• BIST 81.618
  • Altın 145,694
  • Dolar 3,7670
  • Euro 3,9908
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 11 °C
  • Berlin -4 °C

'Ben de dağa çıkardım' meselesi!

Balçiçek İlter

Yönetnen Mustafa Altıoklar "Ben Kürt olsam bağımsızlık için savaşırdım'' dedi...

Ne zaman dedi?

2011 yılında. Karşıt Görüş programımda...

Tam olarak ne dedi?

"Türkler ve Kürtler önce ayrılmalı, sonra komşu olarak kay-naşmalıdır. Kürt halkına muhtariyet verilseydi, Mustafa Kemal'in öngördüğü gibi takip eden yıllarda çok büyük bir olasılıkla yumuşak bir kopuşla Kürdistan kurulmuş olurdu. Türkiye'nin Kürt halkıyla barışçıl bir biçimde yollarını ayırmasının konuşulması gerekiyor. Ortadoğu ve Balkan-lar'ı içeren bir federal yapı önerilebilir, üzerinde konuşulabilir. Türkiye'nin Osmanlı'nın mirasını taşıyabilmesi için önce Kürt meselesini çözmesi gerekiyor."

Araya girdim: "Sen bunu söylüyorsun da Kürtlerin bağımsızlık talebi yok ki..."

Mustafa devam etti: "Şu durumda çevremize güven telkin etmiyoruz. Kendi iç barışımız yokken başkasına sözümüz geçmeyecektir. Kürt sorunu, Türkiye'nin küresel ve bölgesel güç olmasını tek başına engeller. Ayrıca olaya Kürt olarak bakmakta fayda var. Stockholm Sendromu gibi bir durum... Ayrıca birden 'Buyurun kendi kendinizi idare edin' dendiğinde ortaya çıkacak karışıklıktan da ciddi bir korku var. Ama bu korkuyla Kürtlerin de Türklerin de yüzleşmesi gerekiyor. Ben kendimden yola çıkarak söylüyorum ki Kürt olsam bağımsızlık için savaşırdım. Savaşmak derken çok ciddi bir siyasi mücadeleden söz ediyorum. Eğer bu ülkenin adı Kürdistan olsaydı, ben bir Türk olarak dilimi konuşamasaydım, kimliğim yasaklansaydı, asimilasyona tabi bırakılsaydım kesinlikle tam bağımsızlık isterdim. Hatta dağa çık-maksa belki dağa bile çıkabilirdim." Ne oldu?

Hem Mustafa hem de program sahibi olarak benim hakkımda suç duyurusunda bulunuldu. Bununla da kalmadı, RTÜK programa olmayacak bir ceza kesti. (Sonrasında açtığımız karşı davayı kazandık, orası ayrı tabii..)

Tartışma programlarından soğuduğum, "Ben galiba artık bu işi yapmak istemiyorum" noktasına geldiğim olaydır. Aynı programda Nur Sürer de vardı, Ahmet Ümit de, Timur Selçuk da... Ama o tartışmada anladım ki, ezber bozan karşıt görüşlere hiç ama hiç hazır değiliz, fikren söylenmesine bile katlanamıyoruz; hemen "Yasaklayalım, öldürelim, linç edelim" ruh halindeyiz. 2011 'de bile böyleydik, düşünün artık... Mustafa hakkında çok acayip şeyler yazıldı, çizildi, yemediği küfür hakaret kalmadı.

Ne dediği için peki?

"O koşullarda ben de olsam dağa çıkabilirdim" dediği için...

Eeee ne oldu peki? 

Tarih 2012 Aralık... Bu sefer söz Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ta...

"Ben bir BDP'li kadın milletvekiline çok kızıyordum, çok beddua ediyordum. Halen milletvekili bu insan ama onunla ilgili bir hatırayı dinledim, şimdi artık kızmıyorum. Çünkü 17 yaşındaki bir genç kızken Diyarbakır Cezaevi'nde o kadar ahlaksızca işkenceye maruz kalmış ki o kadar kendisini zorlamışlar ki ben de aklıma gelse dağa çıkardım. Çünkü Diyarbakır'dan cezaevinden çıkanların yarısından fazlası dağa gitti, yarısından fazlası da dağdakilere övgüler düzüyor. İnsanlara zulmederseniz, haksızlık, fena muamele yaparsanız bunun karşılığı sabır gösterenler de reddedenler de bunun hesabını sormaya kalkanlar da olabilir. Türkiye'de, 'Ben Kürt'üm' diyen insanın rahatlıkla bunu söyleyebileceğini çünkü bu ülkede bin yıldır Kürtlerin var olduğunu, onlarla müşterek bir tarihimiz ve kaderimiz olduğunu, Cumhuriyeti birlikte kurduğumuzu söylüyoruz."

Arınç'ın sadece bu sözleri değil, bütün konuşması çok ama çok büyük bir alkışı hak ediyor. O kadar kıymetli, o kadar önemli ki bugün söyledikleri...

Hrant Dink'in eşi Rakel Dink'in, Dink'in cenaze töreninde söylediği "Bir çocuktan, bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamamız gerekiyor" sözlerini de hatırlattı Başbakan Yardımcısı Arınç ve dedi ki: "İşte Abdullah Öcalan da aynen öyle, belki bir karanlığın kurbanı olarak bu yollara götürülmüş, sevk edilmiş, içinde MİT'in parmağı da olabilecek şekilde, başkalarının da desteklemesi suretiyle şimdi İmralı'da, 11-12 seneden beri tecrit halinde yaşayan bir insan. Ama bir çocukluğu, bir gençliği var. Türkiye'de yaşayıp da idam sehpasına gidenlerin, Hüseyin inan'lar ile Yusuf Aslan'lar ile pek çoğuyla tarihte yolu kesişmiş bir insan olarak söylüyorum, Kürtlüğü inkâr ederseniz, senin dilin yoktur derseniz, var diyenlere de cezaevi yolunu gösterirseniz bu işin çözümü olmaz."

Bu açıklama Türkiye için bir dönüm noktasıdır!

Not: Yarın devam edeceğim.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89