• BIST 89.282
  • Altın 145,897
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • İstanbul 11 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 14 °C

Bir musibet, bin nasihat

Ferda Çetin

Melanet ve çirkinlik ancak bu kadar işe yarayabilirdi. Bir kötülük kendi eylemini gerçekleştirirken, elinde olmadan karşıtının örgütlenerek güçlenmesine de vesile oluyor.

IŞİD vahşi ve adi yöntemlerle toplumda korku ve panik havası yaratmaya çalışırken, uzun bir zamandır uyku halindeki toplumu da silkeliyor.

Aldous Huxley’ın Cesur Yeni Dünya’sındaki umarsız ve duyarsız hale getirilmiş insanları, derin uyku halinden sert bir silkinişle uyanmış bulunuyor. Bir toplum için, yarı ölüm anlamına gelen uyku halinin sona ermiş olması, öyle basit ve sıradan bir olay değil. Bir toplumu "sizi uyutuyorlar, egemenler sizin hakikatinizin yerine kendi gerçeklerini yerleştiriyor" diyerek bilinçlendirmek hiç de kolay değil. İşte İŞİD çetesi bu kolaylığa vesile oldu.

IŞİD çetesi, Kürt halkına kendi gücünün farkına varmasını sağladı. Bu dinci-mezhepçi çete kendisinin yaratan ABD’yi, destekçileri Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’yi de deşifre etti. Adına Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi denilen teşkilatın ne kadar sahte ve işlevsiz bir örgüt olduğunu hepimize gösterdi.

Birikimleri ve tecrübeleri birbirinden farklı birçok gazeteci ve yazar, geçen hafta bu gerçeği yazdı. Ortak ve benzer tespitlerde bulundu. Kötülüğün de iyi şeylere vesile olabileceğini yazdı:

Serhat Bucak, öz savunmanın önemine değindi: Şengal’in savunması, Musul’un IŞİD işgalinden kurtarılması için peşmerge-HPG-YPG güçleri kendi bağımsız yapılarını koruyarak birlikte işgalcilere karşı savaşmalıdırlar… Böylece Kürdistan Silahlı Kuvvetlerinin çekirdeği oluşturulmuş olur.

Ahmet Kahraman tüm eksik ve yetersizliklerine rağmen birleşmenin zorunluluğuna işaret ederek, Güney Kürdistan yönetimine pozitif bir soru sordu: "Kürdistaî ruh, Kuzeyli gerilla ile birleşik cephe kurup dayanışma için daha ne bekliyor?"

Almanya’da yayınlanan TAZ gazetesine bir makale yazan Deniz Yücel, şiddetlenen savaşın siyasi ve askeri alanda birleşmeye yol açtığını anlattı: "Bütün çelişkilere rağmen Kürt partileri ve silahlı güçleri arasında fili birleşme yaşanıyor".

Suat Bozkuş, IŞİD’e karşı sürdürülen savaşın birleştirici etkisine parmak bastı: Bütün ezilenlere eşitlik ve özgürlük ilkesiyle başarıya ulaşan Rojava Devrimi, Kürdistan’ın bölünmüşlüğüne son veriyor. Halkları birleştiriyor, sınırları aşıyor."

Veysi Sarısözen, bu savaştan medet umanlara seslendi: "Mezhepçi siyasetle Kürdistan’a, Irak’a, Suriye’ye petrole gidenler, kendi evlerini o petrolle ateşe verecekler. Yangını kim önleyebilir?" Sarısözen bu yangını Cezîre’de, Kobanê’de, Rabia’da IŞİD’i bozguna uğratan Kürt Özgürlük Hareketi’nin söndürebileceğini yazdı.

Bütün bu yazılanlar IŞİD çetesinin Rojava, Musul, Şengal ve Maxmur saldırıları ile, tüm Kürtleri hedef aldığı bir sürecin yerinde tespitleri. Bu kontrolsüz ve dizginlerinden boşanmış alçaklığı sona erdirmenin yol ve yöntemleri de bu analizlerde var.

Ancak sağduyu ve mantık cephesi büyürken, Kürt halkının duyarlılığını, kendi gücüne dayanarak ve birleşerek mücadele kararlılığını bozmaya, şüpheli hale getirmeye çalışan bir karşıt cephe de var. Olup bitenin farkında olmadığı gibi, kendi halkının mücadele kapasitesinin de farkında olmayan, başarma ve kazanma inancı kalmayan ölü ruhlar cephesi…

Kürtlerin birliği, mücadelesi ve kazanma azmi önündeki engel ne IŞİD, ne ona destek veren bölge devletleri ne uluslararası kumpastır. Bu sözü edilen karşıt cephedir. Mücadelesiz, emeksiz, bedelsiz bir "zafer" peşinde olanlar.

Ölü ruhlar cephesi kimlerden mi oluşuyor?

Önceki gün Bilefeld’de 20 bin Kürt Êzîdî’nin protesto yürüyüşüne ABD bayrağı ile katılan uşak-köle tiplerden.

"Önümüzdeki günlerde sahada ciddi değişiklikler olacak. ABD’nin IŞİD’e yönelik kapsamlı hava saldırıları gerçekleşecek" diyerek, Kürt halkını mücadelesizliğe çağıran, Irak’ın Kürt asıllı Genelkurmay Başkanı Babekr Zebari gibi teslimiyetçilerden.

Kürt aydını diye çağrıldığı TV’de, "ABD’nin Bağımsız Kürdistan projesi yürüyor. Böylesine büyük bir proje içinde Musul ve Şengal’in Sünnilere verilmesi doğaldır" diyerek katliamları meşrulaştıran, çürümüş köle ruhlu sağcılardan.

Ama hakikat kendi hükmünü icra ediyor.

Bu satırların yazıldığı saatlerde, içinde HPG, YJA-Star, YPG, YPJ, KDP, YNK savaşçılarının yer aldığı direniş birlikleri, Şengal’de ve Maxmur’da aynı mevzilerde savaşıyordu. Gerilla birlikleri kenti savunmak için dağdan Kerkük’e iniyordu.

Kürdistan için, Kürt halkının özgürlüğü için yürütülen ortak savaş büyüyor.

Ortada ne parça kaldı, ne sınır.

Yüzyıllık hayal gerçek oluyor.

Hakikaten bir musibet bin nasihattan daha etkiliymiş.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89