• BIST 97.533
  • Altın 145,969
  • Dolar 3,5805
  • Euro 3,9998
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 23 °C

Biden Irak'ta haklı mı çıktı?

Gönül Tol

Başkan yardımcısı Joe Biden 2006 yılında Irak’ı bir arada tutacak bir plan öne sürmüştü. O zaman Biden Delaware Senatörüydü. Plan Irak’ın Sünniler, Şiiler ve Kürtler arasında özerk üç bölgeye ayrılmasını öngörüyordu.

2006 ağustosunda Washington Post’a yazdığı bir yazıda şunları söylüyordu Biden: ‘Görünen o ki, Irak’ta Sünniler ve Şiiler arasındaki çatışma dışardan gelen terörist örgütlerin yarattığı şiddetten çok daha fazla şiddet yarattı. Irak’ı bir arada tutup barışı sağlayacak ve Amerikan askerini eve döndürecek tek yöntem Irak’ı üç özerk bölgeye ayırmak.’ Biden’a göre Irak’ın sorunları Amerikan askerinin çözebileceğinden çok daha karmaşıktı. İşsizlik, mezhep çatışması, kurumların görevlerini yerine getiremiyor olması çatışmayı körükleyen temel faktörlerdi. Ve bunların çözümü Amerika’nın boyunu aşıyordu. Bush yönetimini Irak’a dair kapsamlı bir stratejisi olmamakla suçluyordu.

Biden’ın planı Bush yönetimi de dahil pek çok kesim tarafından Irak’ı bölmek istediği gerekçesiyle eleştirildi. Eleştirilerin bir kısmının altında Irak’taki Amerikan askeri varlığının Irak’ın sorunlarını çözebileceğine dair inanç yatıyordu.

Bugün Irak’ın geldiği nokta ve Washington’daki Irak tartışması Biden’ı haklı çıkardı. Tıpkı Biden’ın dediği gibi Irak’ın temel sorunu terör örgütleri değil, Irak’ı bu örgütler için cennet haline getiren mezhep çatışması ve bunun doğurduğu sosyal, siyasi ve ekonomik sorunlar. Ve yine Biden’ın dediği gibi bu sorunlar Amerikan askeriyle ve sadece Amerika tarafından çözülebilecek cinsten değil.

Biden 8 yıl evvel anlaşılmamıştı ama bugün Washington’da pek çok insan benzer şeyler dillendiriyor, Obama’nın Irak’ın toprak bütünlüğünü korumaya çalışan politikası eleştiriliyor. Kongre dahil bir çok platformda Irak’ın fiilen bölündüğü, sorunların özünde gücü kendi elinde toplamaya çalışan Şii bir başbakanın körüklediği mezhep çatışmasının olduğu ve Kürtlerin bağımsızlık hayalinin desteklenmesi gerektiği konuşuluyor. Obama’nın Bağdat’ı bypass edip direkt olarak Iraklı Kürtleri silahlandırması dahi Obama’nın her dış politika manevrasını kıyasıya eleştirmiş Washington’da gürültü koparmadı.

Bu sessizliğin altında Irak’ın toprak bütünlüğünü korumanın güçlüğünü anlamış olmak kadar Amerikan askeri müdahalesinin IŞİD’in ilerleyişini durdurmuş olmasının da payı var. Fakat yine Biden’ın dediği gibi mesele yalnızca bir terör meselesi değil ve Amerika’nın hala kapsamlı bir Irak stratejisi yok.

Asıl mesele IŞİD’in yükselişine zemin hazırlayan sosyal, siyasi ve ekonomik faktörlerin değiştirilmesi. Bunun için Bağdat’ta kapsayıcı, Kürtleri, Sünnileri ve Şiileri temsil edecek bir hükümetin kurulması şart. Böyle kapsayıcı bir yönetimin kurulmasının önündeki en büyük engel Maliki’nin Başbakanlık koltuğundan indirilmiş olması önemli bir adım fakat yeterli değil. İki sürecin eş güdümlü olarak yürütülmesi gerekiyor: IŞİD’in ilerleyişinin durdurmak ve Kürtlerin, Sünnilerin ve Şiilerin temsil taleplerinin karşılandığı bir hükümet kurmak. Ortada bir güvenlik tehdidi varken hükümet kurma çalışmalarının sağlıklı ilerleyemeyeceği açık. IŞİD’in otorite boşluğundan faydalandığını göz önüne aldığımızda hükümet kurma sürecinin de terörle mücadele ile eş zamanlı olarak yürütülmesi gerekiyor.

Fakat Irak’ta bir yandan tüm grupları radikal örgütlerin ilerleyişine karşı ortak hareket etmek için zorlamak, diğer yandan hükümet kurma çalışmalarını hızlandırmak Amerika’nın tek başına yapabileceği bir şey değil.

IŞİD’in Bağdat’a ilerleyişinin durdurulmasında İran’ın Bağdat etrafındaki Şii milisleri mobilize etmesinin payı büyük. Ayrıca Maliki’nin Başbakanlıktan indirilmesinde de İran en önemli rolü oynadı. Yani Amerika Şiilerin hem IŞİD’le savaşa hem de hükümet kurma sürecine yapıcı bir şekilde dahil edilmesi için İran ile çalışmak zorunda. Sünnileri aynı şekilde angaje etmek için de Amerika’nın Sünni müttefiklerine ihtiyacı var.

Washington da Kürtleri ikna edebilir. Amerika’nın Erbil’i IŞİD’den koruyan askeri müdahalesini ve CIA’in Kürtleri silahlandırmasını göz önüne aldığımızda belki de Amerika’nın Irak’ta en çok sözünü dinletebileceği grup Kürtler. Ve Kürtler Irak’ın ne yöne evrileceğinde de belirleyici olacak.

Kısacası Irak’ın sorunları IŞİD’i bombalamakla, Kürtleri silahlandırmakla aşılacak türden değil. Çok daha geniş çaplı siyasi ve diplomatik bir angajman gerektiriyor. Asıl sorun Biden’ın 2006’da işaret ettiği sorun: Washington’ın kapsamlı bir Irak stratejisi yok. Fakat bu kez 2006’dan farklı bir faktör de var: Amerikan yönetiminin bu tür bir angajman için siyasi iradesi de yok.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89