• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 8 °C

Bölünmüş ya da büyümüş... 2022'de Türkiye hangisi olacak?

Ali Bayramoğlu

Referandum sonuçları hepimizi meşgul etmeyi sürdürüyor. Gazetelerde dizilerde ya da köşelerde, siyasi iktidar eleştirisini aşan bir biçimde, korku ve endişe yorumlarını izlemek mümkün...

Bu tür yorumlarda biz referandumda sanki tersi olabilirmiş gibi çoğunluk tahakkümü ortaya çıktı deniyor.

Bunlar belki tabiidir, algı çeşitlidir, ancak korku, endişe ve tehdit fikrine dayalı bir politik duruşu, demokratik ya da iktidarla ilgili kritik bir bakış olarak sunmak sınırları zorlamak oluyor...

Aslında bu tür analizler bir tür sınıfsal nitelik taşımıyor değil, eski rejimin, psikolojik olarak kaybetmekte ayrıcalıklı gruplarının derin sesi olmak ya da sol şerbetle karışmış şekilde yeni iktidar karşıtlığını demokrasi tanımı kılmak diyelim...

Pek de kulak asmamak gerek bu tür analizlere...

Gelelim sadede...

Referandum sonuçları Türkiye'nin nereye geldiğine, nerede durduğuna dair ipuçları verdi.

Aynı sonuçlara bakarak nereye gideceğimize dair ipuçları bulmak mümkün mü?

Muhtemelen evet...

Güç ilişkileri, daha doğrusu siyasi partiler dengesi açısından bakalım...

Referandum sonuçları, seçimlerin 2011'de yapılacağı dikkate alınırsa AK Parti'nin en az bir dönem daha tek başına iktidar olacağını gösteriyor. Bu da aday halinde ki, bu kuvvetle muhtemel, Tayyip Erdoğan 2012'de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin açık ara galibi olacaktır. Biraz daha zorlayacak olursak, Erdoğan'ın en az iki dönem Çankaya'ya seçileceğini tahmin edebiliriz. Bu, Hasan Cemal'in geçenler de belirttiği gibi, yaklaşık 2022 yılı demektir. Başka bir deyişle Cumhuriyet'in 100. Yılı...

Bu tablo değişebilir mi?

Elbette...

Ama değişebilmesinin dört koşulu vardır:

1. Bölgede, ülkede ve dünyada beklenmedik büyük değişimler...

2. AK Parti'nin ve Tayyip Erdoğan'ın bugüne kadar izledikleri reformcu çizgiden sapması...

3. Kürt sorununda basiretsiz politikalarla işin çığrından çıkması...

4. Türk solunda siyasi yarışmayı demokratik çıta etrafında kabul edecek yine kitlesel bir hareketin doğması, bir liderin zuhur etmesi...

Büyük değişimler hakkında bir fikir beyan etmek mümkün değil.

Ancak AK Parti'nin en az bir dönem daha özellikle sivil anayasa istikametinde değişimci politikaları sürdüreceği, daha doğrusu bunun dışında bir yol haritasına sahip olmadığı söylenebilir.

Soldaki hareketlilik ihtimali ise, son referandum kampanyasındaki tartışmalar, Türkiye'deki mevcut solu besleyen, korku ve endişeleri üreten kültürel-coğrafi fay kırığı hattı dikkate alınacak olursa yol denecek kadar azdır...

Kürt sorunu bu açıdan ucu açık kalan sorudur. Bu sorun hükümetin reformcuk ile tutuculuk arasında gidip geldiği bir karanlık alanı oluşturmaktadır. Mevcut politikalar çerçevesinde yönetimi ve şekillendirmesi Kürt örgütlerine terk edilmiş görünmektedir.

O zaman durum şudur:

Kürt politikasında barış ortamına sağlayan, çözüm ışığını bulan bir siyasi iktidar reformcu hattan ayrılmazsa, Türkiye'yi iki dönem daha yönetir... Daha önemlisi yönetmese bile, Türkiye'deki partilere rekabeti temel olarak demokrasi çıtasının yukarıya taşınması, sorunların çözülmesi üzerine kurulur.

Bu, yapılamayacakları değil, yapılacakları öne alan bir siyasi alan demektir...

Bu güç ilişkileri tahminini yaptırtan da şüphe yok ki, kimilerin tahakküm kokusu aldığı yüzde 58'lik oy oranıdır...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89