• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara -8 °C
  • İzmir 2 °C
  • Berlin 2 °C

Başkanlık modeli Kürt sorununu çözer

Kurtuluş Tayiz

Başkanlık sistemi ara ara böyle ülke gündemine gelir, ama bir türlü tartışılmaz. Sadece biraz gürültü koparır, sonra da rafa kaldırılır. Gerekçe ise “tek adam” endişesidir. Muhalefet partileri ülke yönetimini “tek adama” emanet etmeye haklı olarak yanaşmaz. Seçmenlerini de bu çerçevede ajite etmeye çalışırlar.

Ama bu sisteme karşı çıkan partilerin başka bir ortak özelliği daha var; siyasilerimiz 12 Eylül’ün darbeci generallerine ve askerî vesayete karşı bu parlamentoyu öyle pek de canla başla savunmadılar. Hatta Türkiye’yi birkaç generale emanet edebilecek kadar alçalabildiler. Darbe anayasasını yıllardır değiştiremememizin tek sebebi aslında yine onlar. Bu yüzden CHP ve MHP’nin, hatta AKP içerisinde aynı geçmişi paylaşan çok sayıda siyasetçinin başkanlık sistemine “tek adam”, “diktatörlük” ve “padişahlık” önermeleriyle muhalefet etmeleri samimi ve gerçekçi değil.

Başkanlık modelinin tartışılmasına yeni anayasa çalışmalarını sabote edeceği endişesiyle karşı çıkanlar da az değil. Halkın yeni anayasadan beklentisi kuşkusuz önemli. Ne de olsa sivil bir anayasa yapma fırsatı ilk defa yakalanıyor. Bu yüzden beklentileri de fazla. Fakat mevcut siyasi dengeler dikkate alındığında yeni anayasanın ülkemizin en temel meselesi olan Kürt sorununu çözebilme iddiası bile çok zayıf. MHP ve CHP Anayasa’nın “değiştirilmesi teklif dahi edilemez” olan üç maddesini dokunulmaz ilan ettiler. AKP de bu iki partiden farklı bir görüş beyan etmiş değil. BDP’nin beklentileri daha farklı. Onlar da olmazsa olmazlarını “yeni anayasada etnik vurgu şartı”yla dile getiriyorlar. BDP “Yeni anayasa Kürtlerin siyasi, kültürel, sosyal ve ekonomik haklarını koruma altına alır” ibaresini görmek istiyor. Talep ettikleri siyasal düzen ise özerklik. Mevcut sistem içinde Kürtlerin beklentilerini karşılayacak bir modeli çıkarmak olanaklı görünmüyor. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesini sağlayacak bir yeni anayasa bile Kürt siyasi hareketini kesmeye yetmez. Daha doğrusu Kürt meselesi o evreyi çoktan aşmış durumda. Daha ileri bir toplumsal ve siyasal bir modele ihtiyaç var. Doğrudan bağlantılı olmasa da başkanlık sistemi bunu sağlayabilir. Bugünkü sistem içerisinde bunu sağlamak bana zor görünüyor. Çünkü Kürt sorunu zaten bu sistemin bir ürünü.


Valileri, belediye başkanlarını ve kaymakamları belirleme hakkına sahip olan, bölgelere ve yerel parlamentolara dayanan federatif bir sistem Türkiye’ye eşik atlatabilir.

Yeni anayasa bugünkü sistemle yola devam eder ve başkanlık sistemini dışlarsa, Türkiye, en büyük sorununu çözmek için zaten sahip olduğu enstrümanların ötesindeki model ve seçeneklerden de yoksun kalır. Kürt meselesinin çözüme kavuşma şansı böylece uzun süre daha ertelenmiş olacak. Mevcut olanın Kürt sorununu çözmeye yetmediği ortada.

Başbakan Erdoğan’ın başkanlık sistemi önerisi yeni bir anayasa yapılırken, ülkenin hangi siyasi sistemle yönetileceğinin de tartışılması yönünde. Toplumda önemli bir kesim Erdoğan’ın “tek adam” modeline dayanan bir sistemin peşinde olduğunu ve siyasi ömrünü daha güçlü sürdürmek istediğini düşünüyor. Ve bu yüzden başkanlık sistemini tartışmaya dahi yanaşmıyor. Fakat muhalefet partilerinin başındaki liderlerin de farklı bir ihtiras içinde olduğunu sanırım düşünenimiz yoktur. Her partide benzer bir lider sultası var ve her lider parti içi özgürlüğe bir yere kadar müsaade ediyor.

Burada başkanlık sistemini Erdoğan’ın siyasi ihtiraslarını gerekçe göstererek reddetmek yerine, önerilen modelin daha özgür, daha zengin ve daha demokratik bir Türkiye yaratıp yaratmayacağına bakılmalı. Müzakere etmeden bunu bilme şansımız yok. Sadece Meclis’te grubu bulunan parti liderlerinin sözüyle sınırlı kalmak yanlış olur. Eğer başkanlık modelinin çözüm yerine sorunları daha fazla ağırlaştıracağı kanaati oluşursa, o zaman akılcı bir ret gerekçesine sahip oluruz.

Siyasete hâkim olan cepheleşme ortamında partilerden kuşkusuz sağduyulu bir tartışma beklenemez. Turgut Özal ve Süleyman Demirel’in önerileri gibi Erdoğan’ın başkanlık sistemi önerisi de daha doğmadan tarihe karışabilir. Türkiye, mevcut parlamenter sistemi içinde sorunlarını çözüme kavuşturabilir. Ama bunlar sadece gelecek için iyi birer temenniden ibaret. Başbakan Erdoğan’ın önerisi ise iyi veya kötü, doğru veya yanlış önümüzde duruyor; başkanlık sistemini tartışmaya bile yanaşmadan atlamak bana çok saçma geliyor. Ya size?

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89