• BIST 89.931
  • Altın 145,423
  • Dolar 3,5968
  • Euro 3,9078
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin 12 °C

‘Biz sadece Kürdüz’ ve Veda

Hamid Omeri

Alexander Mitscherlich Zulüm Üstüne Savlar* adlı makalesinde, “İnsanları yücegönüllü olma yarışına çağırmak ve bir Uluslar Topluluğu kurmak, kesin anlamda hiçbir işe yaramayan bir önlemdir. Bu konuda ellerinde güç bulunduran yetkelerin, bizleri binlerce yıllık zincirinden boşanmış kabalıktan kaçınmak için iyi niyetin yeterli olacağına inandırmaları yerine, kendimizi çok daha yakından tanımamız yoluyla özgürleşmemize yardımcı olmaları gerekirdi.”diye yazar. Çoğu zaman alıntı yaptıklarımızın dediklerinin tamamına katılmayız ama ömrümüzün sonuna geleceğiz ya bazı sözler bizleri rahatlatır. Nefes alırız sadece.

Özgür olmak isterken kendi elimizle kendimizi bir yerlere bağlı kılışımız olsa gerek son demlerde yaşadığımız. Kantonlar ilan edilirken yetersizliğimizin ve kimsesizliğimizin bana Mehabad Cumhuriyeti’ni anımsattığını ve korktuğumu yazdığım günleri hatırlıyorum. Ocak 2014’te bir Perşembe günüydü bu korkumu yazdığımda. Kanton’un Mehebad Cumhuriyeti’nin kuruluş yıldönümünde ilan edilmesinin çağrıştırdıkları ve beraberinde beliren kaygılar. Üzerinden çok zaman geçmedi. Bir yıl geçmedi mesela. Kobanê’den yüzbinler yollarda. Çaresizliğimizin, kimsesizliğimizin resmi hem serxetê de hem binxetê de. Oturma eylemleri, birliktelik söylevleri, yeniye dair teoriler…! Batı kurtulsa da hem Şengal’den hem Kobanê’den yürüyenlerin yaşadığına anlam vermek hepimizin boyunu çoktan aştı.

Kimlerin ne yaptığına dair söylenecek çok söz olduğu gibi kimlerin ne yapmadığına dair de söylenecek çok söz var. Emek veren, can veren yiğitlerin fedakarlıklarına zarar vermek istemem. Yazdığım her yazımda yanıbaşımdan kalkıp dağlara çıkan o yiğitlerin anılarına hep saygı duydum. Ağrıma giden kanını akıtan o yiğitlerin uğruna öldükleri “değer” için bugün söylenen sözlerdi hep. Benim kendi payıma yaşadığım trajedim bu. Aslında kimseye acımaya takatim yok. Kendime acımaya kalksam şefkatim kendime yetmeyecek. Şefkat duyarak kendime bir çadır kent kurarım. Halepçe’ye, Şengal’e ve şimdilerde Kobanê ye. Tamponu kalbimin tam orta yerine koymalıyım ki bir daha atmasın. Çünkü şefkatim yetmez bana ki yalınayak, aç biilaç yürüyen çocuğa, kadına ve yaşlıya yetsin. Şefkat ve merhametlerinden bahsedip çadırlar açanların yaşadıkları o inanılmaz “haz” a dair T.Eagleton’dan başlayarak uzun sözler de edemeyeceğim.

Savlar, düşünceler, projeler, yeni olan her ne varsa iste. Bu aralar ekranlara yansıyan o reklamdaki gibi kendimi de yanımdakileri de uyarasım var: “Biz sadece üç kişiyiz” ve yetersiziz ve profesyonel değiliz.

Kahrolası romantikleriz işte…!

Veda:

Uzun zamandır ilkehaber sitesinde siz değerli okurlarımla buluşuyorum. Daha önce yazdığım siteler oldu. Yazdığım yerlere sadakatle bağlı biriyim. Bir sitede yazarken bir diğerinde yazmak bir türlü beceremediğim bir şey. Ya da aynı yazıyı farklı sitelere göndermeyi de doğru bulmadığım için hiç yapmadım. Açıkçası hep kendi dilimde yazmak istedim. Bunun için çok ısrarcı oldum. Zaten Kurmancî ile başladım yazmaya. Bir gün değerli dotlarım Ali Fikri Işık ve Fehim Işık ilkehaber’e yazabileceğimi söylediler. Önceleri istekli değildim çünkü Kurdçe yazmak istiyordum. Türkçe yazma maceram dostlarımın özellikle de Ali Fikri Işık’ın ısrarları ile başlamış oldu. İlk yazıların ardından tek başına ilkehaber’in bütün yükünü sırtlayan Mehmet Poyraz ile tanıştım. Kürdçe ilkehaber’den de bahsetti. Bu beni daha çok şevklendirdi ancak bugüne değin muhtemelen imkanlar yetmediği için bunu gerçekleştiremedi. Güncel gelişmelere dair sosyal medydada kürdçe yazdıklarım ise beni rahatlatmıyordu. Kürdçe ile günlük veya haftalık yazmak istiyordum. Aradan yeterince zaman geçtiğini düşünüp ilk kürdçe yazımı köşemde yayınlamanın zamanı geldi diye düşündüm. Ancak editörüm şartların elverişli olmadığını ve bunun için istihdam yoluna da gidilemeyceği için kürdçe yazımı yayınlayamacaklarını iletti bana.

Şefkatim yeter mi bana? Bence yetmez! Bundan sırf bundan veda ediyorum. Elbette benimki jubile değil. Ben Kürdçe yazdığım gibi Türkçe de yazacağım. Biraz nefes almak için sizlerden izin istiyorum. İlkehaber ailesine bana bu imkanı verdiği için sizlere de bana katlandığınız için teşekkür ederim. Hoşçakalınız.

Cogito-Kış-Bahar 96 (Frn.Çev.:N.Sevil)

  • Yorumlar 5
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89