• BIST 82.166
  • Altın 147,844
  • Dolar 3,8195
  • Euro 4,0719
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 0 °C

Bir çocuk neden yanar?

Reyhan Yalçındağ

‘’…Mardin’in Midyat ilçesine bağlı Bahvar Köyü’nde yaşayan Lise 1. Sınıf öğrencisi 15 yaşındaki Fırat İzgin, Öcalan’ın üzerindeki tecride dikkat çekmek için kendini yaktı…”

15 yaşındaki bir genç, hem de kendisini yakarak yaşamına son verebiliyor ve gazete sayfalarında ya da TV ekranlarında en fazla böyle bir cümleyle geçiştiriliyor.

Sayın egemen medya mensupları!

Bu öyle geçiştirilebilecek bir haber değildir. Son bir yılda kendi bedenini ateşe veren 3. çocuğumuzdur Fırat. Henüz 15’indedir. Hayalleri, geleceğe dair umutları ve mensubu olduğu Kürt halkının direnişine, barışçıl çözüme olan inancı vardır. Peki ne oldu da bu genç kendi hayatına son verebiliyor? Hem de dünyanın en acı veren yöntemiyle! Onu bu kadar isyan ettiren, yaşanan zulüm ve haksızlıklar karşısındaki sessizliğe öfkelendiren nedir?

Gencecik bir bedenin solan yüzü ardından söylenecek başka şey yok mudur? Bu ölümlerin ardında yatan gerçekleri yazmazsanız, tarih bir gün mutlaka sizden haber soracaktır. Onlar, geride bıraktıkları mektuplarda barıştan ve çözümden bahsedebiliyorlarken, sizler sizi yönetenlerin sözünden çıkmadığınız için haberlerini bile vermekten imtina ediyorsunuz!

Evet, şimdi soruyorum size, bir çocuk neden yanar?

Daha minicikken yakılmıştır köyü ve göç yollarında çocukluğunu yitirmiştir de ondan.

Gözlerinin önünde annesi ya da ablası tecavüze uğramıştır da ondan.

Hiç oyuncakları olmadığı için ellerine geçen yabancı cisim bir anda patlamıştır, en sevdiği arkadaşını yanı başında yitirmiştir de ondan.

Babası onlarca gün işkence gördükten sonra yirmi yılını zındanda geçirmiştir de ondan.

İlkokulda Türkçe bilmediği için öğretmeni tarafından aşağılanmıştır da ondan.

Hala nedenini mi soruyorsunuz? Halkının ezilmişliğine, gördüğü zulme isyandadır da ondan. Bunca aşağılanmayı reddetmektedir de ondan. Peki 15 yaşında bir çocuğu yaşatamadığımız için hepimiz suçlu değil miyiz? Her defasında kayıtlara geçen „ölü çocuklar” hanesinin çoğalması değildir bu çocuk cesetleri. Olsa olsa vicdansızlığın çoğalması, insanlığın azalmasıdır. O yaşlardaki çocukların umutla ve güvenle bakabileceği bir yakın gelecek sunamazsak her birini teker teker kaybedeceğiz.

Bir çocuk yüreği neden kanar?

Gülüşlerini çaldığınız yaşıtlarının katillerini cezalandırmadığınız, tecavüzcülerini koruduğunuz için kanar.

Tecrit yüzünden, işkence yüzünden, çözümsüzlük yüzünden kanar.

Onu teskin edemediğimiz, acılarını dindiremediğimiz için yanar.

Van’daki depremde ısıtamadığınız çadırların orta yerinde tutuşarak yanar.

Yanan çocuk yüreklerinin önünde sevgiyle eğilirken, Fırat’a da tıpkı diğer yitirdiklerimiz gibi şöyle seslenmek isterim: burada sizi anlamayanlara inat „ben de varım, buradayım!” dediniz. „Halkıma yaptıklarınız yanınıza kalmayacak” dediniz. Rahat uyuyun, bir gün mutlaka çocukluk düşleriniz gerçeğe dönüşecek!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89