• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 22 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 13 °C

BDP mi HDP mi arayışı üzerine

Günay Aslan

Nesnel her süreç kaçınılmaz bir biçimde damgasını hayatın her alanına vuruyor.

Bu yüzden insanlık her dönemin kendine özgü değer yargıları, bakış açıları, yaşam tarzları, ilişki biçimleri ve kavramlarının peşinden gidiyor.

Hayat ırmağı aktıkça insanın düşüncesi, felfesesi, gelenek- görenekleri, yaşam tarzı, arzuları ve talepleri de akışın hızı ve istikameti doğrultusunda değişiyor.

Her dönem bir öncekine ait değer yargılarını değiştirip dönüştürüyor. Değişim dönüşüme direnenleriyse tasfiye ediyor. Bir yandan tasfiye ediyor ama, eş zamanlı olarak yenilerinin de temellerini atıyor. Zira, hayat boşluk kabul etmiyor.

Bu nedenle bir süreçten ötekine geçerken yeni olanla uyumlu sosyal, siyasal, felsefi, kültürel vd. değer yargıları ve özneler için elverişli zeminler yaratıyor.

Nesnel her süreç kendi öznesini bu şekilde ortaya çıkarıyor. Bunun evrensel sistemin bir yasası olduğunu; ‘değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu’ kabul etmek gerekiyor.

Elbette değişim dediğimiz şey bir çırpıda gerçekleşmiyor. Ayrıca bu sancısız- çatışmasız da olmuyor. Geçiş süreçlerinde özellikle ciddi krizler de üretebiliyor.

Günümüzde dünyanın birçok bölgesinde yaşanan savaşları; din, mezhep ve etnik köken çatışmalarını, açlık, işsizlik, çevre kirliliği ve toplu göçleri böyle algılamak gerekiyor.

Bunları nesnel gelişmelerin kaçınılmaz kıldığını kavramak; küresel ve bölgesel güçlerin politik hesaplarına bir de bu perspektiften bakmak gerekiyor.

Öte yandan çok yönlü ve çok çarpıcı etkileri olan; sorunları, çelişkileri ve çatışmalarıyla derin altüst oluşlar yaratan yeni nesnel süreç dünya insanlığı gibi elbette Kürt halkını da derinden etkiliyor

Hayat ırmağının akış hızı ve istikameti herkes gibi Kürtleri de yeni duruma uygun tutumlar almaya zorluyor. Bu da etkisini daha çok Kürt siyasetinin yeni yönelim ve arayışlarında gösteriyor.

Bilimde ve teknolojide yaşanan devrimsel gelişmelerin tetiklemesi sonucu sınırların aşıldığı, karşılıklı bağımlılığın arttığı, ekonomik entegrasyon ve kültürel kaynaşmanın hızlandığı, kol gücünün yerini beyin gücünün aldığı ve dolayısıyla hayatın her alanında şiddetli altüst oluşların yaşandığı bilişim çağında Kürt siyaseti de ister istemez yeni nesnel sürece uygun politika ve pratik belirlemek zorunda kalıyor.

Özgürlük kavgasının silahlı zeminden siyasi zemine taşınması çabasından, çözüm sürecinin başlatılmasından, ulusal konferansın toplanmasına kadar yaşanan bütün gelişmeleri böyle değerlendirmek gerekiyor.

Dünyanın diğer siyasi aktörleri gibi Kürt siyaseti de Soğuk Savaş’tan küresel çağa geçişin yaşandığı bu çalkantılı süreçte kendine yeni misyonlar, yeni hedefler belirliyor. Aksi durumda tasfiyenin kaçınılmaz olacağını görüyor. Kürt siyaseti bu yüzden PKK Lideri Öcalan’ın teşvik ve yönlendirmesiyle yeni döneme uygun yeni politikalar belirlemeye ve Kürdistani bütün toplumsal kesimleri de bunun etrafında birleştirmeye çalışıyor.

Bu çabalar Kürt siyasetinin yeni evrensel momenti yakaladığını gösteriyor. Bu da hem varlığını devam ettirmesi hem de gelecekte yeni yaşamsal roller üstlenmesi bakımından ona önemli avantajlar sağlıyor.

Kuzey Kürt siyasetinin Kürt kimliği yerine bütün ezilen kimlikleri, Kürdistan yerine de bütün bölgeyi merkez alan politik perspektifi, ‘insan ulusunun’ oluşumunu hızlandıran evrensel momentle uyumlu olduğundan bu durum ona hem ahlaki üstünlük hem de önemli siyasal avantajlar kazandırıyor. Dolayısıyla bunun sürdürülmesi ve Kürt siyasetinin içinden yükseldiği Kürt kimliğinin demokratik niteliğinin daha da güçlendirilmesi gerekiyor.

Ancak bu sayede Anadolu ve Mezopotamya’yı kimlikler mezbahanesine çeviren ırkçı Türkçülüğün tekelini kırmak ve ezilen bütün kimliklere özgürlük alanı açmak mümkün olacağa benziyor.

Bu yapılmadan; ırkçı Türkçü tekel kırılmadan, bütün kimliklere anayasal özgürlük güvencesi sağlanmadan, yani insan odaklı yeni bir düzen kurulmadan Kürt kimliğini silikleştirecek olan politik yaklaşımlardan uzak durmak gerekiyor.

Son zamanlarda kimi basın-yayın organlarında HDP’nin BDP’nin yerini alacağına ilişkin haber ve yorumlar çıkıyor. Ne olduğu belirsiz bir ‘Türkiyelileşmekten’ söz ediliyor.

Söz konusu haber ve yorumların Kürt siyasetinde çatlaklar ve sorunlar yaratmak amacıyla yapıldığı anlaşılıyor. Fakat bunların dün olduğu gibi bugün de sonuç vermesi mümkün görünmüyor.

Öte yandan elbette Kürt siyasetinin kabuğunu kırması, Türkiye’ye açılması, Kürtlerin sorunları kadar Türkiye’nin sorunlarına da sahip çıkması ve alternatif çözümler üretmesi gerekiyor.

Fakat bunun yolu yalnızca Kürtlere değil; bölgenin ezilen bütün kimliklerine de ilham veren ve onları özgürlük yolunda motive eden Kürt kimliğini belirsiz hale getirecek örgütlenmelerden geçmiyor.

Askine Kürt kimliğini daha da güçlendirecek politika ve araçları yaratmaktan; Türkiye sathına bu temelde yayılmaktan geçiyor.

Dolayısıyla Kürt siyasetinin yoluna bir süre daha BDP’yle devam etmesi gerekli görünüyor.

Yakında yapılacak ve referandum özelliği taşıyacak seçimlere radikal değişimler yapmış ve yüklerinden arınmış bir BDP’yle katılmak mevcut durumda daha doğru olacağa benziyor...

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89