• BIST 107.792
  • Altın 151,812
  • Dolar 3,7027
  • Euro 4,3496
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 10 °C

Beyaz atkılardaki umut

Aslı Aydıntaşbaş

Dilim varıp tam olarak istediğim cümleyi kuramıyorum. Bir cinayet, hele de bu kadar tüyler ürperten bir cinayetle ilgili iyimser ifadeler içeren bir cümle kurmak, kulağa hoş gelmiyor. Çünkü geçmişi, düşünceleri, siyasi bağlantıları ne olursa olsun, Sakine Cansız ve iki arkadaşının Paris’te katledilmesi, travmatik bir olaydır. Sevenlerine derin bir acı, siyasete bir şok yaşatmıştır.

Ama yine de bırakın, ifade etmekte zorlandığım cümleyi kurayım: Umarım bu acı ve bugün Diyarbakır’da kalkan cenazeler artık bir şeylere vesile olur, belki bir kapı aralar, belki aralanan o kapıdan ufak bir ışık sızmaya başlar gönüllerimize...

İmkansız mı? Hayır. Her şeye rağmen mümkün. Bu yüzden de şahsen ben, bugün Diyarbakır’dan gelebilecek olumsuz çağrışımlara, Türkiye’nin Batı’sında rahatsızlık veren fotoğraf karelerine değil, boyunlardaki o beyaz atkılara bakıyor olacağım.

Siz bu satırları okurken, ben Diyarbakır’a çoktan varmış olacağım. Milliyet gazetesinin İmralı’da başlayan barış sürecini çok önemsediğini, barışa yönelik adımlara her anlamda ”kredi verdiğini” fark etmişsinizdir. Genel Yayın Yönetmenimiz Derya Sazak da bu yüzden bugün Diyarbakır’da olmamı istedi. Bizler ”Habur görüntüleri” peşinde değiliz. Terör ve şiddeti yüceltme derdimiz ise hiç yok.

Tam tersine, bugün o beyaz atkıları görmek için, Türkiye’de yeni bir sayfa açıldığını gözlemlemek için Diyarbakır’dayız.

Diyarbakır’daki cenaze kortejinde yüz binler bekleniyor. Şaşırmamak lazım. Kızmamak lazım. Panik yapmamak lazım. Madagaskar’dan Paris’e, bu dünyadaki her cinayet, bir öfke doğurur. Hele de 3 kadını hedef alırsa. Bugün de sokaklarda öfke ve acı olacaktır. Çıkıp insanlara acılarını nasıl yaşamaları gerektiği konusunda ders verecek halimiz yok. Yapabileceğimiz tek şey, gözlemlemek ve bunun çözüme evrilmesi için çabalamak.

Ben ”provokasyon” olacağına inanmayanlardanım. Hem hükümet hem de BDP konuya çok dikkatli yaklaşıyor. İlk günkü fevri açıklamalar gitti; geriye Bülent Arınç’ın ”Cenaze insani bir olaydır” cümlesi kaldı. Doğru, çünkü cenaze zaten ağır başlı bir olaydır.

Tabii geçmişte bu şehrin hafızasında farklı cenazeler de olmadı değil. 1991’de JITEM tarafından gözaltına alınan HEP İl Başkanı Vedat Aydın, daha sonra vücudunda işkence izleriyle ölü bulunduğunda, cenazesine on binler katılmıştı. Diyarbakır surlarından kalabalığa ateş açıldı, insanlar öldü. O zaman Türkiye’de, aynı bugün cenazelere ateş açan Baas rejimi gibi bir ‘güvenlik anlayışı’ hakimdi. Bugün ise bambaşka. Türkiye de değişti, dünya da. Yarın bu görüntü olmayacak.

Diyarbakır, büyük kalabalıklara aşina bir şehir. Bir başka fotoğraf karesi de, 2009’da Kürt açılımının olumlu atmosferinde bu kez Nevruz kutlamak için meydanlara koşan on binlerin coşkusuydu.

İki resmi yan yana koyup, şimdi sayfayı çevirin. Yeni bir gün, yeni bir dönem başladı. Ne Vedat Aydın cenazesi gibi baskı, ne 2009 Nevruz’u gibi aşırı iyimserlik hakim. Daha ayakları yere basan, daha akılcı bir dönem. Umuyorum günün sonunda da karanlık ve kuşku yerine, beyaz atkılardaki umut, galip gelir...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89