• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 3 °C

BDP heyeti Öcalan’la görüştü

Kurtuluş Tayiz

Devlet-İmralı görüşmelerinde mutabakata varıldı. Bunun ilk işareti dün geldi. Kürt hareketinin önemli isimlerinden Mardin Milletvekili Ahmet Türk ile ismi kamuoyunda pek öne çıkmayan Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, PKK lideri Abdullah Öcalan’la İmralı’da görüştü.

Bu bilgi sabah saatlerinde bana ulaştığında teyit etmek için adeta zamanla yarıştım. Zira son günlerin en “umut” verici gelişmesi sözkonusuydu. Önce Ahmet Türk’e ulaşmaya çalıştım; ailesi tuhaf bir şekilde Türk’ün “şehir dışında” olduğunu söyledi. Türk’ün yerini bilen tek milletvekili arkadaşı da çıkmadı. Ayla Akat Ata’nın da telefonu tuhaf bir şekilde “ulaşılamıyor” yanıtıyla yüzüme kapandı. Çok güvendiğim bir milletvekili ise Ahmet Türk ile Ayla Akat’ın dün İstanbul’dan İmralı’ya gittiğini doğruladı.

İmralı’ya dört kişi gitti

Ahmet Türk ve Ayla Akat Ata’yla birlikte Ada’ya toplam dört kişinin gittiği bilgisi bana ulaştı. Ancak bu isimlerin kimliklerine ulaşamadım, iki ismin avukat olduğunu ve isimlerinin gizli tutulduğunu tahmin ediyorum. Akşam saatlerinde de BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Türk ve Akat’ın İmralı’ya gittiğini doğrulayarak en kısa zamanda açıklama yapacaklarını duyurdu.

Oslo sürecinin devamı olarak İmralı’da sürdürülen, 14 Temmuz 2011’de PKK’nın Silvan baskınıyla askıya alınan devlet-Öcalan görüşmeleri bir süre önce yeniden başladı. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın cezaevlerindeki ölüm oruçlarını bitirmesi, askıya alınan görüşmeleri yeniden canlandırdı.

Aslında sözkonusu görüşmeler bugüne kadar hiç kesilmedi, sadece bazen askıya alındı, bazen alt düzeyde yürüdü, bazen araya uzun zaman aralıkları koyuldu. Ancak yeniden başlayan bu görüşme süreci öncekilerden nitelik olarak ayrılıyor.

Öncelikle Oslo’dan daha ciddi ve daha önemli bir sürecin başladığını söyleyebiliriz. Daha önceki müzakerelerin merkezinde PKK vardı; Öcalan ise sonradan Oslo’ya dâhil olmuş ve görüşmeleri elinden geldiğince İmralı merkezli yürütmeye çalışmıştı. Fakat Silvan baskını ve aynı gün Diyarbakır’daki “Özerk Kürdistan” ilanı, hükümetin görüşmeleri kesmesiyle sonuçlanmıştı.

Bu seferki görüşmeler “Yeni İmralı Süreci” olarak gelişiyor. Kandil bu yürüyen görüşmelerden bütünüyle habersiz değil; ama tümden de bu sürece dâhil değil. Öcalan elbette tek başına, kafasına göre İmralı’da müzakere yürütmüyor, “Baş müzakereci” olarak örgütten onay almış durumda. Murat Karayılan’ın da bu süreçten “doğrudan” haberdar edildiği, Avrupa kanadından da destek alındığı bilgisi var.

Oslo görüşmelerinin kamuoyunda hayal kırıklığına yol açtığını biliyoruz. Bu hayal kırıklığı, bugünkü görüşmelere de şüpheyle bakılmasına neden oluyor. Fakat yeni İmralı süreci, bu şüphe ve kaygıları giderecek kadar sağlam bir yeni yol haritasına göre ilerliyor. PKK’nın dağ ve Avrupa’daki kanatlarının itiraz edemeyeceği kadar güçlü bir “projenin” sözkonusu olduğu belirtiliyor.

Öcalan’a kuşku yok

BDP’lilerin bizzat İmralı’ya gitmesi bu açıdan önemli. Öcalan’ın “önderlik gücü” daha çok halk içindeki popülerliğine bağlı. Tabanda tartışmasız tek lider Öcalan. Daha önce İmralı- Avukat- Kandil üçgeninde gelişen sürecin “halk” ayağı eksikti. Barış süreci örgütle sınırlıydı; Öcalan kendi projesini bu kez BDP üzerinden kendisini destekleyen Kürtlere onaylatmaya çalışacak. Oslo sürecinde ve bundan önceki müzakerelerde Öcalan daha çok Kandil’e bağımlıydı. Bu da onu sınırlıyordu. Bu kez klasik deyimle dar bir örgüt önderliği yerine Öcalan “Kürt halk önderi” olarak, “halkla siyaset” yapacak, barış projesine destek arayacak.

Öyle iddia edildiği gibi de Kürt kamuoyunda Öcalan’a kuşkuyla yaklaşan bir taban yapısı sözkonusu değil; ona bağlı olan Kürtler, Öcalan’ın “kandırılacağına”, “kullanılıp atılacağına” inanmıyor. Oğulları dağlarda olan ailelerin aslında tek umudu Öcalan. Çünkü çocuklarının evlerine dönme umudunu bir tek Öcalan onlara verebiliyor. Kürtler, Kandil’in kendilerini büyük bir maceraya sürüklediğinin farkında.

Kürt medyasını tekelinde tutan, yönlendiren PKK’nın şahinleri ve bunların BDP içindeki uzantıları, sistematik bir şekilde Öcalan üzerinde kuşku bulutları oluşturmaya çalışıyorlar. İlk göze çarpan ve kılıfına uydurdukları argüman ise “Sadece Öcalan’la olmaz” yönünde. PKK Öcalan’ın bu hareketi tek başına başlattığına dair sonsuz inanç besliyorsa; peki neden yine onun iradesiyle bu sorunun çözülebileceğine inanmasın? Öcalan’ın kendisini destekleyen Kürtleri ve örgütünü satacağına inanan var mı PKK içinde? Öcalan’ın kendi örgütünü, BDP’yi dışladığını öne süren kimler?

PKK’nın şahinleri dışında kimsenin Öcalan’dan kuşkusu yok. Yalnızca Kemalistler, eski devlet artıkları, solcular ve Kürt milliyetçileri bu kuşkuyu taşıyor; bunlar ısrarla Öcalan’ın “kullanılıp atılacağı” havasını yaratmaya çalışıyorlar. Tek beklentileri hükümetle Öcalan arasındaki olası bir anlaşmanın başarısızlıkla sonuçlanması...

Ancak bu kez barış olasılığı çok daha yüksek. Silahların tümden susacağı, demokratik siyasetin kapılarının ise sonuna kadar açılacağı yeni bir dönem başlıyor. Umarız bu kez Türkiye bunu başarır. 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89