ilkehaber.com
Ahmet Türk’ü çok ararsın Devlet Baba!
Ahmet Altan yazdı: Nevruz, Kemalizm ve din
Taraf'tan bir yazar daha ayrıldı!
Eski Bakan - Moderatör kavgası...
Taraf'tan rekor kar açıklaması

Şakir Kadan / Yazar

Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Başımız belada mı?

04 Şubat 2012 Cumartesi 17:29

Eğer bir yazarsanız, yazacağınız bir makaleden dolayı başınızın belaya girmesini istemiyorsanız, yazmaya başlamadan önce vicdanınızı tuvalete atıp sifonu çekmelisiniz. Geçmişinizden inandıklarınızdan, inançlarınızdan, ideolojinizden ve ahlakınızdan vazgeçip hepsine birden reset çekmelisiniz Eğer geçmişiniz sakıncalıysa, fişlenmişseniz, kırk tas suyla yıkandıktan sonra tövbe edecek, değiştiğinizi haykıracaksınız.. Kendinizi Arı duru bir kişi haline geldikten sonra vicdansız biri olarak gönül rahatlığıyla masanıza oturup her konuda vicdansızca yazabilirsiniz. İktidarın, muktedirin, güçlünün yandaşı olacaksınız, içinize sindireceksiniz. Güçlünün koruması altında yerinizi aldıktan sonra, istediğiniz mevki ve makama geleceksiniz. Ülkenin aydın yazarları unvanı ile ödüllendirilirsiniz. İktidarın gücünden aldığınız enerjiyle etrafınıza iktidarın istediği renklerde ışık saçan bir aydın olacaksınız. İktidarın iktidarına yararı olmayan, aynı zamanda kariyerinizde yükselmenize nema katmayan en vahşi zulümleri bile görmezlikten geleceksiniz. Haksızlıklar olsa dahi dilsiz şeytan olmayı tercih edecek, başınızın belaya girmesinden sakınacaksınız. Güçsüzü, düşkünü görmeyecek, mazlumun hakkı hukukunu iktidarın yararına paralel yorumlar yaparak yayınlayacaksınız. Şek şüphe uyandırmadan, kayıtsız şartsız iktidarın hizmetinde olduğunuzu beyan edeceksiniz. Acıma duygularınıza ayar verecek, düşküne, mazluma ve güçsüze karşı merhametinizi iktidarın yarar sağlayacağı şekilde göstereceksiniz.

Eğer vicdanlı bir aydın, yazarçizer olmaya karar verdiyseniz, kahramanlık duygularınız depreştiyse, inançlarınıza, inandıklarınıza, ideolojinize dünya görüşlerinize göre vicdanlı görüşlerinizi yazarsınız. Başınıza gelecek belaları da peşinen kabul etmiş olacaksınız. Haksızlıkların karşısına dikileceksiniz, dilsiz şeytan olmayı ret edeceksiniz. Akıbetiniz az çok belli olmuş demektir. Senden önceki benzerlerin başına gelenler seninde başına geleceğini bilmelisiniz..

Diyelim ki yiğitlik duygularınız depreşti vicdanlı olmaya karar verdiniz cesaretli muhalifsiniz, hiçbir korku ve esareti kabul etmeden kaleminizi özgürce kullanmaya başladınız, İktidar için tehlikeli olmaya başladınız. İktidar sizi fark ettiği an size en uygun etiketi bulacaktır. Asilik, isyancı, bölücü, anarşist, dindar, dinsiz ya da terör örgütü etiketlerinden hangisine uygun bulunduysanız üstüne yapıştırılır. Kötü bir marka ile teşhir ettikten sonra, etkisiz hale getirilirsiniz. Yaşam alanlarınızın tamamı daralır, hiçbir yerde kabul görmez, hayatın içinden tecrit edilirsiniz. Dilinizi iktidara karşı fazla sivriltirseniz, kaleminizden ayetler dökülse bile kaleminizin kırılacağı kesindir. Yazdıklarınızı okuyacak bir kişi bulamayacaksınız. Zorlu zahmetlerde yükseldiğiniz mevkilerden aşağı indirilecek, bütün kapılar yüzüne kapatılacaktır. Yazacak yer, köşe bulamayacak, yayın organları sizi tehlike gibi görecek, bütün ilişkileriniz kesilecektir.

Kaybolup gidersiniz. Daha fazla dikleştiğinizde mahpus damına atılır sesiniz sedanız kesilir, çürümeye terk edilirsiniz. Uğrunda mücadele verdiğiniz hayatınızı tehlikeye attığınız haklarını korumaya çalıştığınız insanlar bile bir süre sonra sizi unutmuş olurlar. Aileniz, çocuklarınız sizin delikanlılığınızın cezasını çeker, bir süreliğine yolunuzu gözler, zaman içinde bekleme alışkanlığıyla yaşamaya devam ederler. Dünya kurulalı beri bu sistem devam ede gelir. Güçlüye karşı gelenler ceza gördüler. Her iktidar, iktidara geldiğinde gücünü kullanmak ister. Güç kullanılırsa gücün gayesi gerçekleşir. Yüzyıllık tarihin gerisine gittiğimizde amaç belli, ideoloji, din ve ırk söylemiyle iktidara gelirler sonra güçlerini kendinden olmayanın üzerinde kullanırlar. İktidarların geçmişlerinde elleri kanlı olmayana rastlamak enderdir. Bir zamanlar, insanları kent meydanlarında idam sehpalarına çektiler, bir zamanlar, işkenceyle öldürüldüler. Bir zamanlar kentin orta yerlerinde muhaliflerin enselerine kurşun sıkarak bertaraf ettiler. Pir sultan abdallara kadar uzanır gider. Daha gerilerden bu güne isyancıyı, muhalifi çeşitli cezalandırma yöntemleri uygulanmıştır. Uygarlığın bildiğimiz zamanına giderek sıralarsak eğer, aslanlara yedirme, zehirleyerek bertaraf etme, giyotinle kesme, kurşuna dizme, işkenceyle öldürme, faili meçhullerle yok etme, günün modasıyla hapishanelere atıp ömür boyu çürümeye terk etme. Muktedirler, öldürmeye muktedirdirler.

Kendi kendime soruyorum. Ne yapmalı? Bilmiyorum. Ama Şu gerçeği çok iyi biliyorum.

Yaşamın içinde baş kaldıran insanın başı hiçbir zaman beladan kurtulmaz.

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, TwitterTwitter, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÖNE ÇIKANLAR
GAZETE BAŞLIKLARI
ANKET
12 Eylül darbesini yapanlar yargılanmalı mı?