• BIST 82.368
  • Altın 147,517
  • Dolar 3,8222
  • Euro 4,0629
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 0 °C

Bir Kâbus…

Ersin Tek

‘‘...Salınıp salınıp çözüldük, yitip yitip tükendik/Hep aynı yolda dolaştık, hep aynı türküyü söyledik/Sonra yandık kendi atomuyla oynayan bir çocuk gibi/Dalıp gittiğimiz hülyadan parçalanarak uyandık…’’(VEFA TAŞDELEN) 

İsmini unuttuğum ‘bir kâbus’un içinden çıktım bu sabah; Uyandım. Korkmuştum. Hem de çok. Bu korkudan olsa gerek, sağ yanım tutulmuştu. Kalbim hızlıca çarpıyordu. Gözlerim ferini kaybetmiş bir haldeydi... 

Hatırlamaya çalışıyorum şimdi, uykunun o karanlık yüzünü. Zihnim tozduman.

Yitik tufanların kıyısında durmuş gibiydim. Küllerimi görüyordum ve bunların altında yenilenmeye çalışan bendim, cehennem nârıyla… Çığlıklar. Kalabalıklar. Bu kâbusta gerçek olan ben vardım sadece. Diğerleri şeytanın sûretlerini kullandıkları birer yalandı.

Sadece Ben ve Şeytan…

Hayat değirmeni kadar ürkütücü ve çöküş kokuyordu…

Kim bilir! Rabbim belki de bu hayat değirmeninde beni, bu kâbuslarla döndürmek ve korkunun suyu ile öğütüp temizlemek istiyor… Ruhumdaki sancıları gören ve bilen sadece O.

Sonra birden hüznün avuçlarında buldu kendini ruhum.

Ruhumdaki gelgitlerden, kalbimdeki şeytani arzulardan, şu an hüzün ve korku süzülüyorken sözcüklerime, O’nun rahmeti yakın, biliyorum, hissediyorum… O’na sığınıyorum. Münâcât ile dolu içim.

Güneşli bir günde geceyi yaşıyorum; odaya kapanmış, kitapların arasında sonsuz sözcüklerimi dileniyorum. İçimdeki kâbus ile beraber hicret ediyorum artık, sonsuz sözcüklerimin diyarına.

Başımda ağırlığı zamansız düşüncelerin… Münzevî bir isyan çoğalıyor her tarafımda.

Saklımda duran umudumun ağlamasına dayanamıyorum, artık. Bitireceğim… Kabuk tutmalı her yaram. Paramparça oldum ama böyle kalmayacak hiçbir şey, değişecek… İlahi adalet yerini bulacak elbet; derinimdeki beşeri hançeri çıkarıp insanların yüzüne fırlatacağım. Bir inziva ile yok edeceğim, gidenlerden arta kalanı.

Sonra yürüyeceğim bu yolları, üstüne üstüne… Koparılan çiçeklerim adına yürüyeceğim. Eski şanını yitirmiş şu bahçeme, bir daha dönüp bakmayacağım. Dayanamaz buna kalbim. Çiçeklerimi acımasızca koparanlar, asla bilemeyecek; çiçeklerinde sevgi istediğini. Çiçeği sevgi ile tutamayan elin bir hüznü olmayacağını…

Yürekleri hüznü tutamayacak bunların asla, benden önce solup gidecekler.

Avuçlarında ahmaklığı ve karanlığı tutanlaradır bu masum kırgınlığım. Onlaradır bütün bu kalabalık sözlerim onlara.

Sözcükleri maske olarak kullanmaktan da bıktım oysa. Adım kayıp şimdi. Sessiz bir çığlık olarak geziniyorum yokluğun alfabesinde. Yeter! Duy/r/ulur mu bir yerlerde, bilinmez…

Bir çilenin yenilgisiyle tutunmayacağım artık, günlerin akışına…

Tüm yenilgilerden uzak bir yerde, kimliğinin bilincine varmaya çalışan isyankâr bir münzevi olacağım. Tek bildiğim, bu… Başladığım ilk noktaya gelmenin telaşını büyüteceğim hep. Sevginin kefensiz yattığı mezarlık da, iki damla arasında...

Hasretliğin dalından düşen, çiğ iki damlanın sonsuzluğundaki yakınlığın rengi gibi... Eğri bir çizginin sınırlarında döneceğim belki. Düz duracağım ama. Saf, dalaveresiz ve beklentisiz bir ömrü yaşayacağım ve yazacağım. İçimdeki sonsuz potansiyeli keşfedeceğim. Berrak bir suya bakıp, yüzümdeki çizgilere gizlenmiş hakikatleri, avuçlarıma yazılmış isimleri, daldığım hülyaları, aldatılmış kalbimi, attığım adımları okuyacağım sil baştan. 

Geç oldu güç oldu belki, bu yaşımda anladım; ‘Bir Değirmendir Bu Dünya’. Her gün, her sabah uyanıp bu değirmene saldıran ‘Don Kişot’larmışız. Çaresizliğinin farkında olmayan kahramanlar. Ve her saldırıda bir parça koparmayı beklerken, bir parçamızın kopup gittiğini anlamadık. Belki de anlamak istemedik. Yarattığımız ya da içinde yaratıldığımız yalanı görmek acı gelirdi… 

Yeni anlıyorum. 

Tüm duyguları döndüren bir değirmenmiş bu dünya; her gün yeni mikropları, yeni günahları, yeni isyanları, yeni ihanetleri, yeni yüzleri, yeni sözleri, yeni yalanları, yeni kâbusları öğütüp öğütüp içimize akıtan… 

Bundan böyle, her şeyden arınmış bir ruhla haykıracağım; Durma! Dön ey aşk ve yan …

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89