• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 13 °C
  • Berlin 2 °C

Bayrak üzerinden yıkıcı siyaset

Lale Kemal

Diyarbakır 2’nci Hava Kuvveti Komutanlığı garnizon sahasına girip göndere çekili Türk bayrağını indirenin kim olduğunu bilmiyoruz, bilsek de fark eder mi?

Belki PKK’lı belki de değil ama bu eylem ile varılması istenen amaç; Türkiye’nin bayrak hassasiyetini kullanıp, şiddeti tırmandırmak, kaşımak, zaten kırılgan olan çözüm sürecini sonlandırmak. Nitekim, bayrak olayının üzerine atlayan, örneğin, MHP lideri Devlet Bahçeli, bayrağı gönderden indireni vurmadığı için askere en ağır dille yüklendi. Genelkurmay Başkanı ve üs komutanını, onurlu ve erdemli olmaya dolayısıyla istifa etmeye çağırdı. Söz konusu TSK mensuplarına, “istifa etmezseniz onursuz ve erdemsizsiniz,” demeye getiren Bahçeli, acaba askerlere bu şekilde ağır ifadelerle yüklenerek bir nebze olsun kışlasına çekilebilen orduyu yeniden siyasete çekmek, yeni darbelere zemin hazırlamak ve yeniden şiddet ortamına çağırdığının farkında mıdır, bilmiyorum. Bu parti, ordu içinde eski günleri aratmayacak biçimde astların üstlerine karşı kıpırdanma içinde oldukları duyumlarını almıyor mu?

MHP’de belli ki, ordunun asli görevi olan yurt savunmasına odaklanması için atılan yasal adımlar öfke patlamasına yol açmış, terörizmle mücadelede, çoğunun ölümüyle sonuçlanan hatalı bir uygulamayla acemi erlerin kullanılmasında bir sakınca görülmemiş, ama bayrağı gönderden indiren göstericinin, Bahçeli’nin ifadesiyle, “alnı çatından devrilmesi hak ve helalmiş.” Bu eyleme izin verenler ise erdemsizmiş.

Oğullarını, bulundukları mevkilerini kullanarak, çatışma bölgelerinde askerliğe göndermeyen dolayısıyla evlat acısı çekmenin ne olduğunu bilmeyen asker ve sivil tuzu kuruların hezeyanlarının, keşke bu ülkede alıcısı, var ise de azınlıkta olsa, ama değil.

Bu aynı parti, bir gün olsun, ülkelerin demokratikleşmesinde, hukuk devletinin tesisinde olmazsa olmaz kural olan ordunun siyasi iradeye tabi kılınması için bir tek cümle sarf etmedi, partisinin de temsil edildiği parlamentonun, asli işlevlerinden biri olması gereken TSK’nın denetimi mekanizmasının çalıştırılması için talepkar olmadı.

Uludere’de, 34 vatandaşın, kendi ülkelerinin F-16 jetleri tarafından PKK’lı sanılıp bombardıman altında tutulup öldürülmesi gibi vahim olay karşısında istifa müessesesinin çalıştırılması için baskı kurmayanların, bilinçli bir şekilde ülkenin yumuşak karnı haline getirilen bayrağın indirilmesi meselesinde TSK’ya ağır dille yükleniyor olmaları çifte standarttan öteye gidemez.

Eğer bu ülkede, Türk’ü, Kürt’ü, Alevi’si, Sünni’si, Ermeni’si, Yahudi’si, Roman’ı hangi din, mezhep ve etnik gruptan olursa olsun kimliklerine, değerlerine saygı göstermeyip, bizzat ötekileştiren güçlü bir damar varsa ve bu damarların siyasi uzantıları bugün bayrak hassasiyetini istismar ediyorlarsa bilesiniz ki, asıl bu grup, ne ülkenin demokratikleşmesini ne de Kürt sorununun çözümünü istiyordur. PKK içinde, bölgede ve uluslararası çevrelerde de çatışmaların devam etmesinden türlü şekillerde nemalanan gruplar var. Türkiye’deki fikirdaşlarıyla ortak paydaları, çözümsüzlüğü yani şiddeti yeniden piyasaya sürmektir.

İktidar gücüyle yolsuzlukları örtmezse ayakta kalamayacağını gören hükümetin ise demokratikleşmeyi beraberinde getirecek olan Kürt sorununu çözme iradesinin giderek azaldığı ve uzatmaları oynadığı görülüyor.

Sonuçta, bayrak üzerinden yapılan açıklamalar, yıkıcı siyasetin bir aracı olarak karanlık günleri getirme tehlikesi taşıyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89