• BIST 97.984
  • Altın 145,792
  • Dolar 3,5776
  • Euro 4,0020
  • İstanbul 24 °C
  • Diyarbakır 30 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 26 °C

Bir parmak bal çalmak..

Reyhan Yalçındağ

"Çok önemli bir süreçten geçiyoruz" cümlesi, bu coğrafya için neredeyse her dönem geçerli olan, her daim kullanılan bir cümle. Bugüne kadar Ortadoğu halklarının içinden geçtiği tek bir "önemli ve kritik" olmayan süreç yok gibi. Mevcut haliyle Türkiye de tam bir toz duman içerisinde; yaşanan kriz, salt bir Gülen cemaati-Hükümet krizi olmaktan çok öte; basbayağı bir devlet krizi yaşanmakta; tüm kolonlar çatırdamakta.

Her zaman sadece kendisine demokrat olan AKP Hükümeti, kendi çıkarlarına dokunulduğunda "yargı bağımsızlığından" dem vurmakta. Cemaat ve AKP elele verip, binlerce Kürt siyasetçisini, avukatını, insan hakları savunucusunu zındanlara doldurduğunda yargı bağımsız değil derken sesimize kulak veren neden olmadı? Total olarak bir halk "yasadışı" sayıldı; neredeyse attığı her adım, söylediği her söz tutuklanmaya yeter görüldü. O zamanlar yargı bağımsız idiydi de bugün ne oldu?

KCK ana davası olarak bilinen ve en fazla seçilmişi kapsayan Diyarbakır dosyasının son celsesinde mahkeme ara kararı açıklamadan evvel Hükümet sözcüsü basın açıklaması yaparak "PKK silah bırakmadığı sürece tek bir KCK tutuklusu serbest bırakılmayacak" dediğinde, mahkeme kimin tesiri altındaydı? Her operasyon sonrasında aynı Başbakan değil miydi ki ekranlara çıkıp "yargıya ve polise talimat verdik; gereken yapıldı ve yapılmaya devam edilecek" diyen? Bugün, bütün bu hukuksuzlukların ve Kürtlerin derdest edilmesi planlarının hem görünen ve hem de paralel devlete dayandığını uçan kuş biliyor.

Öte yandan, 9 Ocak Paris Katliamı, Roboskî Katliamı gibi çoklu hedefler içeren katliamlarda adresi sorguladığımızda aynı AKP neredeydi? Paris’de 3 Kürt kadın devrimcinin katledilmesinin üzerinden 24 saat geçmeden olayın PKK’ye tahmil etme söylemlerini unutmadık. Bu tarihi katliamın tüm ayak izleri bugün Türkiye’yi gösteriyor. Katliamın bazı Avrupa ülkelerine rağmen gerçekleşemeyeceği açıksa da, devlet içi gizli oluşumlarca-yeşil gladio veya paralel devlet denen Türkiye klasiğiyle iç içe olduğu aşikar.

Türkiye’de savcılık soruşturması başladığı söyleniyor ama her zaman olduğu gibi gizlilik kararı nedeniyle içeriğiyle alakalı hiçbir bilgimiz yok. Benzer şekilde, "milli ordularına kumpas" kurulduğu retoriğini tekrarlayan bir başbakan danışmanının söylemlerinden sonra kontr atağa geçmeye çalışan Ergenekon elçilerinin Silivri-Başbakanlık binası trafiğinden sonra Roboskî soruşturmasında failleri aklamaya yönelik Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair karar verilmesini tesadüf mü göreceğiz?

Bugüne kadar Kürtlere karşı işlenen hangi insanlık suçunun failleri yargılandı ve hak ettiği cezaya çarptırıldı? Kürtleri zındana dolduran yargı bağımsız! Kürtleri toplu katledenleri aklayan yargı bağımsız! Kadın katillerine ve çocuk tecavüzcülerine cezasızlık yolunu açan yargı bağımsız! Roboskî’de son emri verenin Genelkurmay Başkanı olduğu bilgisini sakınmadan veren askeri savcılık, aynı kararında, sınırdışı operasyon yetkisini Meclisten ve Başbakanlıktan aldığını da vurguluyor. Dolayısıyla nasıl ki Kürt siyasetçilerine yönelik başlatılan cadı avında paralel devletle hükümet aynı yerde idiyse, Kürtlerin katledildiği yerde de devletin başka birimleri aynı yerde duruyor. Roboskî böyle kapanmaz, ne bu dosya, ne bu yürek acısı böyle kapanmaz. Zaten hukuksuz yere 3 yıla yakın süre elinde tuttuğu 5 Kürt vekili tahliye etmesi, Kürtlerin ağzına çalınan bir parmak bal bile değildir.

Unutulmasın ki geç gelen adalet, adalet değildir!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89