• BIST 81.618
  • Altın 145,694
  • Dolar 3,7670
  • Euro 3,9908
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 11 °C
  • Berlin -4 °C

Başkasının aynasından kendine bakmak

Hamid Omeri

Kürt dili özgür olsun! Nasıl sorusuna verilecek cevap önemli ya da bunun neden birilerinden ya da kimden istendiği çok daha önemli. Sesini yükselterek şöyle diyor ben de duyuyorum: “Kürtçe, Kürtlerin konuştuğu bir dildir ve analarının ak sütü gibi kendilerine helaldir. Doğal bir haktır. Dolayısıyla bu dilin özgürlüğüne kavuşması gerekir. İnsanlar, istediği yerde bu dili kullanabilmeli ve bu dil yarına taşınabilmeli.” 

Dilekler, temenniler, iyi niyetler, minnetler... “Ben zamanında da sizin haklarınızı savunmuştum.” Evet, sen zamanında haklarımızı savunmuştun. Biz de bu yüzden seni insan sanmıştık!  

Sen zamanında bize hakaretler de etmiştin. Dalga da geçmiştin. O zaman rahatsız olmuştuk ama dilimiz şimdiki kadardı yine ve üstelik yine aynamız yoktu. Kendi aynamız olmayınca da kendimizi istediğimiz gibi görememiştik. Senin aynandan kendimize bakınca da senin gibi düşünmeye başlamıştık. Kendimizle dalga geçer gibi konuşmaya başlamıştık. Tuhaftır ama biz de seninkine benzer cümleler kurmaya başlamıştık. 

Dilimiz hakkımızdır bize verin!

Dilimizi konuşalım değil de dilimiz sizde ve siz de dilimizi bize verin!

Eğip bükerek bize ait olmayan bir aynanın karşısına dikilip iliklerimize işlemiş bir görülmeyen ama hep gören bir milletin evlatları olma haliyle önce kendimize yüklendik. Önce kendi kardeşlerimizi vurduk. Önce kendi zenginlerimize, şeyhlerimize, melalarımıza savaş açtık. Size garip gelecek belki ama ben Kürtlerin 'feodal' diyerek küçümsediklerini ortadan kaldırarak bir yönüyle kültürlerini heba ettiklerini düşündüm hep. Oysa onlar bir sofraya birden fazla yemek koyabilenlerdi. Evet, zalim olanları da vardı; vardır. Ancak bir milleti taşıyabilecek türlü türlü argüman ve donatıları da bünyelerinde barındıranlardı onlar. Biraz da olumlu tarafından bakarsak eğer sohbetler ordaydı, divanlar orada. Yani şu Mirlerimiz, Beglerimiz olmasaydı muhtemelen bir aynamızın olmasına dair düşüncemiz de olmayabilirdi. Aynamız yok belki ancak bir aynanın olması gerektiğine dair düşüncenin ruh ve vücut bulması oralardan ya da o mirlerin ve beglerin koruyup kolladıklarının kalemlerinden zuhur etti. 

Mir Celadeti okuduğumda da böyle düşündüm Enwer Karahan'ın son kitabı Elas Efendi'yi okuduğumda da zihnimin bir tarafında yine bu düşünce vardı. Sonra diğer ülkelere bakınca batımıza mesela. Türklere ve daha batıya. Zengin sınıfın bir ölçüde aristokrat diyeceğimiz sınıfların halkla birlikte olanlarının dillerini ve milletlerini koruyarak var ettiklerini görürüz. Bugün de bu sınıflar hayatın her alanında var. Dillerini, sanatlarını, haklarını ve halklarını koruyarak ulus oldular. Biz ise belli bir dönemden sonra bu sınıflarımıza savaş açtık ve bu “kültürü” değerlendirmek yerine yok etmeye, yok saymaya çalıştık. Aynalarına baktığımız başkaları ile barış yapmak için neredeyse her şeyimizi bir hiç uğruna masaya koyduk ancak kendimizden olanlara bu barışı çok gördük. 

İşte o Mirlerden biri yani Celadet Eli Bedirxan, bize yıllar önce bir aynamızın olduğunu ve oraya bakmamız gerektiğini ömrünü heba edercesine yazdı ve aktardı. Millet ve devlet olmanın şuuru bu şekilde sağlanabilirdi. Hayatı pahasına kardeşleriyle birlikte bunu yaptı. Mir'di. Öyle bir Mirlik yaptı ki tek bir Kürt kalıncaya kadar Mir olmasına, Mir olarak kalmasına yetecek bir Mirlik.

Mirimi düşününce kimseden “Dilim özgür olsun” isteğinde bulunmak istemiyorum. Dilimizi kimseden istememeliyiz diye düşünüyorum. Sadece ve sadece kendi aynalarımıza bakalım yeter. Mirimizin bize kutlu bir armağan olarak bıraktığı o güzel aynaya. Şu ezenlerin aynalarından kendimize bakmaktan vazgeçelim ve kendimizi görelim. O zaman bir başkasından bir şey talep etmek yerine dilimizi konuşmanın, millet olma ve ulus olmanın kendi elimizde olduğunu daha kolay fark edeceğiz. 

O zaman şu demokrat ve liberal geçinenlerin aynalarında bize ait ve bize dair bir ülkenin olmadığını görebileceğiz. Çünkü onların aynalarına baktığımız sürece onların verdiği kadar ve onların istediği kadar kendimiz olabileceğiz. O zaman bir başka milletin şemsiyesi altında kalmaya devam edecek ve dilsiz, ülküsüz ve ülkesiz yaşamaya devam edeceğiz. 

Bu gün halkı peşinden sürükleyenlere de dememiz gerekenleri söyleyelim hep birlikte. Ya Mir Celadet'in yolunu takip edin ve kendinize ve halkınıza onun miras bıraktığı aynadan bakın ya da bu halkın önünden çekilin. 

  • Yorumlar 4
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89