• BIST 107.700
  • Altın 144,091
  • Dolar 3,5280
  • Euro 4,1445
  • İstanbul 24 °C
  • Diyarbakır 38 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 28 °C
  • Berlin 23 °C

Başörtüsünde zamanlama manidar

Ayşe Böhürler

Başörtülülük hali üzerine tartışmalar galiba hiç bitmeyecek. Bunun üzerinden polemik yapmak gibi bir niyetim de yok. Konu verimli, veryansın edilebilir ancak buna değer mi? Pınar Kür'ün sözlerini ve tepkilerini okurken beyaz bir arkadaşımın yaptığı paralel evrenlerde yaşıyoruz yorumu geldi aklıma. Bu olsa olsa böyle bir hale, bir başka evrende yaşıyor olmaya ilişkin şuursuzluk hali olabilir. Bir de tabii içinde büyüdüğümüz aile ortamlarımızın zihnimize attığı formatlar var. Yaşlandıkça kamufle etmesi zorlaşan, giderek annelerimize benzediğimiz haller. Hemen bir hatırayı paylaşayım. Yıllar önce Kanal 7'de Osmanlı tarihinde kadınlar üzerine bir program yapıyorduk. Bu konuda doktora sahibi Ayşenur Kurtoğlu'nun hazırlayıp sunduğu programa Pınar Kür'ün annesini davet etmiştik. Sunucumuz başörtülü diye bir dizi lafın ardından katılmayı kabul etmemişti. Nefret aileden temayüz ediyor sanırım. Cumhuriyetin ilk neslinin, teorisyenlerinin İslam ve dindarlık üzerinden geliştirdiği nefret, bugün sosyal hayatımızdan siyasete hala bizi etkilemeye devam ediyor. Ne nefretmiş ki bitmek bilmiyor.

BAŞÖRTÜSÜ ZAMANLAMASI

Başını örtme hadisesinin dini bir emir yerine getirmenin ya da kültürel-sosyal aidiyetin ötesinde farklı halleri ortaya çıkmaya başladı. Ya da vardı da biz görmezden geliyorduk. Onlar daha çok görünür olunca bazı şeyler göze batmaya başladı. Örtünme biçimlerini falan kast etmiyorum. Eskiden sıkı sıkı örtünenler ve gevşek örtünenler vardı; ince çorap giyenler-kalın çorap giyenler/çarşaf giyenler-pardösü giyenler… Mesela pantolon giyenlere dini çevreler çok sonra alışmaya başladı. Hatta bazı çevreler hala alışamadı. Yani örtünme biçimi bir tür takva halinin görünen hali gibi algılanırdı. Tabii ki her zaman olduğu gibi dindarlık sorgulaması sadece kadınlar için yapılırdı. Modernlik hali de, marka giymek de, popüler kültürün ürettiği şeylere teslim olup olmamak da! Eğlenceli şeylere dair her şey de… Kısaca her an ciddi olur ve birbirimizi sorgular dururduk. O dönem bu dar mahalle mantığı da yanlıştı. Ancak bir o kadar bugünün kendinden menkul örtünme mantığı da yanlış gibi geliyor bana. Nietzsche'nin 'Yaptığınız işin felsefesini bilmezseniz sadece teknisyen olarak kalırsınız' sözünde olduğu gibi, inancın felsefesini bilmemenin her türlü tezahürünü başörtüsünde görür olduk.

Başörtüsü konusundaki fikirlerim özellikle İslam ülkelerinde geniş bir coğrafyayı kapsayan çalışmam esnasında değişti. Bu meselenin dini boyutu kadar kültürel bir boyutu olduğunu görmek konuya biraz da sosyal analizler çerçevesinde bakmamı sağladı. Her kültürde örtünme olsa da mutlak iyi tek tip bir örtünme biçimi dünya coğrafyasında yok. Dini kaynaklardan yola çıkarak yapılan tarif ve tanımların kültürlerin, coğrafyaların, cinsiyetlerin, tarihin süzgecinde yorumlandığını ise unutmamak gerekiyor. Yani ille de belli bir biçimde örtünmek gerekmiyor; iyi Müslüman olduğumuzu göstermek için. Allah'a giden yollarda tercihlerimiz sadece 'rıza' çerçevesinde şekillendiği sürece tabii ki… Benim itirazlarım da tam bu noktada başlıyor. Siyasetin trendleri, kariyer, konjonktür, komutlar, tedbirci hallerimiz gibi nedenlere dair hissettiğim her örtünme bende gönül hoşluğu değil, negatif çağrışımlara sebep oluyor. Mecbur kalıp ya da fikirlerini değiştirip başını açanlara duyduğum saygıyı bu sebeplerle manidar zamanlarda örtünenlere duyamıyorum.

Yıllar önce (90'lı yıllarda) bazı sağ muhafazakâr çevrelerde 'Aman örtünmeyin, aramızda açıklar olsun ki işlerimizi kolay halledelim' diyenlere duyduğum tepkiyi bugün; 'Örtünelim de işlerimiz daha kolay hallolsun' diyenlere de duyuyorum.

Başörtüsü, riski göze almayı gerektirirdi eskiden. Şimdi ise riski göze almamayı ifade ediyor. Bu nedenle son yıllarda sayıları giderek artan başörtüsü takanlar arasında bir duygudaşlık da artık kolay kolay kurulamıyor.

Örtünme konusunda zamanlama manidar hale geliyor. Seçimlerden sonra örtünmenin bir manası var mı bilmiyorum. Ancak bu konuda komutların verildiği rivayetlerini de ilginç buluyorum. Umudum olmasa da umarım her türlü komut hep kalbimizden ve hak rızasından kaynaklanır. Umarım başörtüsü gizli amaçlara perde olmaz. Umarım dindarlık ve ahlak sadece başörtüsü üzerinden değerlenmez. Kalplerde olanı yalnızca Allah bilir.

Başörtüsü bir moda değildir. Başörtüsü bizi daha insan daha imanlı ya da daha iyi Müslüman da yapmaz. Bir kariyer ve yükselme vesilesi de değildir. Allah katındaki değerini ise hiç bilemeyiz. Cehennem ahalisi içinde başörtülülerin muaf tutulduğuna ilişkin bir havadis henüz ulaşmadı.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89