• BIST 90.040
  • Altın 146,366
  • Dolar 3,6184
  • Euro 3,9314
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 20 °C

Bilim dili olmayan dille eğitim olmazmış!

Zana Farqînî

Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İnsanoğlu, bir gazetecinin sorusu üzerine Kürtçe eğitime karşı olduğunu söyledi. Tabii gerekçe olarak da Kürtçe’nin bilim dili olmadığından bu dille eğitim yapılamaz. Onun bu açıklaması daha önce Bülent Arınç’ın Kürtçe’yle ilgili söylediklerinden farklı değil. O da Kürtçe’nin medeniyet dili olmadığını iddia etmiş ve benzer gerekçeyle Kürtçe eğitime karşı çıkmıştı.

Ekmeleddin Bey Kürtçe eğitime karşı çıkarken anadilin insanın vatanı ve ana sütü gibi olduğunu da söylemekten geri durmuyor. Aslında bu sözlerle sempati toplama niyetinde. Çünkü sıra anadilinde eğitime geldiğinde onun siyasi dünya görüşünün refleksleri devreye giriyor. Ama bilim insanı kimliğiyle de zevahiri kurtarmaya çalışıyor.

Kürtçe’nin bilim dili olabilmesi için yüzyıl gerekiyor diyor İnsanoğlu. Çeşitli disiplinlerle ilgili terim ve kavramların oluşması, o gereksinimlerin karşılanması için belli bir zamana ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Fakat bir dilin gelişip serpilmesi için o dilde eğitimin yapılması gerekliliği söz konusu olduğunda gerçek niyetini belli ediyor. Ona göre bir devletin bir dili veya bir resmi dili olur. Bu düşüncesiyle çok dilli devletleri görmezden geldiği gibi tekçi anlayışın süregelen uygulamalarını savunmuş oluyor.

Kürtçe yokturdan medeniyet ve bilim dili olmadığına geldik. Çünkü bir dili inkar etmenin, dilin kullanılmasını yasaklayan yasaları savunmanın artık bir karşılığı yok. Onun için, sahip oldukları zihniyet gereği yeni bahanelerin arkasına saklanıyorlar.

İnsanoğlu Kürtlere şirin gözükmek için bir şey daha söylüyor. Kürt ve Türklerin buraları birlikte yurt edindiklerini de açıklıyor.

Bir an İnsanoğlu’nun açıklamalarını doğru olduklarını varsayalım. Eğer Kürtçe bilim dili değilse, bu durumun müsebbibinin kim olduğunu sormamız gerekmez mi? Hadi Osmanlı’nın son dönemlerini bir tarafa bırakalım, cumhuriyetin başından beri Kürtçe’yle eğitimi, yazıp çizmeyi, konuşmayı kim yasakladı? Dil denilen canlı organizma kendi varlığını nasıl koruyacak, nasıl gelişecek, gereksinimlerini nasıl karşılayacak? Dille konuşulmadığı, yazılıp çizilmediği, onunla eğitim ve öğretim yapılmadığı zaman, bu çağda egemen dille karşı kendi varlığını koruyabilme gibi başka bir şansı var mı acaba?

Hayır hiçbir şansı yok. Zira kamusal alanın dışına itilmiş bir dilin geleceği yok. Anadilini kullanmak, onu öğrenmek, kendi imkanlarıyla onu geliştirmek sadece asimilasyonu biraz geciktirebilir o kadar. O yüzden anadilinde eğitime karşı çıkmanın gerekçesi olarak bilim dili olmadığını iddia etmek aslında bazı siyaset bilimcilerin dediği gibi asimilasyonist politika ve uygulamaları sadece yumuşatıp sürece yaymaktır.

Hem buraları birlikte yurt edindik denilecek hem de Kürt’ün temel haklarını bilimsel kılıflarla ret ve inkar edilecek. İslami hassasiyetleri de olan cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İnsanoğlu’nun kardeşlik ve demokrasi anlayışı bu.

Hemen hemen hiçbir dil arı değil, dolayısıyla her dil kendini geliştirebilir, türetme ve ödünç alma gibi bazı yol ve yöntemlerle ihtiyaçlarını pekala karşılayabilir. Yeter ki dilin akacağı kanalları açık olsun.

Eğitimde kullanılmayan, kamusal alanda var olmayan serbest bir dil dahi gelişemez. Onun için bir dilin gelişmesi için eğitim de şart.

Diller konusuna gelince fakir dil yok, yasaklı dil var. Resmi dil olmayan, devlet dili olmayan, mağdur edilmiş diller var. Egemen dillere direnen, kendi varlığını korumaya çalışan diller var. Kürtçe için ileri sürülenler ise tek kelimeyle bahane. Asıl olan niyet, gerisi ise teferruattır. Kürtçenin durumu da direkt olarak Kürt meselesine bağlı. Dolayısıyla Kürtlerin statüsü Kürtçe’nin statüsünü de belirleyecektir.

Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89