• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 1 °C

Beni katil yaptılar*

Hilal Kaplan

Bir gün, bir kafes, kuş aramaya çıkmış.
Franz Kafka

Böyle diyor, Pınar Selek; üç beraat kararının ardından nasıl verildiği belli olmayan müebbet hapis kararına: 'Beni katil yaptılar.'

15 yıl önce, tarihî Mısır Çarşısı'nda gerçekleşen patlama sonucu 7 kişi öldü, 100'ü aşkın kişi yaralandı. Akla ilk gelen, terör saldırısı ihtimaliydi. Soruşturma başlatıldı, keşif yapıldı, deliller toplandı. Bomba uzmanı polis yetkililerinin hazırladığı altı tutanak ve raporda belirtilen ortak nokta, bomba bulgusuna rastlanmadığıydı.

Patlamadan iki gün sonra, sosyolog Pınar Selek gözaltına alındı. Hakkındaki suçlamanın Mısır Çarşısı patlamasıyla ilgisi yoktu. Yöneltilen suçlama 'terör örgütü üyesi olmak'tı. Yedi gün boyunca kimseyle görüştürülmedi. Filistin askısı ve elektrikle işkence edildi. Yoğun işkence gördüğü, sonraki süreçte alınan tıbbi raporlarla ortaya çıkarılmış olsa da, işkence sonucu çıkan kolu için, emniyette düşerek kolunun çıktığı yönünde tutanak düzenlendi. Tutuklanmasından on gün sonra, DGM savcısı 'PKK terör örgütünün üyesi olduğu' suçlamasıyla, Selek hakkında 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilmesi talebiyle dava açtı. Hâlâ Mısır Çarşısı patlamasından bahseden yoktu.

Selek'e dava açıldıktan üç hafta sonra 21 kişi PKK örgütü üyesi olmak suçlaması ile yakalandı. Yakalanan kişilerden birkaçı, poliste –pek muhtemel olarak özgür iradeleri(!) ile ve hiçbir baskı altında kalmadan(!) verdikleri- ifadelerinde, eylemlerin talimatını, bombaları Pınar Selek'ten aldıklarını beyan etti. Hatta içlerinden Abdülmecit Öztürk adındaki birisi, Mısır çarşısındaki patlamanın da kendi eylemleri olduğunu ve bombayı Pınar'la birlikte planlayıp eylemi birlikte gerçekleştirdiklerini iddia etti. Sonradan ifadesinin işkence altında zorla alındığını itiraf edecekti.

Böylelikle Selek'i kurban edecek kurgu netleşmişti. Buna uygun kılıfı hazırlamak üzere Prof. Sevil Atasoy başkanlığındaki heyete rapor hazırlatıldı. İlginçtir, bu sefer bilirkişi heyeti, önceki tüm polis raporlarıyla çelişecek şekilde, patlamanın bomba kaynaklı olduğuna karar verdi. Ve evet, Sevil Atasoy'u doğru hatırlıyorsunuz. Birinci Ordu'dan 'Şato' diye bahsettikleri, Ümit Sayın'la görüşmeleri Ergenekon dosyasına giren, Ergenekon davasına polis zoruyla getirilen ve ifadesinde üniversitedeki koltuğuna kök salmak için Hurşit Tolon'la görüştüğünü itiraf eden kişi... Selek'in üç kez beraat ettiği ama ısrarla Yargıtay'ın bozduğu, sonunda da mahkemenin başkanına rağmen müeebbet hapse mahkûm edildiği dava boyunca hazırlanan 11 bilirkişi raporundan sadece ikisi patlamanın bomba kaynaklı olduğuna karar getirmişti. Bunlardan birisi Sevil Atasoy başkanlığında hazırlanandı, diğeri de Jandarma Kriminal Dairesi'nce hazırlanandı. Ancak, heyetteki beşinci üye olan ODTÜ öğretim üyesi profesör, bu rapora katılmadığını belirterek, kendisi ayrı bir rapor yazdı. Son olarak da, ODTÜ'den bir başka bilirkişi heyetinin verdiği ve Jandarma Kriminal Laboratuvarı'nda hazırlanan raporun çelişki ve yanlışlıklarını ortaya seren yeni bir rapor dosyaya girdi.

Buna ek olarak, İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesi ve Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'nun raporu ise patlamanın bomba menşeili olduğu iddiasını çürütüyordu.

Sonuçta Selek, aynı dava ve bulgular çerçevesinde üç kez beraat etti. Davaya eklenen hiçbir yeni veri ve kanıt olmamasına rağmen, son duruşmada müebbet hapse mahkûm edildi. Üstelik dosyadan Abdulmecit Öztürk'ün adı da çıkarıldığı için, Mısır Çarşısı patlamasından da tek başına sorumlu tutuldu.

Selek'i, 28 Şubat yargısı mağdurlarından biri olarak görüyorum. Mirzabeyoğlu'nu hedef gösterip, işkencelerden geçirip sonunda kanıtsız delilsiz terör örgütü lideri yapan zihniyetle, Selek'i hedef gösterip, işkencelerden geçirip sonunda kanıtsız delilsiz katil yapan zihniyet aynıdır. Ne yazık ki üzücü olan, aynı zihniyetin bazıları tarafından hâlâ sürdürülüyor olmasıdır. 28 Şubat'ın salâsını okuyanların, çok aceleci davrandığını bir kez daha görüyoruz maalesef.

*Dava avukatlarından Akın Atalay'ın 'A'dan Z'ye Pınar Selek Davası' yazısından faydalanılmıştır.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89