• BIST 107.479
  • Altın 151,616
  • Dolar 3,6610
  • Euro 4,3049
  • İstanbul 21 °C
  • Diyarbakır 22 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 21 °C

Bir bayram yazısı...

Fehim Işık

Eskiler bilir. Bayram Gazetesi vardı. Bayramlarda bütün gazeteler tatile girer, sadece Gazeteciler Cemiyetinin yayımladığı Bayram Gazetesi olurdu. Bu gazetede de Cemiyetin belirlediği yazarlar köşe yazar, diğer gazetelerin görevlendirdiği muhabirler, editörler haber yapardı.

Gazetenin köşe yazıları genellikle nostaljik olurdu. Yazıya başlayan, “bu bayram” der, sıcak ve güncel olmayan konular üzerinden Polyannacılık oynardı çoğunlukla.

Haberlerde öyleydi; bayram mesajları, bayram duyuruları, bayram, bayram, bayram...

Magazin haberlerin yanı sıra kaza haberleri çoğunluktaydı. Bazen de bir iki dosya/dizi haber ile sözüm ona sosyal yaralara parmak basılırdı.

Hastanelerdeki kuyruk çilesi, tüp, benzin sırası, ekmek fiyatı haberleri filan olurdu.

Sonra ne olduysa gazetelerden biri bunu reddetti ve ‘gelenek’ yerini gazetecilerin bayram tatilinin ortadan kalktığı yeni bir duruma bıraktı.

O zaman gazeteci filan değildim; öncesinde çocuk, sonrasında genç bir okurdum sadece.

Ama bugün gibi hatırlıyorum. Bir gazetenin reddiyle ortaya çıkan duruma hem gazeteciler, hem de Cemiyet içerlemişti.

Cemiyetin neredeyse sıfır maliyetle yaptığı gazeteden elde ettiği ciddi bir gelir kaynağı kurumuş, gazetecilerin de bayram sürecince tatil yapmaları olanağı ortadan kalkmıştı. Karşı çıkmalarının nedeni buydu.

Gerçi işin burasına takılmak gerekmiyor, esasen gazetenin her tarafından şapır şapır dökülen Polyannacılık ilgi alanımıza girmeli. İnsanları mutlu etmek, zaten hep gizlenen gerçekleri bir de bayram münasebetiyle gizlemek için öyle bir çaba vardı ki tahmin edemezsiniz. Tek kanallı siyah beyaz TRT’de aynısını yapınca, değmeyin gitsin.

Bayram dışındaki diğer gazetelerin ve tabii bu gazetelerde gazetecilik yapanların hakkını da yemeyelim.

Onlar, bayram öncesinde ve sonrasında da birçok konuda etliye sütlüye dokunmayan cinsten bir yayımcılık yaparlardı.

Örneğin 12 Eylül’ün ağır zulmüne, işkencelerine bunların literatüründe yer yoktu.

12 Eylül öncesinde de sadece devletin belirlediği sınırlar içinde kulaç atarlardı.

Kürt sorunu mu?

O da ne? Öyle bir sorun yoktu ki!

Herkes bu ülkede Türk’tü ve Türkler de çok mutluydu. Bir avuç eşkıya, şaki, anarşist vardı, onlar da zaten toplumdan dışlanmış, sevilmeyen kişilerdi bu gazetelere göre.

Şimdi bazen birilerinden dinleriz ya, “Bu ülkede 20-30 yıl önce Türklük-Kürtlük diye bir şey yoktu” derler. İşte bu söylemde, devletin ret, inkar, asimilasyon politikasına biat etmiş gazete ve gazetecilerin payı, en az devletin yürüttüğü yok etme politikası kadardır.

Bir tek Kürtlere değil, neredeyse devletin ‘cız’ dediği tek şeye dokun(a)mazlardı, o dönemin gazeteleri ve gazetecileri.

Muhalif basın vardı elbet.

Özellikle ‘70’li yılların ortalarından itibaren muhalif basın kitlelere giderek artan bir dozda ulaşmaya başladı. Ama bunların hiçbiri her tarafı renkli, koca koca fotoğrafların süslediği Günaydın gazetesi kadar etkili olamıyorlardı.

Şimdi ne oldu?

Gazete sayısı arttı; televizyon sayısı arttı; muhalif cenah gazetelerden onlarca kat daha güçlü araçlarla, İnternet yayımcılığı ve sosyal medya platformlarıyla tanıştı.

Diğer bir deyimle gazetesinden televizyonuna, İnternet’inden sosyal medyasına basın yayın alanına toptan bir renklilik geldi.

Bu kez hakim olan anlayıştaki renkler oldu. Eskiden gazeteler renkli olsa bile anlayış tek renkti. Şimdi anlayışlar ya siyah ya da beyaz.

Ortası yok.

Gökkuşağının milyonlarca rengini göremezsiniz.

Sadece şu Cemaat polislerine dönük yapılan operasyona bakın, ne anlarsınız?

Birilerine göre onlar kahraman polisler, diğerlerine göre ise onlar halkına ihanet eden, devleti ele geçirmek isteyen paralel bir güç odağı. Birkaç muhalif, demokrat gazete ve televizyonu çıkarın, bakış açılarındaki renkler sadece siyah ve beyaz.

Tek renklilikten, Polyannacılıktan, siyah ve beyaz renklerinin hakim olduğu yeni bir sürece evrildi medya.

Ne mi olacak? Eskisi nasıl kâr etmediyse, yenisi de kâr etmeyecek.

Gökkuşağının tüm renkleri hakim oluncaya kadar mücadele sürecek.

İşte o zaman da gerçek bayram olacak.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89