• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 1 °C

Bir Bonderlans oyunu: Cenevre 2

Amed Dicle

'Cenevre masasında Suriye halklarının temsilcileri dışında herkes var. Bu toplantı Suriye için çare değil, yeni bir kaosa kapı aralıyor...'

Uluslararası hegemon güçlerin umut diye aşıladıkları Cenevre 2 toplantısını yalın şekilde ifade eden bu sözlerin sahibi Heysem El Menna.

Kendisi Suriye Ulusal Koordinasyon Kurulu'nun ülke dışındaki lideri. Herkesle görüşen, ama sadece Suriye halklarına bağımlı olan ve Suriye muhalefetinin en güçlü toplumsal gücü olan 'Demokratik Değişim için Ulusal Koordinasyon', davet edildikleri halde Cenevre toplantısına katılmayacak. Katılmamanın temel sebebi Menna'nın yukardaki sözleri.

Ulusal Koordinasyon halkçı özelliklerinden dolayı Suriye meselesinde dış güçlerce görmezden geliniyor. Zira Koordinasyon, öteden beri Suriye'ye dış müdahaleye karşı ve sorunların diyalogla çözümünden yana. Gel gör ki, barışçıl çözüm gerekli diyen Menna ve arkadaşlarını, aynen PYD gibi dışlayan güçler, şimdi 'barışçıl çözüm' afişi altında yeni savaş oyunu tezgâhlıyorlar. Ve elbette ki, PYD'nin de içinde olduğu Ulusal Koordinasyon bu masadan dışlanıyor.

Uzun zamandır, 'çözüm için bir umut' olarak Suriye halklarına ve dünyaya sunulan Cenevre 2 toplantısının yeni bir eşik olduğu herkesin ortak fikri. Bazılarına göre bu eşikten sonrası kaos, bazılarına göre ise barış. Ama Cenevre 2'de söz sahibi olan güçlerin gündeminde ise sadece barış ve huzur yok. Amaç her şeyden önce 'rejim ve muhalefeti bir araya getirmek', sorunların diyalog ile çözülmesi için zemin oluşturmaktı! Bunun gerçek olmadığını tarafların durumundan bakarak anlayabiliriz.

Cenevre-2'nin en önemli aktörlerinin başında Amerika geliyor. Ve tabii Amerika, sadece Amerika değil. Bu platformda ‘batılı güçlerin ağabeyi’ konumunda olacak. Bu güçler, Suriye'yi de sadece Suriye olarak değerlendirmiyorlar. Suriye'yi, Ortadoğu oyununda kartların açıldığı masa olarak ele alıyorlar. Ortadoğu'daki Şii-Sünni çatışmasının yani bir tarafının İran, diğer tarafının Suudi olduğu bu potansiyel savaş gücü ABD ve İsrail için 'tehlikedir' ve bu 'tehlike' ancak çatıştırılarak bertaraf edilebilir. Bu perspektifle ABD'nin Suriye'ye 'barış' adına sunacağı bir şey yok. ABD, Irak'a ne kadar barış getirmişse Suriye'ye de o ancak o kadar getirir.

Cenevre-2, ABD kadar Rusya için de önemlidir. Zira Rusya, bu masada rejimin meşruiyetini ve devamını sağlayacak konumdadır. ABD, açıklamasa da rejimin devamından yanadır. Çünkü her zaman kendisine bağlı odakları kışkırtacak bir hedef gereklidir. Rusya ve ABD'nin, kendileri için eğlenceli olan bu ‘Bonderlands oyunu’ Suriyelilere sadece eziyet çektiriyor.

Oyunun içine İran'da dahil oldu. Suudi Arabistan zaten 'İslami cephe' adı altında kurduğu savaş gücü ile kendisini Cenevre sonrasındaki kaosa hazırlamış durumda.

Suriye muhalefeti olarak lanse edilen SUK'un durumu ise kaostan ötesi değil. Cenevre'ye gidip gitmeyeceklerini aylarca tartıştıktan sonra 'gitme' yönünde karar çıktı. Bu karar, SUK içindeki çelişkilerin derinleşmesine de ivme kazandırdı.

120 üyeden oluşan SUK içinde yoğun eğilim Cenevre'ye gitmeme yönündeydi. Ancak bağımlı oldukları batı ve körfez ülkelerine 'hayır' diyemediler. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Cenevre'ye gelmezseniz desteği keseriz' diyerek açıktan kendilerini tehdit etti. Aynı uyarı Londra'dan da geldi. Bu açıklamalardan sonra SUK içindeki iç çelişkiler yoğun tartışmalara yol açtı, Koalisyon'dan 40 üye ayrıldı, kalan 80 üyeden sadece 74'ü İstanbul'da toplanabildi. Nihayetinde, 58 üye evet, 14 üye hayır ve 2 üye tarafsız kaldı. Yani; 120 üyelik SUK'un yarısı bile evet demediği halde Cenevre bileti kesilmiş oldu!

Zaten İran'ın da katılacak olması Devrimci ve Muhalif Güçler Ulusal Koalisyonu'nun çekilmesine sebep oldu. Bu durumda, 'muhalefet' adına Cenevre-2 masasına yaralı giden SUK 'pawn' oyuncu olarak yalnız kalmış oldu.

Bu kombine ile toplanmış bir Cenevre-2'de ne olur sorusu akla geliyor. Konferans'ı organize eden güçler, gerçekleşmeyeceği belli bir gündem sunuyorlar. Bu gündeme göre taraflar, yani rejim ile muhalefet aynı masaya oturacak, anlaşma olursa siyasi mekanizma devreye girecek ve herkesin içinde olacağı geçici bir hükümet ile demokratik seçim hazırlıkları yapılacak. Bu durumda eli en güçlü olan ve daha bir tutukluyu bile serbest bırakmamış Esat'ın iktidarı bırakma veya paylaşma gibi bir amacı da, zorunluluğu da yok. Çünkü karşısına oturtulan 'muhalefet' temsilcilerinin çoğu Suriye'yi görmemişler bile. Tek başlarına Halep veya Şam'ın bir sokağına bırakılsalar Camiye gidecek yolu bulamazlar. Ama daha da önemlisi, Suriye içindeki silahlı gruplardan hiçbiri üzerinde SUK söz sahibi değildir. Türkçesiyle 'ateşkes' ilan edebilecek ve bunu uygulayacak bir konumda değildir. Aksine kimi silahlı gruplar Cenevre-2'ye tepki olsun diye askeri saldırıda bulunabilir ve bu Esat'a da saldırı alanı açar.

Cenevre-2'nin sorunlara çözüm getirmeyeceğinin en çarpıcı belirtisi ise, Kürtlerin dışlanmış olmasıdır. Amerika, çok açık bir şekilde 'Kürtler orada bağımsız bir taraf olarak bulunamazlar' diye tavır koydu. Bu, ABD'nin Cenevre-2 planı için beklenen bir tutumdu. Zira, Cenevre, El Menna'nın dediği gibi halkların temsilcileri değil, halklara proje dayatan güçlerin oyun alanı. Kürtler için Cenevre'de bulunmak, tüm Suriye halkları adına çözümün kısmen de olsa tartışılmasına zemin olacaktı.

Bir süre önce Hewler'de her iki Kürt meclisi Cenevre için ortak tutum alalım diye karar aldılar. ABD bu konuda Barzani yönetimine baskı kurdu ve en son, 16 Ocak'ta SUK başkanı El Cerba Barzani ile görüşerek, ENKS'in kendileri ile Cenevre'ye gelmesi için karara vardı. Aslında PKK-PDK mutabakatı ve devamındaki Hewler toplantısı askıya alınmış oldu. Zira ENKS yukarıda özetlemeye çalıştığımız planın oyuncusu olmak durumunda kaldı.

Nihayetinde Kürtler, Kürt olarak Cenevre'de bulunmayacak. Tıpkı Suriye'nin birçok gerçek muhalifi, etnik, dini ve siyasi yapısı gibi... Ama oluşturdukları Demokratik Özerk Yönetim ve güçlendirecekleri öz savunma örgütlülüğüyle Suriye ve Rojava'ya dayatılan savaş oyununa set çekebilirler. Bunun için ise, başta Arap halkı olmak üzere diğer kesimlerle ortaklaşmaları gerekiyor. Bu konuda atılan her adım Suriye için huzura atılmış adım anlamına gelecektir. Ve çok geçmeden Rojava değil, Cenevre Rojava'ya gitmiş olur. (anf)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89