• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 22 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 13 °C

Bayram ve İslam âlemi

Doğu Ergil

Biz Türkler pek çok şeyle öğünürüz ama bunlardan ikisi özellikle öne çıkar: Tarihimizin zenginliği (ve geçmiş gücümüz) ile dinimizin hoşgörülü ve farklılıklara açık olması. Bu özellikler günümüzde de sürseydi dünyanın en büyük devletlerinden ve çağdaş uygarlığın taşıyıcılarından biri olurduk.

Gerek bir Türk hanedanı tarafından yönetilen Osmanlı, gerekse bir Arap hanedanı tarafından yönetilen Endülüs devletleri İslam medeniyetinin zirveleriydi. Avrupa'nın iki ucunda temsil ettikleri uygarlık dünyayı etkilemiştir. Ama bu "cennet anı" nasıl ve neden yitirildi? Buna pek kafa yormayız. Her zamanki kolaycılığımızla Avrupa emperyalizmine sığınırız. Oysa hem Endülüs hem Osmanlı mekân ve uygarlık açısından Avrupa'ya yayılmıştır.

Avrupa sahnesinde kazanımlarının yitirilmesi, çağın ekonomik ve teknolojik gelişmelerine ayak uyduramaması nedeniyledir. Biz bu gerilemenin ve kaybın nedenlerini anlamadıkça bugün boğuştuğumuz sorunları kavrayamayız.

Kuşatılmışlık ve eziklik duygusu

O kayıp ki tüm İslam âleminde yenilginin, kuşatılmışlığın ve (Batı tarafından) aşağılanmanın duygusal kaynağı olmuş, sonraki dönemlerin radikal tepkilerine yol açmıştır. Radikalizmi besleyen, Batı karşısında çaresizliktir. Onu aşmanın tek yolu ya alternatif bir uygarlık oluşturmak ya da çağdaş uygarlığa katkı yapacak dinamizmi, verimliliği ve üretkenliği sağlamaktır. Bu ise ancak özgürlük ortamında mümkündür. O halde demokrasinin şartsız ve kayıtsız özümsenmesi lazımdır. Batı uygarlığının temelinde bireysel özgürlükler ve girişimcilik vardır.

Müslümanlar halin ve geçmişin bir öz değerlendirmesini yapmak, "Ne idik, ne olduk" sorusuna dürüst yanıtlar vermek durumundadırlar. Bunu yaptıklarında şunu göreceklerdir:

İstanbul ve Endülüs'ü çağlarının uygarlık merkezi yapan onların tüm inançlara ve soylara açık, kim yetenekli ve becerikli ise onu ödüllendiren çoğulculuğu idi. Hıristiyan, Yahudi ve Müslüman el ele bu devletleri yüceltti. İlim ve sanatta ileri düzeye taşıdı. Felsefe ve estetikte yüksek standartlar yarattı. Bu ancak adaletle, yani herkese hakkını teslim etmekle mümkündü. Dinsel ve soysal yandaşlık bu çoğulculuğa (ve imparatorluk olgusuna) zarar vereceğinden ırkçılıktan ve dinsel bağnazlıktan uzak duruldu. Her din kümesi kendi kültürel alanında özerkliğini korudu. Eski düzenin çoğulculuğunu sağlayan kültürel özerklikti.

Ne zaman ki İslam toplumları kültürel özerklikten vazgeçtiler, dinler arasında bir hiyerarşi ve üstün bellenenler ayrıcalıklı hale geldi; doğallıkla diğerlerine ayırımcılık uygulandı. Özgürlük ortamı ve onların topluma/devlete gönüllü katkısı sona erdi. Soylar ve dinler arasındaki etkileşim, işbirliği ve dayanışma yok oldu.

Gerilim ve çatışmalar, mezhepler arasına kadar inince İslam âlemi artık bir çatışma alanı oldu. Güçsüz düşen Müslüman toplulukların Batı'nın artan gücü karşısında dayanmaları artık mümkün değildi.

Ne yapılmalı?

Bugün 16. yüzyılın sonundan itibaren gerileyen İslam uygarlığının canlandırılması isteniyorsa önce dinin çatışma vesilesi olmasının, yani siyasal bir ideoloji olarak kullanılmasının sona ermesi gerekir. Din, saygınlığının korunacağı inanç/kültür alanında kalmalı, tüm insanların değer ve referans kaynağı olmalıdır.

İkincisi çoğulculuk ilkesi çerçevesinde soy ve kültür ayırımı yapılmamalı, tüm soy ve kültür mensuplarının topluma eşit katkıları sağlanmalıdır.

Üçüncüsü düşünsel, sanatsal ve bilimsel yaratıcılığın güvencesi olan özgürlüklerin üzerinde siyaset ve inançtan kaynaklanan tüm yapay sınırların kaldırılması gerekir. Yani içtihadın kapıları ardına kadar açık olmalıdır ki, inanç mensupları da kendileri ile çağdaş uygarlık arasında dine atfedilen (ama aslında olmayan) yasak ve sınırlamalardan kurtulabilsinler, zamanın ruhuna ayak uydurabilsinler.

Özetle, özgürlükçü ve çoğulcu bir demokrasi geri kalmanın olduğu kadar Müslümanlar'ın Batı karşısındaki ezikliğine de çare olacaktır. Gerisi hızla kalkınmadır ki o da genel olarak teknik bir meseledir.

İyi bayramlar...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89