• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 12 °C

Belirsizlik büyüyor

Doğu Ergil

Sınırımızın hemen güney doğusunda yeni bir gelişme oldu. El Kaide’nin Suriye’deki kolu El Nusra’nın başı çektiği cihadi-selefi silahlı gruplar koalisyonu Fetih Ordusu, Hatay Yayladağı sınırından 25 km. uzaklıktaki İdlib kentini birkaç gün önce ele geçirdi. Bu, IŞİD’in Ocak 2014'te ele geçirip yönetim ve harekât merkezi haline getirdiği Rakka'dan sonra rejimin kaybettiği ikinci stratejik kent.

İdlib’in önemi, Şam-Halep güzergâhının üzerinde olması ve her iki yöndeki hareketliliği kontrol edebilmesi. Diğer bir etmen de İdlib'in düşmesinin Suriye dengeleri açısından çok önemli bir merkez olan 100 kilometre uzaklıktaki Hama'yı tehdide açık hale getirmesi. O nedenle ülkenin kimi bölgelerinde yitirmiş olduğu yerleri yavaş yavaş geri kazanırken İdlip’in kaybı Şam (Esed) yönetimine büyük bir darbe vurdu. Tabii, Suriye'de dört yıldır süren iç savaşta muhalif harekete de ivme ve moral kazandırdı.

Bu kayıp, son zamanlarda ABD ve kimi Avrupa ülkelerinin yeniden Esed ile müzakere masasına oturması, yani ülkenin kaderini onun tayin etmesi kararını tartışmaya açacaktır. Ya Batı, Şam’ı daha fazla destekleyecek ya da durumu bir kez daha gözden geçirecektir.

Hizbullah çatışmalara katıldı

Kimi uzmanlar, ‘asi güçler’in, bu ikinci sonucu elde etmek için İdlib’e yüklendiklerini ileri sürüyorlar. Oysa birçok yerde Suriye ordusu, başarılı operasyonlar gerçekleştirmişti. Yakında Halep’in tümünün hükümet kuvvetlerinin eline geçeceği bekleniyordu. Böylece birkaçı dışında tüm kent merkezlerini elinde tutan Şam’ın psikolojik üstünlüğü artacaktı. Arttığı oranda da Esed rejimi dış dünyada güç ve itibar kazanacaktı.

Bu sonucu elde etmekte zorlanan hükümet, İran ve onun etkisindeki Lübnan merkezli Hizbullah’tan destek istedi. İstediğini de aldı çünkü Suriye her iki güç için de düşmemesi gereken bir kale.

İdlib’in kaybından sonra İran ve Hizbullah’ın Suriye iç savaşında etkisinin artması kaçınılmaz. Şam’ın ayakta kalması ve kaybettiğini geri alması için onların yardımına ihtiyacı var. Bu, Şam’ın başarılı olduğu çatışmalarda açıkça görülüyor.

Hizbullah, Mayıs 2013’te Şam hükümeti yanında Suriye'de çatışmalara katıldı ve fark yaratmaya başladı. Şam, Lübnan-Suriye sınırında ve Kuseyr yöresinde denetimi sağladı. Hizbullah milisleri rahatça sınır aşırı gidip gelebiliyorlar. Hizbullah, güney bölgesi yanında Keseb ve Halep civarındaki çatışmalarda da etkisini gösterdi.

Tam bu başarılı operasyonların devamı beklenirken İdlib’in düşmesini kuşkusuz Şam karşılıksız bırakmayacak. Bu Suriye’nin biraz daha İran’ın yardımına muhtaç hale gelmesi demek.

İran fırtınalar estiriyor

Irak’ta Bağdat yönetimi yanında bu ülkede ve Suriye’de Kürtler’e de destek olan İran, Şam’la birlikte Yemen’de isyan halindeki Şii Husiler’e de arka çıkarak kendisine geniş bir nüfuz alanı yaratıyor.

Bu kadar güçlenen ve etkisini geniş bir coğrafyaya yayan İran karşısında bir zamanlar onunla Şangay İşbirliği Teşkilatı’nda kader birliği yapmaya istekli, hatta onun nükleer programını BM’de savunduğu için eleştirilen Türkiye yönetiminin tedirginlik duymaya başladığı görülüyor.

Deniz yoluyla dünya petrol sevkiyatının büyük bölümünün yapıldığı Hürmüz Boğazı’nı kontrol eden İran’ın bir de Yemen’de Süveyş trafiğinin geçtiği Bab-el Mendep Boğazı’nı denetler hale gelmesi, onun Batman filmindeki Joker rolünü üstlenebileceği endişesi dünyada yaygınlık kazanıyor.

Biz olmadan yaprak kımıldamayacak Ortadoğu’da İran fırtınalar estiriyor. Ve Türkiye ile İran çatışma rotasında ilerliyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89