• BIST 89.940
  • Altın 145,207
  • Dolar 3,6228
  • Euro 3,9026
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 6 °C

Baykal, Kılıçdaroğlu’nun önünü kesebilir, kendi sonunu biraz ...

Hasan Cemal

Deniz Baykal 1960’ların sonundan beri aktif politikanın içinde. 1990’ların başında genel başkanlık koltuğuna oturdu CHP’de.

1995 seçimlerini kaybetti.

Yüzde 10 barajını kıl payı geçebildi.

1999 seçimlerini kaybetti.

Yüzde 10 barajına takıldı ve CHP tarihinde ilk kez parlamento dışında kaldı.

2002 seçimlerini kaybetti.

Bu seçimlere gidilirken Baykal’ın CHP’si yine yüzde 10 barajının etrafında dolaşıyordu. Son anda yapılan Kemal Derviş aşısıyla yüzde 20’ye yaklaştı.

2007 seçimlerini kaybetti.

Oylarını birkaç puan artırabildi.

Kaç seçim kaybetmiş Baykal?

1995, 1999, 2002, 2007... 12 yılda üstüste kaybedilen dört milletvekili seçimi... Bunca yılı muhalefette geçir, sosyal demokrat olduğunu iddia et ve dört seçim birden kaybet...

Ama koltuğunu kaybetme!

İstifayı aklına getirme...

Baykal’ın siyasal sicili böylesine dökülürken, buna bir de kaset olayı eklendi.

Böylesine bir siyasal sicile sahip 73 yaşındaki bir liderle yola devam etmek, yalnız CHP için değil herhangi bir parti için de intihar anlamı taşır.

Baykal, bir hayli gecikmeli de olsa, en sonunda bu gerçeği gördüğü için mi istifa etti? Yoksa geri dönüş için malum taktiksel oyunlar mı?

Galiba ikincisi.

Şu rahatça söylenebilir:

CHP’nin kendi iç kamuoyunda, kendi seçmen tabanında, hatta Baykal’ın yakın çevresinde bile, artık Baykal’la CHP’nin yollarını ayırması gerektiği görüşü bir süredir yaygınlaşmış durumda.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün Genel Başkanlığa adaylığını koymuş olması da bu yalın gerçeğin ürünüdür.

Kılıçdaroğlu’nun adaylığı Baykal’a rağmen mi? Öyle gözüküyor. CHP Merkez Yürütme Kurulu’nun dün öğleden sonra yaptığı “Baykal, geri dön!” çağrısı buna işaret ediyor.

Baykal hafta sonu yapılacak kurultayda Kılıçdaroğlu’nun önünü kesebilir. Ancak bu çaba, Baykal’ın sonunu bir süre daha geciktirebilir, o kadar.

Kısacası:

Kemal Kılıçdaroğlu’nun önünü kurultayda kesebilirsiniz ama kamuoyu ne olacak, seçmen tabanında ne olacak?

Baykal ve yandaşları kendilerini kurtarmak isterken, partiyi bölmeye ve seçmen tabanında daha da küçülmeye davetiye çıkardıklarını anlamıyorlar mı?

Öyle gözüküyor ki, CHP yine aslına dönüyor ve suların kolay durulmayacağı fırtınalı denizlere doğru yol alıyor.

İnanın, Fenerli dostların derin acısını paylaşıyorum!

Dile kolay on gün içinde, bir çırpıda uçup giden iki kupa...

Fenerli dostların yerinde olmak istemezdim. İçlerine çöken o derin acıyı, futbol acısını, inanın, anlıyorum ve paylaşıyorum.

Yarabbim, ne korkunç geceydi!

Allah düşmanıma vermesin.

Fenerbahçe taraftarlarının havadan yağan konfetilerin altında sahaya hücum ettiklerini görünce, benim jeton önce düşmedi.

Fena halde ürktüm.

Aman Allahım dedim kendi kendime, bunlar Fenerli topçulara, Daum’a saldırıyorlar, n’olacak şimdi diye ayaklandım televizyonun karşısında.

Aaa o da ne diye mırıldandım çevreme, Lugano omuzlardaydı, Vederson omuzlardaydı çünkü.

Çıldırdı mı bunlar diye düşünürken, bu kez ağlayıp tepinmeye başladı Fenerbahçe taraftarları... Koltuklar sökülüp atılıyor, tribünler ateşe veriliyor, “Daum’u bize verin, Güiza’yı bize verin!” avazeleriyle ortalık yıkılıyordu.

Tam bir cinnet haliydi. İsyanları oynuyorlardı.

Bir iki Fenerli dosta telefonla ulaşmak istediysem de başaramadım. Telefonum çaldı, Selahattin Duman, hep böyle zamanlarda arar.

Kıs kıs gülüyor:

“Zafer Mutlu’yla Mudo yine seruma bağlanmışlar.”

Ah canım, ah canım.

Anlıyorum onları. Nasıl da günlerdir hazırlanıyorlardı pazar gecesine. Birçok Fenerli dosttan günler boyu taciz telefonları aldım. Ama olmadı işte. Futbolla oyun olmaz! Çok üzüldüler, biliyorum.

Hele o kaçan müthiş goller!

Vurdular direkten döndü, vurdular, Trabzon kalesinde devleşen Onur kurtardı, vurdular, kıçına başına çarptı. Sürekli gol kaçırıp Fenerli dostlara saç baş yoldurdular.

Ben bile ayakta seyrettim son dakikaları! Ne goller kaçtı Yarabbim!

Bu arada itiraf edeyim, hayatımda ilk kez Galatasaray’ın maçını pas geçtim. Bizim nasıl olsa yatacak yerimiz yoktu. Televizyona çakıldım ve baştan sona Saracoğlu’ndaki yeni ‘Denizli Faciası’nı seyre daldım.

Ancak dün sabah ulaşabildiğim bir Fenerli dost şu acı itirafı yaptı:

“Denizli faciasında siz vardınız, Galatasaray şampiyon olmuştu. Bu kez hiç olmazsa siz değil, Bursa oldu. Bir de siz olsaydınız. Düşünmek bile istemiyorum. Bu da bizim acımızı hafifletti biraz...”

Evet, Bursaspor şampiyon!

Bursasporlu topçuları, yöneticileri ve elbette Ertuğrul Sağlam’ı yürekten kutluyorum.

İnşallah, Bursaspor’un bu zaferi Türk futbolunun çıtasını da yükseltir.

İnternetten bir FB geyiği:

Metroda telefonu çekmeyen bir grup Fenerli, şampiyonluk kutlamasını çılgınlar gibi sürdürüyor!

İyi ki futbol var!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89