• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara -8 °C
  • İzmir 2 °C
  • Berlin 2 °C

Bihakkın adalet!...

Selma Irmak

Barış süreci ilerlerken,toplum olarak yüzünü güneşe çeviren güne aşık çiçekleri gibi yüzümüzü barışın gülen yüzüne çevirmişken, aylar, mevsimler de ilerliyor.

Cezaevlerinde zamanın hesapsız oldugunu düşünenler yanılıyorlar. Zaman, öyle dışardaki gibi saatlere, günlere, haftalara ayrılmaz. Zaman, yaşamın canlı yüzüne ayarlıdır. Anlama, güzelliğe, üretkenlige ve her daim canlılığa ayarlıdır. Öğretilmişlikler, ezberler, rutin alışkanlıklar yerini, yeniden yaratıma, zihinsel öze dönüşe bırakır. Özgürlük, dostluk, paylaşım ilk anlamlarına, kirletilmemiş, duru bir su rengindeki ruhlarına kavuşurlar.

Cezaevleri insanın kendini yeniden gerçekleştirdiği, iradesini suyla besleyerek çelikleştirdiği mekanlara dönüşür. Dışarda, insan, bir bardak suyun içinde kendi açmazları, çevresine çizilen camdan sınırlara çarpa çarpa yaşamdan bezginleşen, umudu yitirip alıklaşan bir balık gibi yaşarken, cezaevi insana içindeki ummanın kapılarını açar.Yitirdiği ve durmadan aradığı her şeyi kendi içinde buldurur.

Ama öyle anlar vardır ki; “ejderha olsan kar etmez” “yedi kol demiri” indiğinde elin kolun bağlanır... Ölüm, en cok cezaevlerinde en ceberrut yüzünü gösterir mesela. Hastalık dikenli teller gibi ayaklarına dolanır insanin.

Barış süreci Nisan yağmurlarıyla coşan bir nehir gibi umut, coşku, yaşam sevinci getirmeye hazırlanıyorken, bir çığlık koparmak istiyoruz cezaevlerinden! Yedi kol demiri ve beton duvarlar sesimizi kısmışken; vicdanları kanatana dek, hançerimizi yırtarcasına haykırmak istiyoruz: Cezaevlerinde yüzlerce hasta arkadaşımız var!.. Onlar yaşamı en anlamlı, en vakur haliyle yaşayanlarımızdır. Onlar solgun yüzlerinden umut ve direnci asla düşürmeyen; dostluk, yoldaşlık, sevda çiçeklerini hiç soldurmayanlarımızdır.

Uzun zamandır kamuoyunun gündeminde olan ama ne yazık ki tek bir somut adım atılmayan bir konudur hasta tutsaklar. Bu bizim en hassas noktamızdır. Bir kez daha, daha yüksek sesle kamuoyunun dikkatine sunmak istiyoruz. İçeride tedavisi doğru dürüst yapılmayan pek çok arkadaşımızın hastalık evreleri ilerlemiş, kronikleşmiş durumdadır. Sağlıklı tedavi koşullarında iyileşebilecek, kendilerini adadıkları toplumsal inşa mücadelesine katılabileceklerdir.

Pek çok arkadaşımızın hastalık evreleri ilerlemiş, belki de telafisi zor bir aşamaya gelinmiştir. On yıllarını cezaevlerinin her türlü tüketici, yıpratıcı ve bir kemirgen gibi bitirici koşullarında geçiren bu arkadaşlarımızın bundan sonraki yaşamlarını daha rahat koşullarda, dışarda sevdiklerinin yanında geçirmeleri en yaşamsal meşru haklarıdır. Bunun mücadelesini vermek insan olan herkesin insani, vicdani, ahlaki sorumluluğudur.

Hasta bir arkadaşımız yazdığı bir mektupta aynen şöyle diyordu: “Yaşam ve ölüm arasındaki çizgini düşünce ve duygumdaki belirsizliğini yazmam bile, kağıda ve sana zulümdür...”

Eğer bu cümlenin ağırlığının altından bir insan, bir toplum, bir devlet her kim kalkabiliyorsa, serçe parmaklarımızı teker teker bırakıp, giden arkadaşlarımızı izlemeye devam etsin.

Barış sürecinin aktarımı, her kesimin görüş, öneri ve katkılarını almak için il il dolaşan Akil İnsanlar, şayet bizim diyarlara yani cezaevlerine de uğrasalardı, barış sürecinde toplum vicdanının daha fazla yara almaması için hasta arkadaşlarımızın derhal bırakılması gerektiğini söylerdik. Yine de biz talebimizi iletmiş olalım. Bu en basit, uygulanması en kolay barış kadar değerli en makul talebimizdir.

Adalet Bakanlığı tarafindan hasta tutuklu ve hükümlüler için görüntüde bir yasal düzenleme yapıldı. Ama bunun da bir aldatmaca, pratikte karşılığı olmayan koca bir “hiç” olduğunu gördük. Bu yasal düzenlemeye durumu uyan hiçbir hasta tutuklu, hükümlü yok mu yani? Peki bu yasal düzenleme kimin için yapıldı? Bu arkadaşlarımızın bırakılması için daha ne bekleniyor? İyi niyet adımı ve samimiyet testi bu değilse nedir?

Kimseden asla merhamet beklemiyoruz. Bu arkadaşlarımız için bihakkın Adalet istiyoruz.

Hasta bir arkadaşımızın daha cezaevinde hayatını kaybetmesine izin vermeyeceğiz. Herkes bilsin ki buna sessiz de kalmayacağız!... Duyarlı kamuoyunun bu konuya sahip çıkmasının sonuç alınıncaya kadar mücadele etmesinin hayati önemde olduğunu belirtmek istiyorum. Sözlerimi cezaevindeki bir şair arkadışımın dizelerini tüm hasta arkadaslara armağan ederek bitirmek istiyorum.

“Söyleyememişiz...
 Dilimizin ucunda kalmış içimizin kahrı
Sisli havaya sarmışız sözlerimizi
 Bazen bükülmez dağların rivayetleri çağırmış bizi
 düşmüşüz ardına
 Bir elimizde ateş, bir elimizde gece sessizligi,
 ceylan narinliği...
 Bazen de uzak kentlerin rivayetleri cağırmış bizi
 yürümüşüz...
 Bir yanımızda çıplak caddeler, çıkmaz sokaklar
 Bir yanımızda insan tuzakları, gün avcıları...
düşmüşüz...
 Gece sefasında gül kırıkmış
Kardelen filizlenmiş...”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89