgili bir çarpıtmanın da peşinde. Altan Tan 28 Şubat'a karşı mücadele verirken Davutoğlu, Harp Akademilerinde ders veriyormuş. Demek istiyor ki, biz askere karşı mücadele ederken sen askere şirin gözüküyordun.

Bu ancak Altan Tan kafasının ürünü olabilir. Çünkü bunun doğru olmadığını en iyi o biliyor.

Ahmet Davutoğlu ve eşi Sare Hanım 28 Şubat mağduru. Ahmet Davutoğlu, Uluslararası camia tarafından dikkatle takip edilen, diğer ülkelerden davet alan bir akademisyen. 1993 yılında Malezya'dan Türkiye'ye döndüğünde, o günkü konjonktür Hazretlerinin etkisiyle görev yaptığı Boğaziçi Üniversitesi'ne kabul edilmiyor. ABD'den davet almasına rağmen o Türkiye'de kalmayı tercih ediyor. Marmara Üniversitesi'ne başvuruyor. Daha önce ısrarla davet eden Üniversite kendi bünyesinde değil, ancak kendine bağlı bir Enstitüde istihdam ediyor. Davutoğlu ise Türkiye'nin 28 Şubat koşullarını yaşadığı bir sırada Yeni Şafak Gazetesi'nde yazmaya başlıyor. Başörtüsü sorununa, askeri vesayete değiniyor. Ağır eleştiriler getiriyor. Bu yüzden Üniversite yönetimi ile başı derde giriyor. Yazı ya da Üniversitede kadro tercihi ile karşı karşıya kalma durumunda, düşüncelerinden ödün vermeyeceğini bildiriyor. Yazıları nedeniyle bir kaç kez Üniversite yönetimi tarafından uyarılıyor. Ama o bırakın pes etmeyi, tam aksine Bilim Sanat Vakfı'nda yeni nesillerin yetişmesi için mücadele veriyor.

Sare Davutoğlu ise başörtüsünden dolayı zulüm gören hekimlerden biri. Başbakan o günleri şöyle anlatmıştı: “Ben Prof. iken eşimin ihtisas sınavında kapıda bekledim. Birisi hakaret etmesin bir şey olmasın diye.”

Ayrıca Ahmet Davutoğlu'nun Harp Akademileri'nde ders verdiği tarih, 1999-2002 arası. Altan Tan'ın partisinin girmeye heveslendiğine benzer, DSP, MHP ve ANAP koalisyonun olduğu dönem.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89