• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 15 °C

BDP seçimlere girmiyor mu?

Ferda Çetin

Seçim barajı ve yeni seçim sisteminin nasıl olacağı tartışıladursun, yerel seçim faaliyetleri çoktan başladı bile. AKP, CHP ve MHP büyük illerdeki adaylarını belirlemek için yoğun bir tartışma yürütüyor, mitingler yapıyor. Erdoğan, “bu illeri mutlaka almalıyız” dediği bazı iller için “özel” çalışmalar yürütüyor.

Amed ve Dersim de bu illerin içinde. Amed’de AKP’den Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in aday olacağı belirtiliyor. Dersim’de ise AKP’nin “Tunceli Belediye Başkanı Adayı” kesinleşmiş gibi: Tunceli CHP eski milletvekili, Deniz Baykal’ın bir zamanlar sağ kolu konumundaki Sinan Yerlikaya. Sinan Yerlikaya şimdilerde AKP Tunceli İl Başkanı.

Düzen partilerinin programları ve pratikleri arasında önemli bir farklılık olmadığı için, Sinan Yerlikaya’nın AKP il başkanı oluşunda bir tuhaflık yok. Kamer Genç de darbe döneminin Danışma Meclisi’nde yer almış; doksanlı yıllarda Kürdistan’ı harabeye çeviren Çiller-Ağar hükümetinde milletvekilliği yapmıştı. Buna rağmen CHP Tunceli milletvekili olarak yeniden seçilmiştir. Utanç duyulacak ve nedamet getirilecek bu durumun, ne CHP için, ne Kamer Genç için, ne de Kamer Genç’e oy verenler bakımından ciddi bir sorun teşkil etmemesi, politika ahlakı bakımından ayrıca üzerinde durulması gereken bir durumdur.

Ütopyalarınız, yüksek idealleriniz, büyük değerleriniz ve ilkeleriniz yoksa eğer, her partiden aday olabilir her partiye oy verebilirsiniz.

Bu bakımdan, BDP’den yerel yönetimler için “kim nereden aday olacak?” sorusundan daha çok, aday olacaklar için geçerli olacak ilkeler önemli olmalı.

Yazma ve sayma yöntemi ile tespit edilerek alt alta sıralanmış ilkeler bulunmasa da, BDP seçmenlerini düzen partilerinden ayıran, Kürt toplumunun bilincinde olduğu yüksek değerler ve temel ilkeler var. BDP’den aday olacakların portresi veya kariyer portföylerinden daha önemli ve öncelikli olan, bu değer ve ilkeler karşısındaki durumudur.

Geçmişte yaşanmış bazı deneyler, BDP’den milletvekili veya belediye başkanı olanlardan bir kısmının, Kürdistan’da son otuz yılda inşa edilen “yeni siyaset” tarzına uygun olmadıklarını göstermiştir. Bugün de hem yerel yönetimlerde hem parlamentoda, BDP tarzından daha çok, sistem partilerinin siyasetçileri gibi düşünen, böyle yaşayan, bu tarzda siyaset yapmak isteyen bir kesim var.

Milletvekili adayı olmadığı için çekip gidenler; bir kez milletvekili olduktan sonra, başka bir alanda ve başka bir görevde çalışmayı asla kabul etmeyenler; belediye başkanlığını bıraktıktan sonra, bir daha il ve ilçe binalarına uğramayanlar… Bir veya iki dönem milletvekilliği ve belediye başkanlığı yaptıktan sonra, bir daha asla il ve ilçe yönetimlerinde, halk meclislerinde, kurum çalışmalarında yer almayı kabul etmeyen burnu büyükler… Partili seçmen veya parti yönetiminin adaylığını onaylamaması üzerine bağımsız aday olanlar, başka partilere geçenler, politikayı bırakıp köşe yazarlığına başlayanlar…

En önemlisi ve bugün de örneklerine rastladığımız siyasetteki müzmin hastalık: Parti yönetimini ve örgütsel işleyişi hiçe sayarak, güya kendisi daha değerli ve önemli işler ve çalışmalar yürütüyor görüntüsü vererek, örgütlülüğe karşı parçalılığı ve bireyselliği dayatanlar… Kolektif çalışma yerine bireysel çalışma alanları yaratmaya çalışanlar…

Kolektif ve örgütsel zayıflıklarını örtmek için, medyatik gösteriler, keskin ve radikal çıkışlar yapan popülistler…

Belediyelerde, işinin erbabı ve iyi yapacak olanın yerine hısım, akraba, arkadaş ve dostlarından çalışma ekipleri oluşturanlar… Özel mülkiyet hastalığı ve servet oluşturma zaafiyetini şu veya bu şekilde yaşayanlar…

BDP seçmeninin, bu “siyasetçi”nin kendisini temsilen yerel yöneticilik veya siyaset yapmasını istemeyeceği açıktır. Yerel seçimlerde aday olacakların başvuruları alınırken bu gerçeğin önemle anlatılması şarttır.

Bir de sorması ayıp değil tabiki: “Belediye başkanı adayı olmadan önce nerelerdeydin, halk için neler yaptın, neler ürettin, hangi çalışmalarda bulundun?”

Kazanırsanız şayet birlikte çalışacağınız ekibiniz hazır mı? 
Çünkü önümüzdeki dönem, “biz şeffaf belediyecilik yapıyoruz. Bizim dönemimizde bir tek hırsızlık, bir tek yolsuzluk olmadı” demek ayıp sayılacak artık. Çünkü dürüst ve açık olmak bir marifet veya meziyet değil, olağan ve olması gereken bir durum. O halde iyiliğin ve dürüstlüğün ölçütü ilçeye, beldeye ve topluma hizmet ve çalışmanın düzeyi olacak.

Doğrusu diğer partilerden aday olmak kolay, BDP’den aday olmak çok daha zordur. Çünkü sizi seçen seçmenin siyasi bilinci, tecrübesi ve toplum olarak pratik politikanın içinde olması, seçildikten sonra dilediğinizi dilediğiniz gibi yapma bireyciliğinizi elinizden alıyor. Onun yerine “ne yapılacaksa örgütlü bir şekilde ve toplumla birlikte yapılacak” özgürlüğünü koyuyor.

Durum böyle.

Sonra küsmece, darılmaca yok.

Yazının başlığı yukarıda kalakaldı.

Sahi, seçimler bu kadar yaklaşmışken BDP hala neden bu kadar sessiz?

  • Yorumlar 7
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89