• BIST 107.400
  • Altın 151,666
  • Dolar 3,6570
  • Euro 4,3022
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 19 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 23 °C
  • Berlin 18 °C

BDP’lilerle siyasetle halay

Amberin Zaman

GEÇEN çarşamba gecesi Sabah yazarı Nazlı Ilıcak’ın evinde BDP’nin tepe isimleriyle bir araya geldik. Ahmet Türk, Selahattin Demirtaş, Osman Baydemir, Filiz Koçali ve Meral Beştaş’ın yanı sıra gazeteciler Nuray Mert, Kadri Gürsel, Mehmet Altan, Oral Çalışlar ve Altan Öymen de vardı aramızda. Bu tür organizasyonlara çok değer veriyorum, zira ev ortamında yemek masası etrafında yapılan sohbetler bambaşka olabiliyor. Nazlı Ilıcak’ın ev sahibeliği her zamanki gibi mükemmeldi. Sofrada yok yoktu. Kürtçe müzik çalan Nazlı sonunda bizlere halay bile çektirdi. Yemeğin maksadı, en yetkili BDP’lilerin ağzından Kürtlerin taleplerini dinleme fırsatı sağlamaktı. Bence çok verimli geçti. Zira benzeri organizasyonlarda nedense BDP’lilere pek konuşma fırsatı tanınmaz. Gazeteciler onlara akıl öğretirler. Bu kez daha fazla konuşan taraf Kürtler oldu. Kürtlerin ne istediğini üç başlık altında özetleyebiliriz:

1. Anadilde eğitim: Kürtçe seçmeli dersi 10 yaşını geçmiş bir çocuğa öğretmenin hiçbir faydası olmadığını savunuyorlar. Bu adımı göz boyama olarak görüyorlar.

2. Anayasa’da kimlik tanımının “etnisite”den, dolayısıyla “Türk” ibaresinden arınması.

3. Demokratik özerklik: Sadece Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları Güneydoğu ve Doğu illeri değil, tüm Türkiye’nin ademimerkeziyetçi sistemle yönetilmesi söz konusu. Dışişleri, savunma ve benzeri ulusal politikalar yine merkezde şekillenir. Polis gibi kolluk kuvvetleri ise bölgelerde oluşturulur. Bu haklar yeni Anayasa’da güvence altına alınarak Kürtler için eşitlik sağlanmalı. Güney Afrika’da apartheid döneminde yaşanan ihlalleri araştıran “Hakikat ve Barış Komisyonu” tarzı bir komisyon kurulmalı ki Türkler ve Kürtler helalleşebilsinler. Ayrıca silahların susması için Abdullah Öcalan muhatap alınmalıdır ve bu yönde faaliyet gösterebilmesi için tutukluluk koşulları iyileştirilmelidir. Benzer talepler daha önce de dillendirildi. Ancak ilk kez BDP’lilerin AK Parti’yi bir “doğal koalisyon ortağı” olarak tanımladıklarını duydum.

AK Parti’nin militarizme karşı verdiği mücadele ve Kürt sorununun çözümüne yönelik açılımları 2007 seçiminden itibaren BDP’liler arasında bu doğal ittifaklık hislerini yükseltmiş. Ancak art arda gelen KCK operasyonları, Oslo sürecinin rafa kaldırılması ve güvenlik ağırlıklı politikalara yaslanılması bu umutları söndürmüş. Ve AK Parti’nin “Reform da yaparım, PKK’yla da savaşırım” politikası onun artık devlet haline geldiği algısını iyice pekiştirmiş. BDP’liler PKK’nın masada olmadığı bir reform sürecinin işlevsel olamayacağını savunuyorlar. Silahsızlanmanın, salt şiddete bulaşmayanlar için genel af ve tepe yöneticilerin nereye yerleşecekleri tarzı formüller üzerinden yürütülemeyeceğini vurguluyorlar.

Özetle “PKK’ya rağmen Kürt sorunu çözülemez” diyorlar. Bir diğer ilginç açıklama ise cemaate yönelikti. “Cemaatin bölgedeki okullarına bizim partiden arkadaşlarımızın çocukları da gidiyor, çünkü başarılılar” diyor Ahmet Türk: “Biz cemaate karşı bölgede onları rahatsız eden bir şey yapmadık. Onlar ise bize dostça davranmadılar. Partimize, belediyelere yönelik operasyonları destekleyip yaygınlaştırmasına gayret ettiler.” Bu noktada PKK’nın, cemaatin yurtlarına düzenledikleri saldırıları kayda geçirmemiz gerekir. Gece boyunca özellikle Ahmet Türk, Türkiyeli Kürtlerin diğer ülkelerdeki (İran, Suriye ve Irak) kuzenlerinden farklı olarak asırlar boyu Türklerle iç içe yaşadıklarını, bağımsızlık talepleri olmadığını yineledi.

BDP’lilerin verdiği mesajlardan edindiğim genel izlenim şu: BDP hükümetle yeniden diyalog kurmaya hazır. Ama temel taleplerinden vazgeçmek niyetinde değil. Bunların detayları üzerinde müzakere edilir ama başta sıraladığımız unsurlar onlar açısından vazgeçilmez. Bu arada Suriye krizi, sorunu daha da bulanıklaştırmış görünüyor, zira Türkiye’nin niyetleri konusunda kuşkular var. Suriye nüfusunun % 15’inin Kürt olduğunu savunan BDP’liler, Suriyeli Kürtlerin çoğunluğunun sınır ötesinde yaşadığının altını çizdiler. Ve çoğunluğun da PKK’ya yakınlığıyla bilinen PYD’yi desteklediklerini ifade ettiler. Böylece Türkiye’nin kuracağı olası bir tampon bölgenin risklerine dikkat çekmiş oldular. Bizden aktarması...

Not: Bazı medya organlarında yer alan haberlerin aksine Esad’dan bir görüşme talebim olmamıştır. Görüşme teklifi Suriye hükümeti tarafından geldi. Temsilcisi olduğum The Economist adına bu teklifi kabul ettim. Ancak Esad, Türk basını temsilcileriyle görüşmek istediğini söyleyerek The Economist’le görüşmeyi reddetti.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89