• BIST 83.037
  • Altın 147,024
  • Dolar 3,7684
  • Euro 4,0483
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 0 °C

‘Ben yıktım oldu’dan ‘ben yaptım oldu’ya Tek Parti zihniyeti

Emre Uslu

Psikologlar bu ruh hâlini nasıl anlatır bilemem ama Başbakan Erdoğan’ın sanırım en sevmediği dönem Tek Parti dönemi. En azından Tek Pati dönemini anlatırken yüzüne takındığı tavırdan bu dönemden ne kadar nefret ettiği anlaşılıyor.

Oysa bizzat kendi uygulamaları özellikle son bir yılda Tek Parti dönemi uygulamalarını hatırlatmaya başladı. Tek başına, “ben yaptım oldu” mantığıyla, Taksim’e kışla, Çamlıca’ya cami, Beşiktaş’a otel de yapıyor. Kuralına göre ihalesi yapılmış ihaleleri “ben beğenmedim” diye iptal ederken başka ihaleleri ben beğendim diye kabul ediyor. Erdoğan’ın nefret ettiği Tek Parti anlayışı da bu değil miydi?

Bir gecede barış getiriyor bir gecede savaş, ama kimsenin haberi yok. Tek Parti zihniyeti de Ankara’da birkaç kifayetsiz danışmanın yönetiminde yürütülürdü, Erdoğan’ın yaptıkları da. Tek Parti’ye laf edince de başına gelecekler belliydi, Erdoğan’a laf söyleyince de.

Taksim’e kışla yapılması sanırım iki zihniyet arasındaki paralelliği göstermesi bakımından bir turnusol örneği gibi.

Önce Tek Parti döneminde Taksim Topçu Kışlası nasıl yıkıldı ona bakalım sonra da Erdoğan nasıl yapıyor ona bakalım. İki zihniyet arasında fark varsa siz karar verin.

Topçu Kışlası nasıl yıkıldı

Taksim Topçu Kışlası’nın yıkılması süreci kışlanın bir Fransız Şirketi olan Taksim Emlak Şirketi’nden 1930’da satın alınmasıyla başlar. Tek Parti dönemi bir modernleştirme projesi olarak Taksim’i Avrupa’daki meydanların benzeri bir meydan yapmayı hesap etmektedir.

Bunun için dönemin İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar ünlü Fransız mimar Henri Prost’u çağırır ve bir şehir planı yaptırır.

Bölgenin belediyeye devredilmesinde amaç bellidir: “İmar planından sonra belediye projeden istifade edecek ekonomik kazanım elde edilecek. Buradan kalan paralarla Şehir Kulübü, Şehir Gazinosu ve muazzam Şehir Tiyatrosu ve diğer bazı tesisler yapılacaktır.”

Beklendiği gibi o dönemin medyası “modern tesisler”e ulaşma kaygısı ile Kışla’nın yıkım kararına olumsuz bir tutum almaz.

Kışla’nın yapım süreci

Kışla’nın yeniden yapımı sürecinde de tıpkı Tek Parti dönemindeki gibi bir yöntem izlendi. Erdoğan kendi ifadesiyle büyüyen Türkiye’de ortaya çıkan otel rezidans ihtiyaçları için ve tabii ki belediyenin de ekonomik kazanımı için Topçu Kışlası’nın yeniden yapılması kararlaştırıldı.

Tıpkı Topçu Kışlası’nın yıkım sürecinde olduğu gibi yapım sürecinde de ünlü bir mimar çağrılır. Tek fark bu sefer mimar Fransız değil Türk’tür; Halil Onur. Kendisinden kışlanın projesini çizmesi istenir. Mimar Halil Onur bile Tek Parti zihniyetiyle yapılan Kışla projesine karşı çıkar ve şöyle der: “Keşke proje yarışmayla tasarlansaydı.”

Yine tıpkı Tek Parti döneminde olduğu gibi muhtemelen farklı gerekçelerle medya kışlanın yapımına yönelik eleştirileri görmezden geldi ve ses çıkarmadı.

Bir de Tek Parti döneminde İstanbul’un Vali ve Belediye Başkanı tek kişi. Şimdi ise görünürde ayrı ama fiiliyatta İstanbul’un Vali ve Belediye Başkanı tek kişi: Recep Tayyip Erdoğan. Belediyede değişecek şube müdüründen Taksim Kışlası’na, Beşiktaş’ta satılacak ofisten, projelere İstanbul’la ilgili her şeyin Erdoğan’ın bilgisi/ iznine bağlı olduğu sanırım sır değil. Zaten Erdoğan’da inkâr etmiyor ve bunu İstanbul sevgisiyle açıklıyor.

Şimdi durum şu: Yönetim aynı, yöntem aynı, plan proje uygulama aynıysa her iki zihniyet de esasında Tek Parti zihniyeti değil mi?

Biri modernleştirmek için, her şeyin en iyi kendileri tarafından bilindiğini düşünerek ve tabii ki halk için, kimseye sormadan kışla yıkıyordu. Diğeri ise aslına döndürmek için, her şeyin en iyi kendileri tarafından bilindiğini iddia ederek ve tabii ki halk için kışla yapıyor.

Sonuçta biri “ben yıktım oldu” diye kışlayı yıktı. Diğeri de “ben yaptım oldu” diye kışla yapıyor. Sonuç da değişmiyor hem kışlayı yıkarken, hem de o kışlayı yeniden yaparken, her iki yönetim de en azından toplumun bir kesimini yıkıyor...

Birine Milli Şef diyorduk. Bu durumda diğerine Muhafazakâr Şef mi dememiz gerekiyor?

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89