• BIST 82.828
  • Altın 147,822
  • Dolar 3,8219
  • Euro 4,0676
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 1 °C

Başbakan'ın itirazı

Abdülkadir Selvi

Meclise Dikmen kapısından girdim. Meclis Başkanı'nın makamı Çankaya kapısına daha yakın. Kalabalık bir medya ordusu Meclis Başkanı'nın kapısında bekliyordu. Yabancı bir heyet var ya da Meclis başkanı Cemil Çiçek açıklama yapacak diye düşündüm. Meslektaşlarım Meclis başkan vekili Meral Akşener'i bekliyorlarmış.

Bir an 28 Şubat günlerini düşündüm. Medya ordusu Meral Akşener'in kapısında yine beklerdi.

Siyasetçiyi sorularla köşeye sıkıştırmak,"ne zaman görevi bırakacaksınız?" tarzı rahatsız edici sorular yöneltmek, "İrtica tehditine inanmıyor musunuz?" diye sigaya çekmek bir marifetti.

O zaman da dik duran bir kadındı Meral Akşener. Birçok erkeğin korkudan sindiği bir sırada o yiğitçe ortaya çıkmıştı. Bugün de yine gönderilen kurşunlu tehditlere karşı, "Demirden korkan trene binmez" diyerek gereken yanıtı verdi.

Meral Akşener bugün dimdik ayakta. Çok da saygın bir insan. Duruşuyla demokrasi tarihinde çoktan yerini aldı. Peki Meral Akşener'e,"Gelirsem onu bakanlığın önünde yağlı kazığa oturturum" diye mesaj gönderenler nerede?

Akşener'in kapısında bekleyen meslektaşlarımı izlerken, Çetin Saner'i düşündüm. O sırada Ankara adliyesinde hakim karşısında,"Yağlı kazığın" hesabını veriyordu.

Bana birileri darbelerle hesaplaşmak ne diye sorsa, "Yağlı kazığın hesabının sorulması" derim.

Bunun rövanşla ne ilgisi var?

Ayrıca 15 yıl aradan sonra Meram Akşener'in aracının kurşunlanması, o gün bakanı yağlı kazığa oturtmak isteyecek kadar kinlenenlerin yüreklerinin ateşin sönmediğini gösteriyor.

Ayrıca 28 Şubat soruşturmasını yürüten Savcı Mustafa Bilgili'nin aracına bugünlerde yapılan saldırı tehditlerin organize olduğuna işaret ediyor. Bilirkişi raporuyla saldırının niteliği ortaya çıkacak ama çok önemli bir gelişme.

Öte yandan özenle kaçınmaya çalıştığım bir nokta var. Birilerini hedef gösteriyor konumuna düşmek istemiyorum. Ama şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Askerin mesajlarını bakana ileten birisi vardı. Daha doğrusu bakanın değil daha çok askerin adamı olarak görev yapıyordu. Bu kişi seçim döneminde de kısa süre İçişleri bakanlığı görevini üstlenen Teoman Ünüsan'dı. EMASYA onun döneminde imzalanmış, Metin Göktepe onun zamanında öldürülmüştü.

Teoaman Ünüsan, askerin mesajlarını iletmenin ötesinde, asker adına İçişleri Bakanlığı'nı yöneten kişi konumundaydı.

Öyle ki, İçişleri Bakanı Akşener, bugünün Ankara valisi Alaaddin Yüksel'i görevden aldığında, "Ben imzalamadım ama bakan seni görevden alıyor"diye haber ileten kişiydi.

İkincisi ise dönemin Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan'dı. CHP Bursa Milletvekili olarak parlamentoda yer alan Turhan Tayan, 28 Şubat'ın öncülerinden Güven Erkaya'nın anılarında sıkça yer verdiği kişiydi. Erkaya, 5 komutanı emekliye sevk etmek isteyen Tansu Çiller'e," Kendisine benden selam söyleyin, bizimki Yunan Silahlı Kuvvetleri'ne benzemez, haberi olsun" mesajını Turhan Tayan'la göndermişti.

Hükümetin bir üyesi olmasına rağmen 28 şubat sürecinde askere daha yakın duran bir isimdi Turhan Tayan. Bu nedenle, DYP cenahında, "Sivil paşa" olarak anılırdı. Sürece ilişkin tanıklıkları, köprü görevi yaparak Çiller'e ulaştırdığı çok önemli tanıklıkları vardı.

Ünüsan ve Tayan'ın vereceği bilgiler, 28 Şubat'ın "Asker-hükümet" ilişkileri açısından çok daha doğru anlaşılmasına hizmet edecek.

28 Şubat sosyal paydaşları en güçlü olan bir askeri müdahaleydi.

"Silahsız Kuvvetler göreve" denilmişti.

Demirel, "Bu işi Silahsız Kuvvetler çözecek" diye boşuna konuşmamıştı. Çevik Bir, "Silahsız Kuvvetler işbaşına" direktifini iş olsun diye vermemişti. Medya Kuvvetleri, Genelkurmay karargahıyla irtibatlı manşetler atıp, iş dünyasını temsilen TÜSİAD, çalışma hayatı adına,"5'li çete" sosyal faaliyet olsun diye darbe şakşakçılığı yapmamışlardı.

Bu durum, ülkeyi kasıp kavuran bir soruşturma yürütülmesini gerektirmez.

Zaten, 28 Şubat soruşturmasında şu ana kadar çok özenli hareket ediliyor.

Bu arada MÜSİAD'daki konuşmasında Başbakan Erdoğan, "İntikam ve cadı avı söylemleriyle konuyu saptıranlara aldırmadan, biz 28 Şubat'ı da, 12 Eylül'ü de,27 Mayıs'ı da sorgulayacak, tarihin bu karanlık dönemlerini aydınlatacağız" demişti.

İtalya dönüşü," Ama bu dalgalar böyle arka arkaya geldikçe o dalgalarda kusura bakmasınlar ülke boğulur. Bu iş bu kadar uzatılmamalı" sözü ise, bir anda Başbakan 28 Şubat operasyonlarından rahatsız mı sorusuna yol açtı.

Öze ilişkin en ufak bir tereddütü yok. Başbakan'ın itirazı usule ilişkin.

Hani operasyonları Başbakan planlıyordu. Demek ki, onun da rahatsız olduğu noktalar var. Örneğin tutukluluk sürelerinin çok uzaması gibi.

Dün 4. Paketle ilgili olarak Alt Komisyonda önemli bir değişiklik yapıldı. Adli takip süresindeki 3 yıl sınırı kaldırıldı. 4 paket çıkınca tutuklu milletvekilleri başta olmak üzere, tahliyeler beklenebilir. Ayrıca bu yöntemle muhalefetin geliştirdiği ama Anayasaya aykırı bulunan 100.Madde formülüne de gerek kalmaz.

Ergenekon soruşturması Başbakan arkasında durduğu için başlamıştı. Darbe soruşturmalarının en büyük destekçisi de Erdoğan.

Ancak Tsunamiye yol açacak dalgalar değil, demokrasimizi darbe pisliklerinden arındıracak olan, Akdeniz"in sakin dalgaları isteniyor.

Mesaj bu.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89