• BIST 108.352
  • Altın 143,327
  • Dolar 3,5324
  • Euro 4,1408
  • İstanbul 30 °C
  • Diyarbakır 37 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 28 °C
  • Berlin 19 °C

Başbuğ iyiymiş, ordusu kötüymüş

Yıldıray Oğur

Meğerki “İlker Başbuğ iyiymiş de çevresi kötüymüş”. Şu darbeci ordusu olmasa Başbuğ Genelkurmay’ı ne kadar iyi yönetecek, hükümetle ne kadar da uyumlu çalışacakmış. İnanmayanlara Mission Impossible’ın son bölümü “Ergenekoncuların demokrat Başbuğ’a suikast planı” bedava. Herhalde maceranın devamını öğrenmek için Başbuğ da hapishanedeki koğuşuna Ergenekon sanığı Haberal’ı istetmiş. Biz bu işlere akıl sır erdirmeye çalışmaktan sıkılmışlar için maceranın devamı ise bu kez Fikret Bila’nın, Murat Yetkin’in “Eyvah, Genelkurmay bu işe ne der” sütunlarında değil, “Başbakanımız dün de dünyayı titretti ve başarıdan başarıya koştu” analizlerinin çıktığı köşelerde.

Aslında değişen bir şey yok. Yine “bu ülkenin güçlü bir orduya ihtiyacı var” diye ucuz Ankara aforizmaları havada uçuşuyor, yine askere, MİT’e yönelik her eleştirinin arkasındaki kirli emeller analiz ediliyor, her taşın, her manşetin altından İsrail, ABD, cemaat çıkarılıyor, yine parmaklar “Ordumuzu bu kadar da yıpratmayalım” diye sallanıyor. Değişen tek şey bu kez o sallanan parmaklarda altın değil gümüş yüzükler olması. Hatta bazen o bile değişmiyor. Dün asker kamuflajıyla liberallere, dindarlara sallanan parmaklar bu kez transfer oldukları “İkinci Atatürk Erdoğan” cephesinden yine aynı profesyonelleştikleri işi görmeye devam ediyor.

Tamam anladık, ardından üç darbe planı beş YAŞ krizi çıkacağını bilmeden Başbuğ’un pseudo entelektüel birkaç çift dipnotuna kandınız, Yeni Şafak’ın, Star’ın akreditasyon yasağını kaldırmak gibi ülkemizin henüz hazır olmadığı şiddette demokratik açılımlara, “ordumuz din düşmanı değildir” kabilinden birkaç tatlı söze teslim oldunuz ve “İşte yeni Türkiye’nin ordusu”, “ordu-hükümet uyum içinde” diye analizlere doymadınız.

Peki, birlikte yaşadığımız dört yılın ardından hâlâ nedir bu Başbuğ melodramının sebebi? Yoksa paşamıza bir haksızlık yapıldı da bizim mi haberimiz yok. Genelkurmay başkanları görev suçları için Yüce Divan’da yargılanmalı diye hatırlatanlara göre hükümete karşı psikolojik harekât siteleri kurmak Genelkurmay Başkanı’nın görev tanımına mı giriyor?

Bırakın hükümete örümcek kafalı diyen psikolojik hakaret sitelerini, Batı Trakya’nın bağımsızlığı için Yunanistan’a karşı kurulan sitelerle dünyaya rezil olmanın eşiğinden döndük bu komutanın Genelkurmay’ı sayesinde.

Şu âna kadarki en somut delillere dayanan, askerî vesayetin günlük rutinini teşhir etmiş, en ciddi ve en çok itirafın yer aldığı bir soruşturmadan bahsediyoruz. Kitabın bomba, pankartın terör, sivil Cuma’nın yasadışı eylem olduğuna inandınız da ancak hukuk içinde kullanması için kendisine verilen silahı, bağlı olduğu hükümete çeviren bir paşanın, tam o anda silahları ve hiyerarşik örgütüyle bir terör örgütü liderinden farksız hale geleceğine mi inanamadınız?

İddianamedeki komutanların itiraflarını bırakın sadece sivil memur Meryem Kurşun’un anlattıklarını okuyup, bu sitelerin nasıl Genelkurmay’daki günlük rutin hayatın bir parçası olduğundan, hatta karargâhta en çok hangi site hit alacak konulu ödüllü yarışlardan haberdar olanlar için bu “yaktılar gül gibi paşanın başını” vahlanmalarını anlamak zor. Başbuğ’un 2000’den beri açık olan bu sitelerden ikinci başkanlık da yaptığı karargâhta dokuz yıl boyunca haberdar olmaması ya tarihe geçecek bir komuta mucizesi olabilir ya da “iyi ki karargâhı ondan habersiz savaş falan çıkarmamış” diye şükür nedeni.

Muhafazakârlarımızın bünyesi “peygamber ocağı” şanlı ordumuzun komutanının hapse atılmasını mı kaldıramadı? Asker doğan her Türk’ün içini kavuran Freud’un bile açıklayamayacağı oedipus kompleksler mi devrede yine? Yoksa Susurluk gibi bu iddiaların hepsi de “fasa fiso” mu? Belki şimdi de Başbuğ’un Mescid-i Aksa’da hıçkırıklarla namaz kılarken çekilmiş resimleri servis edilmiştir?

AK Parti erken iktidar hastalığından, istikrar için idare-i maslahata teslim olan devlet-ebed-müddetcilikten, Milli Görüşçü devletçilikten çok çekenler tarafından kuruldu. Ama hatırlatalım: Temmuz 1996’da Genelkurmay Başkanı’nı Başbakanlığın kapısına kadar geçiren Erbakan aylar sonra 28 Şubat’ın gelişini durduramamıştı.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89