• BIST 107.769
  • Altın 152,486
  • Dolar 3,7110
  • Euro 4,3659
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 10 °C

BDP ne kadar ehil ne kadar değil?

Oral Çalışlar

BDP'deki değişim potansiyelini ve BDP'nin barışa yapabileceği katkıları ciddiye almaktan yanayım.

Üç ay içinde PKK bitiriliyor. İran, ABD, Barzani ve Irak yönetimiyle sağlanan anlaşmalarla, dört taraftan sıkıştırmayla ve son teknolojinin de yardımıyla Silahlı Ulusal Kürt hareketi yok ediliyor...”du. Bu tahlilin gerçekçi olmadığı, müzakere ve diyaloğun, yani ‘masa’nın kaçınılmaz şekilde gündeme geleceği, en başından beri belliydi.

Başbakan’ın Güney Kore gezisinde gazetecilere yaptığı açıklamayı, bu sürecin yeniden işlemeye başladığına dair bir işaret olarak okumak mümkün. Newroz’da ters yönde bir hava estiğini düşünsek de hükümet tarafından gelen mesajları dikkatli ve sakin bir şekilde yorumlamaya çalıştığımızda farklı okuma yapabiliyoruz.

Newroz çatışmaları da gösterdi ki, yasal alanda bir diyalog ortamı kurulamadıkça, çatışmalı sürecin, yani ‘operasyon’ ortamının devam etmesi şimdilik kaçınılmaz görünüyor.

Başbakan’ın “BDP ile görüşebiliriz ama eğer onlar iyi niyetliyse” değerlendirmesini yeni bir mesaj olarak almaktan yanayım. Başbakan’ın uzun süreden beri ilk kez, hasım olarak gördüğü BDP ile ‘görüşme’ fikrini içeren bir ifade kullanması önemli. Bu yönde bazı hazırlıklar yapıldığına ilişkin haberler, gazetelerde de yer aldı. 

Görüşme ortamı

Başbakan’ın konuşmasını ve ortada dolaşan söylentileri, ‘Oslo süreçlerinin önünün kapalı olmadığı’ şeklinde yorumlamak mümkün. Kandil ve İmralı’nın yeniden devreye gireceğine ilişkin işaretlerden de söz edilebilir. Satır aralarından yola çıkarak ulaşabildiğim sonuç şu: Yasal güçler, ‘yasal alandakiler’le görüşecek, devletin istihbarat örgütleri de İmralı ve Kandil’le görüşmeye başlayabilecek.

BDP yöneticileri, silahların susması konusunda muhatabın İmralı ve Kandil olduğunu söylüyorlar. Ancak sürecin ilerlemesi için her türlü özveriyi göstermeye hazır olduklarını da ifade ediyorlar. Kritik nokta, BDP’nin İmralı ve Kandil’le ilişkisi. Hükümet de biliyor, dünya da biliyor ki, İmralı ve Kandil, BDP üzerinde önemli bir ağırlığa ve güce sahip. Bu nedenle, BDP’ye yönelik “İlişkileri kes/terörü lanetle” söylemini ‘sorun çözücü’ bir yaklaşım olarak görmek şu noktada mümkün değil. 

İkili sıkıştırma

Yaygın tutuklamalar sürüyor. Gündem gazetesinin kapatılması, yasal alana vurulmuş bir darbe sayılır. Kandil ve İmralı’dan gelen baskılar ise konunun bir diğer boyutu. Osman Baydemir’in, “Silahlı mücadele miadını doldurmuştur” sözüne İmralı ve Kandil’den gelen tepkileri biliyoruz.

Kritik nokta, yasal ve meşru bir aktör olarak BDP’nin ayakta kalabilmesi.

BDP, ‘halkla diyalog’ bağlamında ‘ehil’ bir partidir. Onu ne kadar eleştirirseniz eleştirin, halkta bir tabanı, barış düşüncesinin halka anlatılmasında bir işlevi vardır. Halkla diyalog kuramayan siyasetler, kâğıt üzerinde iyi hazırlanmış olabilseler de sorun çözücü olamazlar.

Şimdiye kadar, iki taraflı sıkıştırma, gelip yasal partiyi ve yöneticilerini vurdu. Bu da onların hareket olanağını daralttığı gibi inisiyatiflerini de kırdı.

Sonuç olarak, BDP’nin ‘iki taraflı sıkıştırma’ya karşı kimliğini koruyabilmesinin ve yasal bir aktör olarak süreçte rol oynama imkânına sahip olabilmesinin hâlâ önem taşıdığını düşünüyorum. BDP’nin hem bazı riskleri göze alarak Kürtlerin haklarını savunurken bir yandan da iki tarafa karşı da yasal alanın hakkını hukukunu genişleten bir yol izlemesi elbette kolay değil.

BDP’deki değişim potansiyelini ve BDP’nin barışa yapabileceği katkıları ciddiye almaktan yanayım.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89