• BIST 106.843
  • Altın 142,580
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 26 °C
  • Diyarbakır 37 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 32 °C
  • Berlin 25 °C

BHH’nin seçim tavrı üzerine

Fatih Polat

Geçen hafta bu köşede, Birleşik Haziran Hareketinin (BHH) seçimler konusundaki tutumuna dair açıklamasına bir ucundan değinerek, bu konuyu daha detaylı tartışacağımızı belirtmiştik. Kaldığımız yerden devam edelim.

BHH’nin, içinde sol, sosyalist parti ve yapılarla birlikte CHP’li bazı milletvekillerinin de olduğu bir hareket olarak, seçim açıklamasını başka etkenlerle birlikte bu yapısal gerçekliği de dikkate alan bir tarzda kuracağı tahmin ediliyordu. Ancak bu gerçeklik, 7 Haziran seçimlerinin, AKP iktidarını ve sermaye gericiliğini zayıflatarak, halk güçlerinin mevzilerini genişletmek açısından değerlendirilmesi ihtiyacını ortadan kaldırmıyor. Bunun da, AKP’ye karşı tek başına CHP’nin yer alacağı bir parlamento yapısıyla sağlanamayacağı açıktır.

Peki BHH seçimlerde nasıl bir tutum alacak?

BHH’nin yaptığı açıklamada bu konuda şöyle bir çerçeve sunuluyor:

“Birleşik Haziran Hareketinin seçimlere yönelik, başta CHP ve HDP olmak üzere, hiçbir kesimle parlamentoda temsiliyet kaygısı üzerinden bir müzakeresi söz konusu değildir. Birleşik Haziran Hareketinin kendi dışındaki sol kesim ve partilerle ilişkilerindeki temel duyarlılığı Gezi milyonlarının sorun, talep ve beklentileridir.

Birleşik Haziran Hareketi, seçim süreci ve sonrasında bu konumunu korumak konusunda kararlıdır. Ancak bu bağımsız duruşun bir gereği olarak, altını çizdiğimiz toplumsal talepleri inandırıcı biçimde sahiplenen güçlerle seçim sürecinde dayanışma içinde olacağımızı da kamuoyu ile paylaşıyoruz.”

BHH’nin CHP ve HDP ile vekillik temsilini içeren bir müzakeresinin söz konusu olmadığı net ifade edilirken, belirli taleplerin savunulması koşuluyla bir dayanışmadan söz ediliyor. Ancak açık bir destek ifadesi kullanılmıyor. Ve şu ana kadar BHH içinde “Bu açıklama hiç bir partiye destek anlamına gelmez” diyen siyasi parti temsilcileri olduğu gibi, daha açık tutum alınarak HDP’nin desteklenmesi gerektiğini dillendirenler de var.

Diğer yandan, BHH’ye ya da içindeki bir partiye dışarıdan yapılan, seçimlerde ortak hareket etme teklifleri ve çağrıları da fazlasıyla abartılı bir biçimde BHH’yi bölme çabası gibi yorumlanabiliyor.

Bu tartışmanın sol, sosyalist güçler arasında daha soğukkanlı yapılması gerektiği açıktır. Sadece Erdoğan’ın başkanlık hesaplarına fren koymak için de değil, bununla birlikte halk güçlerinin kazanımlarını birçok bakımdan büyütmek açısından da, sol, sosyalist güçlerin ortak bir tavır geliştirmesini beklemek, bunu talep etmek son derece doğaldır.

Biz bu umudumuzu daha önce bu köşede, “HDK ve BHH... Neden olmasın?” (7 Ocak 2015) başlıklı yazımızda da ifade etmiştik. Aradan geçen süre içinde HDP ile EMEP arasında ilan edilen ittifak bu açıdan umut yarattı. Bu cephenin BHH’nin de katılımı ya da desteğiyle daha da büyütülmesine yönelik beklentimiz ise, şu anda muğlak bir ‘dayanışma’ ifadesiyle boşta duruyor.

Ancak bu sürecin olumlu anlamda ilerletilmesine yönelik BHH içinden yapılan katkılar olduğunu görmek de sevindirici. Bunlardan birini bu köşeye taşımak istiyorum.

BHH Yürütme Kurulu Üyesi ve Mimarlar Odası Avukatı Can Atalay, ilerihaber.org’da yer alan “Dayanışmayı somutlamak: HDP ile dayanışma” başlıklı yazısında şöyle diyor: “AKP’nin geriletilmesi yolunda bir adım daha atabilmek için Halkların Demokratik Partisi ile kendi programatik önceliklerimiz çerçevesinde dayanışma içinde olmak görevimizdir.”

Atalay yazısında şu vurguyu da yapıyor: “Doğru yahut yanlış, ne dersek diyelim Halkların Demokratik Partisinin barajı aşma iddiasını önemsizleştirerek, AKP’nin parti devletinin bu sefer öncekilerle karşılaştırılamayacak ölçüde bir ‘zafer’ ilanı olacağını önemsizleştirmiş olmaz mıyız?”

Atalay’ın ifade ettikleri, bu tartışmanın çok kritik bir yönüne işaret ediyor. Gezi ve Haziran ruhunun kendi tarihselliği içindeki özellikleri de, Can Atalay’ın bu yaklaşımında ifadesini buluyor.

Diğer yandan yazıyı bağlarken HDP ile EMEP ittifakı bağlamında da vurgulanması gereken önemli bir nokta var. Bu birliğin ortaya koyacağı seçim bildirgesi, halk kesimlerinin taleplerini kapsayıcı bir biçimde temsil etme özelliğine sahip olmalıdır. Çevresindeki güç birliğini büyütmenin bir yolu da buradan geçmektedir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89