• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 8 °C

Bayrak ve süreç

Özgür Mumcu

AKP’nin izlediği ilginç bir siyaset var. İlk bakışta birbirine bir hayli zıt görülebilecek kavram ve değerleri aynı anda sahiplenebiliyor.

Hegemonyaya yatkın bir yapısı olduğu için de bu kavram ve değerler üzerinde tekelini kurma arzusunu saklamıyor.

Bu sebeple yerel seçimden evvel hem bizzat genel başkanının İstiklal Marşı’nı okuduğu bayraklı milliyetçi bir reklama dayanıyor hem de Şiwan Perver ve Barzani’yi Diyarbakır’da ağırlayabiliyor.

Bu siyaset tarzı AKP’nin işine yaramıyor denilemez. Hem milliyetçi oyları hem de hatırı sayılır miktarda Kürt oyunu toplayabiliyor.

Benzer bir durum Lice konusunda da geçerli. Kalekol yapan da AKP, barış sürecini yürüttüğünü söyleyen de.

Garnizondan bayrağın indirilmesine “O bayrağı indireni, neyse alacaksın, indireceksin, gereğini de yapacaksın” diye parlayan da Erdoğan aynı konuşmada “Eğer o maşa, o sırada vurulursa terör örgütü kitleleri tahrik edecekti” diyen de Erdoğan.

Burada söz konusu olan ne? Siyasi bir kafa karışıklığı ve beceriksizlik mi yoksa çok uzun ve çetrefilli bir sorunun çözümüne giderken atılan pragmatik adımlar mı?

Bilemiyoruz.

Bilemememizin sebebi ise basit. Çözüm süreci hakkında neredeyse hiçbir fikrimiz yok. Bu işlerin doğası gereği belli bir oranda gizlilik içinde yürütülmesi elbette anlaşılır. Ancak bu çözüm sürecinde belli bir oranda değil neredeyse tamamen bir gizlilik var.

Bu gizlilik herkesin çözüm süreci konusunu kendi gündem ya da hayalleriyle yorumlamasına yol açıyor.

Kimi tarihi bir eşikte olduğumuz fikriyle iktidara tamamen güvenmiş sabırla sürecin neticesini bekliyor.

Kimi memleketin bölüneceğinden endişeli.

Bazısı iktidarın Kürtleri seçimler için rehin aldığından ve aslında son tahlilde çözümle falan ilgilenmediğinden kaygılı.

Bütün bu belirsizlik ortamının biriktirdiği gerilim kalekol protestosunda öldürülen iki kişi ve akabinde bayrak vakasıyla ciddi bir patlama eşiğine geldi.

Başbakan da seçimler yaklaşırken milliyetçi oyları kaybetmemek ve belki de biraz gaz almak için sert bir söylem tutturdu.

Aynı zamanda da sürece engel olarak gördüğü belirsiz odakları hedef aldı. 'Kan tacirlerinin ve kriz baronlarının' pusuda beklediğinden bahsetti. Sonrasında da cümle muhalefet partisine kızdı.

Bu faiz lobileri, kriz baronları, kan tacirleri vs. genel ve boş lakırdıdır.

Süreç nedir? Nihai hedefi, ara aşamaları, genel hatlarıyla takvimi nedir? Muhataplar kimlerdir? Engel olmak isteyenler kimdir?

Bu toplum, büyükler ciddi meseleleri konuşurken yan odaya yollanan bir çocuk değil.

AKP önce "görüşmüyorum" dedi. Sonra "Ben değil devlet görüşüyor" en son da "Benim gönderdiklerim görüşüyor" dedi.

O bahsin dahi netliğe kavuşması ne kadar zaman aldı.

Bu belirsizlik ve AKP’nin bir yandan soyut bir çözüm sürecini desteklerken öte yandan sarıldığı milliyetçi söylemin getirdiği kafa karışıklığı toplumsal barışı tehlikeye sokmakta.

Gerilimi azaltacak olan barış sürecinden taviz verilmesi değil. Barış sürecinin kamuoyuna anlatılması.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine çok az vakit kaldı. CHP’nin Kürt meselesinde köklü bir açılım yapması ve kampanyasının önemli bir bölümünü buna ayırması için belki geç. Ama geç olsun güç olmasın.

İçeriği belirsiz bir açılım hikâyesiyle AKP hem milliyetçilerden hem de Kürtlerden destek alabiliyorsa, kamuoyunu ikna edecek bir açıklıkla yürütülen bir süreçle CHP de bu desteği bulabilir.

Velev ki bulamadı. Toplumsal barışı siyasi çıkarlardan üstün tutan hareketler eninde sonunda kazanır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89