• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır -5 °C
  • Ankara -10 °C
  • İzmir 3 °C
  • Berlin -2 °C

'Basta ya' ya da 'Edi bese'

Abdülkadir Selvi

Bugün Türkiye'nin neresinde olursak olalım, kulağımız Diyarbakır'dan gelecek haberlerde olacak.

Yeni süreç bugün Diyarbakır meydanında testten geçecek.

Bir provokasyon olmayacağı konusunda umutluyum.

Eğer Paris'te öldürülen 3 kadının cenazesinin Türkiye'ye getirilmesine izin verilmemiş olsaydı, çözüm süreci orada biterdi.

Birilerinin devletin bu yanlışı yapması için ne kadar duacı olduklarını tahmin edebiliyorum.

Dağdaki canlıların indirilmesi için görüşmeler yürüten bir devlet, ölülerini Türkiye'ye sokmazsa, kendisiyle çelişirdi.

Zaten bu ihtimal hiçbir zaman akla gelmedi.

Bu arada CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün, Sakine Cansız'ın ailesine taziye ziyareti üzerine CHP'de bir bardak suda fırtına kopartılmasını anlamakta zorlanıyorum.

'Asker ölünce de ağlıyorum' diyen kişi Sakine Cansız'ın annesi.

İnsani bir ziyaretin ne sakıncası var.

Ha CHP, Dersim'i savaş uçaklarıyla bombaladı, 13 bin 200 kişiyi öldürdü, Çağlayangil'in deyimiyle, 'Mağaralara sığınan Kürtleri fare gibi zehirledi. Bu ziyaret bize geçmiş günahlarımızı hatırlatıyor' derseniz, şaşırmam…

CHP'nin Dersim'e attığı bombalarla yetişti Sakine Cansız'lar ve 12 Eylül'ün Diyarbakır cezaevinde kurduğu işkence tezgahlarında dokunup, dağlara salındı.

Eğer biz bugün bir çözüme ulaşacaksak, önce gönülleri kazanmamız gerekiyor.

Çözüm yolu Diyarbakır'dan Ankara'ya uzanan, 'Gönül köprüsü' üzerinde gelişecek.

Biz 100 yılın yanlışlarına, son 30 yılın savaşına rağmen bölgeyi kaybetmediysek, manevi değerlerle takviye edilmiş gönül bağımız sayesinde oldu.

Endonezya'da barış görüşmeleri başlayınca Açe bölgesinde camilerde barış için topluca dua edilmişti.

Barışın manevi direklerinin de sağlam olması açısından ne kadar güzel bir adım.

Örneğin PKK ile barışın sağlanacağı bir aşamaya gelindiğinde Türkiye'nin tüm bölgelerinde camilerde, 'Barış duası' yapılsa, yararlı olmaz mı?

Önce kalpler barışmalı.

Banda Açe'de başka bir şey daha yapılmıştı. Tarihi Beytürrahman Camisi'ne kurulan dev ekranlardan barış görüşmeleri halka canlı yayınla aktarılmıştı.

Diyarbakır Ulu Cami önüne kurulacak ya da Mardin Kapıya konulacak dev ekranlardan barış görüşmelerinin aktarılması gibi bir şey bu.

Dünyada başarıya ulaşmış bu tür örneklerde izlenen bir yol var. Ülkelere göre farklılık arz etse de, üç aşağı beş yukarı aynı.

-Ateşkes ilanı.

IRA sorunu, 13 yıllık bir sürecin sonunda çözüldü. Ama başlangıç noktası olarak 1994'teki ateşkesin ilan edildiği tarih esas alındı.

İmralı ile başlatılan yeni sürecin, 'Yol Haritası'na baktığımızda ise, karşımıza 3 aşamalı bir plan çıkıyor.

1-Türkiye sınırlarının içindeki silahlı PKK unsurlarının, yurtdışına çekilmesi.

Sürecin sabote edilmemesi açısından, bu adım çok önemseniyor. Adeta sürecin emniyet subabı olarak görülüyor. Geçmişte yaşanan Bingöl ve Silvan saldırıları da bunun önemini ortaya koyuyor.

2-PKK'nın silahlarını bırakması.

Bu çok uzun bir zamana yayılmayan çözüm sürecinin hedefi olarak görülüyor.

3- PKK'nın silahı bırakıp, Türkiye'ye gelmesi…

Türkiye'nin hedefi sadece PKK'yı silahlarından arındırmak olursa, kısır bir hedef olur. Amaç, Kürt sorununu çözmek olmalı.

Bu arada çözüm konusunda dünyadaki başarı örnekleri kadar, başarısızlığa uğramış girişimler de söz konusu. Örneğin Tamil gerillaları.

Bence çok büyük dersler alınacak örnekler barındırıyor.

Barış görüşmelerinde Tamil Kaplanları adına masaya oturan, Rudrakumaran'ın çok önemli tespitleri var.

'Müzakerelerin başarıya ulaşması için iktidar kurumları içinde bütünlük olmalı' diyor. Barışa inanmayan bir cumhurbaşkanı; barışı isteyen bir başbakan Sri Lanka'da barışı getirmedi.

Türkiye'nin barış sürecindeki en büyük şansı da bu. Artık, 'tek devlet'in olması.

Bu örnekler bir yanda, barışı aslında barışa susamış kitleler sağlıyor.

ETA şiddetini meydanları dolduran Basklıların, 'Basta Ya' yani 'artık yeter' demesi bitirdi.

Bugün de cenazelerinin ardından yürüyecek olan on binlerin Diyarbakır meydanından, 'Edi Bese' yani, 'yeter artık' demelerine ihtiyaç var.

  • Yorumlar 5
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89