Aslında ben bu tür şeylere pabuç bırakmam ama nasıl bir ülkede yaşadığımızı bilmeyecek kadar da saf değilim, derken ne kadar haklı Solgun...
Hayretler içinde kalabiliyorum hala.
Bu yeteneğimi yitirmemiş olmamı tabii ki devletime borçluyum.
Aslan devletim benim!
Öyle bir babacan aslan ki… Başına iş mi geldi, zora mı düştün, hayatın mı tehlikede, sığın devletine, gerisini merak etme sen…
Bakın mesela… Yüzleşme Derneği Başkanı yazar Cafer Solgun, Atatürk’ün Dersim’deki rolünden sözettikten kısa süre sonra, yani yaklaşık bir, bir buçuk ay kadar önce ölüm tehdidi aldı.
**
Ailevi sebepler nedeniyle 2 gün kadar uğramadığı ofisine geldiğinde kapıya sıkıştırılmış bir mektup buldu. Normalde apartmanın girişinde biriken postalar arasından bu mektup sıyrılmış, ikinci kata, ofisin kapısına kadar gelmişti. Üzerinde Samsun damgası bulunan bu mektup, sadece Solgun’u değil, ailesini de ölümle tehdit ediyordu. Tek sayfalık bir bilgisayar çıktısıydı ama kenarına köşesine el yazısıyla notlar da iliştirilmişti. Yazan kimse, belli ki hızını alamamıştı. Yazan belli değil ama tuhaf bir örgüt imzası vardı: Katasamo. Bu örgütün adını ikinci kez Sırrı Sakık’a gönderdikleri benzer bir tehdit mektubuyla duyduk.
**
Cafer Solgun’a bu mektupla ilgili ne yaptığını sordum: ‘Kadıköy Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundum. Savcı mektubun orijinalini istedi. Verdim. Sonra, görevi olmamakla beraber ilgili idari makamlara durumu bildirdiğini söyledi. Birkaç gün sonra Samsun emniyetinden aradılar. Mektubun orijinalini onlar da istedi. Ben de savcıya verdiğimi söyleyip fotokopisini gönderdim. Sonra hiç kimseden ses çıkmadı.’
Peki, dedim, koruma tahsis edildi mi size?
‘Yok’, dedi, ‘Ne valilik, ne kaymakamlık bir girişimde bulunmadı. Devletin arayıp hatırımı sormasını bekliyorum. Aslında ben bu tür şeylere pabuç bırakmam ama nasıl bir ülkede yaşadığımızı bilmeyecek kadar da saf değilim. Bir çocuğum var, kızımın büyüdüğünü görmek isterim.’
**
Yazıklar olsun… Önümüzde Hrant Dink cinayeti gibi taze bir felaket varken… O felakete giden yolda, Dink’in aldığı tehditlerin görmezden gelinmesinin payı ortadayken… Ölüm tehditi alan başka bir aydına hala bir koruma verilmiş değil. Daha ne olması gerekiyor bu ülkede, işte buna hayret ediyorum. Daha ne olmalı ki, ders alınsın. Hayat nasıl değişsin bu topraklarda ki, söz söylemenin karşılığı ölüm ya da hapis olmasın. Bir yazar, kızının büyüdüğünü görmek istediğinden endişeyle değil de, neşeyle bahsetsin…