• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 26 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 23 °C
  • Berlin 16 °C

Birilerine payanda mı, özgür bir gelecek mi?

Fehim Işık

Hükümet-Cemaat kapışması tam gaz ilerliyor. Başbakan Erdoğan’ın “Alo Fatih” ile medyaya yansıyan telefon görüşmeleri şimdilerde “Alo Bilal” ile devam ediyor. Tabi Erdoğan’ın telefon görüşmeleri dışında hemen hergün medyaya yeni bir görüşmenin kaydı düşüyor.

Cemaat yanlılarının girişimlerine Hükümet yanlıları da sessiz değil. Daha önce Fetullah Gülen’in Cemaate yakın bazıları ile yaptığı telefon görüşmeleri yayınlandı. En son ise telefonları dinlenen 7 bin kişinin ismi basında yer aldı. Cemaat aralarında akademisyen, gazeteci, siyasetçilerin de olduğu isimleri tek tek dinlemiş.

Erdoğan, Fatih Saraç ile yaptığı görüşmeleri reddetmedi. Aynı gazeteden diğer bir “Fatih” bu görüşmelerin ana akım medyada ne anlama geldiğini Cüneyt Özdemir’in programında anlattı.

Daha öncesinde Fetullah Gülen de basına yansıyan telefon görüşmelerini reddetmemişti. Hem Erdoğan, hem Gülen görüşmelerin içeriğini savunmuş, karşı tarafı ise işin etik boyutuna değinerek suçlamışlardı.

Çatışma kızışınca işin rengi de değişiyor.

Arşivlerde saklanan bilgiler tazeymiş, yeniymiş gibi sunuluyor.

Bu arada bel altı vuruşlar da giderek artıyor.

Bu arada değişen bir şey de tarafların savunma argümanları...

Daha önce reddedilmeyen, etik boyutu öne çıkarılarak karşı tarafa suçlama biçiminde yöneltilen savunu, giderek yerini reddiyeciliğe ve komplo teorilerine bırakıyor.

Biz izleyenlerin anladığı ise şu: Taraflar birbirlerinin gücünü adım adım sınadılar ve şimdi kılıçlar tamamen çekilmiş. Ellerindeki her bilgi ve belgeyi, elbet manüplasyon kıstaslarını da kullanarak yeri geldikçe ifşa edecekler.

***

Şeffaflık ve demokrasi mücadelesi verenler uzun zamandır yazar çizerlerdi; şu hukukla bunca oynamayın, bunca keyfileştirmeyin, birgün size de lazım olabilir, derlerdi.

28 Şubatlarda hukuku hizaya sokup Genelkurmay anfilerinde brifing verenler hukuktan ilk şikayetçi olanlardı. Hem Cemaat, hem Hükümet, o dönem her belgeyi –ki tümü yalandır denilemez– olduğu gibi gerçek kabul etti, günlerce bu belgeler üzerinden mahkemeleri yönlendirdi. Başbakan savcı oldu, Cemaat’in medyası da savcının zabit kâtibi gibi davrandı.

Şimdi hukuktan şikâyet etme sırası Hükümet ve Cemaat’te...

Parlamentoda sayısal çoğunluğu elinde tutan Hükümet yaşananlardan ders çıkarıp hukuku evrensel normlara uydurmak yerine kendini korumaya alacak argümanlarla yeniden “düzenlemeyi” tercih ediyor.

HSYK, İnternet, MİT ile ilgili yapılan düzenlemeler ile sıradaki diğer yasa değişiklikleri bunun göstergesi...

Geçmiş dönemde gönüllü olarak Başbakan’ın zabıt kâtipliğine soyunanlar ise şimdilerde yapılanlardan şikayetçi.

***

Tüm bunlar yaşanırken değişmeyen tek şey Kürtlere vuranların politikaları...

Ergenekon iktidara egemenken Kürtler teröristti ve her türlü uygulamaya müstehaktı...

Ergenekon’un vesayeti kırılıp AKP-Cemaat Koalisyonu iktidara yerleştiğinde Kürtler yine teröristti ve cezaevlerini doldurmaya, dağlarda ölmeye devam ediyordular.

Ergenekoncular mağduru oynamaya başlayınca düştükleri denizden çıkmak için iplerini Kürtlere uzattılar; Kürtleri “gerçek demokrasi için Silivri yollarına” davet ettiler.

Şimdi Hükümet mağduru oynuyor ve Kürtlerden destek istiyor. Argümanı da, Kürt meselesini çözecek tek gücün kendisi olduğu...

Doğrusu Cemaat başından beri hince davrandı, hep kaleyi içten fethetmeye yöneldi. Cumhuriyet’in en bilindik politikasını, “Bu ülkeye komünist partisi lazımsa onu da ben yaparım” anlayışını hiç terketmedi. Cemaat’e göre yanında olmayan her Kürt teröristti. Azımsanmayacak Kürdü yanına katmayı da başardı. Geriye kalanları da Şefkat Tepe’de öldürtmeye devam ettiler.

Hep mağdur olan ve hala Roboski’den KCK’ye her gün yeni zulümlerle karşı karşıya kalan Kürdün çağrısı da kendisi gibi ezilen, horlanan, yok sayılan tüm halklara, inançlara, emekçilere, ötekileştirilenlere...

Gelin, ne Ergenekon, ne Hükümet, ne de Cemaat’in payandası olalım, hep birlikte özgür demokratik gelecek için haramileri, sahtekârları, katilleri tarihin çöplüğüne gömelim, diyorlar...

“Üçüncü Yol” denilen tam da bu değil mi?

Çok mu şey istiyorlar?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89