• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 3 °C

Bay Başkan…

Ahmet Altan

Size bir Amerikan dizisinden bir sahne anlatacağım.

Ve büyük bir ihtimalle bir televizyon dizisindeki olaylara biraz şaşıracaksınız.

“House of Cards” diye bir dizi var.

Başkan olmak için her şeyi yapabilen, sahtekar, bencil, ihtiraslı bir siyasetçiyi anlatıyor.

Bir insanın iktidarı elinde tutabilmek için neler yapabileceğini görüyorsunuz.

Bu dizide bir bölüm var.

Gazeteler Amerikan Başkanıyla ilgili çok çarpıcı belgeler yayınlıyorlar, işlediği bütün suçları sayıp döküyorlar.

Herkes Başkan’ın istifa edeceğini ve siyasi hayatının bittiğini düşünüyor.

Başkan, kendisi kadar ihtiraslı olan karısıyla oturup “ne yapacağız” diye konuşuyor.

Başkan, “acaba bir kaos mu yaratsak” diyor.

Karısı, “kaostan fazlasını yaratmalıyız” diyor.

Başkan, karısının yüzüne bakıyor, karısı devam ediyor:

“İnsanların kalblerine saldırmalıyız,” diyor, “korku yaratmalıyız.”

“Bunu yapabiliriz” diyor Başkan.

O sırada aşırı dinci bir örgüt, yakaladığı bir Amerikalı esirin boğazını keserek öldüreceğini söylüyor, Amerikalı rehineyi kurtarmak için terör örgütüyle Amerikan yetkilileri arasında pazarlıklar sürüyor.

Başkan, “müzakerelere derhal son verilmesini” emrediyor.

Ve, Oval Ofis’ten bütün ulusa hitaben bir konuşma yapıyor.

“Terör örgütü yok edilecektir. Biz bir savaştayız. Bu, bugüne dek aşırılıkçılara karşı verdiğimiz bütün mücadelelerden daha kapsamlı, topyekun bir savaş olacaktır. Askerler ölecektir. Belki siviler ölecektir. İnsanlığın en korkunç yüzüyle karşı karşıya geleceğiz. Ama zafere ulaşacağız.”

Bu konuşmanın üstüne terör örgütü televizyonda Amerikalı rehinenin kafasını kesiyor.

Adamlarıyla birlikte bu sahneyi seyreden Başkan, “teröre teslim olmadık,” diyor, “terörü biz yaptık.”

Nasıl?

Çok tanıdık değil mi?

Cuk diye oturmuyor mu?

Anayasaya, yasalara, teamüllere uymayan bir siyasetçinin neler yapabileceğini görüyorsunuz.

“Anayasaya uymayacağını” açıkça söyleyen, kendini anayasaya aykırı bir şekilde “fiili başkan” ilan eden Erdoğan’ın son günlerdeki PKK’yla ilgili olarak “müzakere yapılmayacak, son terörist de yokolana kadar mücadele devam edecek” sözlerini de hatırlayın.

“PKK silahlı adamlarını sınır dışına çekerse kendileriyle müzakere edebiliriz” diyen başbakanı herkesin gözü önünde nasıl azarlayıp gerilettiğini de düşünün.

Erdoğan’ın cepheyi daha da genişletip akademisyenleri, gazetecileri, muhalifleri de “terörist” listesine dahil edip hepsinin hapsedilmesini istemesini de buna ekleyin.

Alın size “kaos ve korku.”

Alın size “topyekun savaş.”

Alın size, “şehitler vereceğiz ama onlardan daha fazlasını öldüreceğiz.”

Alın size, “zafere ulaşacağız.”

Bu yüzlerce, binlerce insanın ölümüne, mahallelerin yıkılmasına, şehirlerin yok olmasına, ülkenin bir şiddet ve korku sarmalına düşmesine yol açan “siyaset”, zor durumdaki bir siyasetçi için bir Amerikan dizisinin senaristinin bile aklına gelen “kurtuluş” yolu.

“Anayasaya uymayacağını” açıklayan, “savaşı sonuna kadar sürdüreceğini” söyleyen, şiddeti alabildiğine artıran, ülkeyi bölünmenin eşiğine getiren Erdoğan’a dönüp söylenecek bir söz yok.

O, anayasayı çiğneme pahasına “tek adam” iktidarını sürdürmek, başbakanken işlediği suçların yargı önüne gelmesini engellemek  istiyor, “şiddetten ve kaostan” başka bir yolu yok.

O yolda yürüyor, o yolda yürüyebildiği kadar da yürüyecek.

“Askerler ölecek, siviller ölecek.”

Her gün ölüyorlar zaten.

Artan sayıda ölüm haberleri geliyor her gün.

Bizim bu noktada CHP’ye dönüp bakmamız ve ona bir soru sormamız gerekiyor.

Bir Amerikalı senaristin bile aklına gelen böylesine “klişe” bir şiddet senaryosuna karşı sizin aklınıza bir şey gelmiyor mu?

Erdoğan’ın bütün adamlarının neden sizin HDP’yi suçlamanızı, HDP ile PKK arasında bağ kurmanızı ve bütün suçun onlarda olduğunu söylemenizi istediklerini anlamıyor musunuz?

Bu şiddet senaryosunu ancak HDP ile birleşerek durdurabileceğinizi kavrayamıyor musunuz?

AKP’lilerin, “ölümü” kutsayan, bütün gençleri “şehit” olmanın “güzelliğine” inandırmaya çalışan propagandalarının altında “iktidarı” sürdürmekten başka bir amaç olmadığını göremiyor musunuz?

“Anayasaya uymayan” bir adamın ihtirasları yüzünden insanların ölmesine izin verip, onun ve yandaşlarının “iktidar senaryosuna” figüran olmaya razı mısınız?

Onların “şiddet, kaos, savaş” senaryosuyla yarattıkları şoka karşılık bir “barış, huzur” şoku yaratmanın önemini algılayamıyor musunuz?

Tabii burada CHP seçmenlerine de bir söz söylemek gerek izinleri olursa…

Partinizi barışa ve HDP ile işbirliğine zorlamazsanız, bu “şiddet ve kaos” senaryosu sizi de, partinizi de, ülkenizi de yutacak…. Sizin söyleyeceğiniz bir söz, sizin alacağınız bir tavır bu ülkenin geleceğini belirleyecek.

Bu şartlarda ne yapacaksınız?

Savaşı ve Erdoğan’ı mı yoksa barışı ve Türkiye’yi mi tercih edeceksiniz?

AKP’nin bu “dehşet” senaryosunun ne AKP’lilere, ne de ülkeye bir hayrı olmayacak.

“PKK’yı son adamına dek kırana kadar bu savaş bitmeyecek” sloganlarını biz kırk yıldır dinliyoruz, savaşı büyütmekten, ölen gençlerin sayısını artırmaktan başka bir işe yaramadı.

Bu politika şimdi de bir işe yaramayacak.

Savaş her gün biraz daha şiddetleniyor.

“Yürütmeyi, yasamayı, yargıyı” ele geçirdiklerini bizzat AKP’li milletvekillerinin açıkladığı bir ülkede, Erdoğan ve adamlarının bütün partileri kapatıp, bütün muhalifleri hapse atarak herkesi susturacakları güne kadar bu savaşın süreceği açık bir gerçek olarak durmuyor mu önünüzde?

Kürt meselesinde nasıl iki yüzlü davrandıklarını, işlerine geldiğinde “barış”, işlerine geldiğinde “savaş” dediklerini izlemediniz mi?

Bu oyuna düşecek misiniz gerçekten?

Türkiye, bir Amerikalı senaristin aklı kadar akla sahip değil mi bu “oyunu” görmek için?

CHP “barışı” şiar edinirse, AKP’nin “ölüm” senaryolarına karşı “yaşamayı” savunursa, çocukları ölümden kurtarmak için HDP ile elele verirse, hem bu “diktatörlük” senaryosunun önünü keser, hem insanlarımızı ölümden kurtarır, hem de Türkiye’nin önüne AKP’nin diktiği bu kara duvarı yıkar.

CHP’nin bütün yöneticilerine ve CHP seçmenlerine, “House of Cards”ın o bölümünü seyretmelerini öneririm.

Belki bizim anlatamadığımızı, bir televizyon senaristi anlatabilir kendilerine. (Haberdar)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89