• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 11 °C

Başbakan, Savcı ve ben

Yasemin Çongar

Bundan birkaç ay önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nden üç görevli Taraf’a gelerek, adımın geçtiği bazı dokümanlar hakkında bana bilgi verdiler ve ifademi aldılar.

Konu, polisin 19 Ağustos 2011 günü Aydınlık Gazetesi binasında yaptığı aramada ele geçen “yazışmalar”dı. Emniyet yetkilileri, bu “yazışmalar”dan bana söz edinceye kadar, varlıklarından haberdar değildim. Haberdar olunca, oturup böyle deli saçması metinler hazırlayanların ya ciddiye alınması imkânsız bir komplonun hazırlığını yapacak kadar zekâsız ya da –daha büyük olasılıkla– Ergenekon soruşturmasını yürüten makamlarla, bu soruşturmaya destek veren siyasi iradeyle ve Taraf gibi soruşturmanın önemine inanan basın kuruluşlarıyla dalga geçerek, süreci sulandırmak isteyecek kadar rahatsız olduklarını düşündüm.

Emniyet yetkilileri, soruşturmanın devam ettiğini, ifademin gizli kalması gerektiğini söylediler; biz de konuya ilişkin haber yapmadık. Dün Terörle Mücadele Şubesi’nden arayıp, Taraf’ın adının da geçtiği soruşturmanın tamamlandığını ve Aydınlık Gazetesi Sahibi ve Genel Müdürü Mehmet Sabuncu’nun benim de hakkında ifade verdiğim “yazışmalar”la ilgili olarak Ergenekon kapsamında gözaltına alındığını bildirdiler. Emniyet yetkililerine göre, ifadem üzerindeki gizlilik kalkmıştı. Taraf yönetimi olarak, 12 Ekim 2011 günü Emniyet görevlilerinin büromuza niye geldiklerini, söz konusu yazışmalarda ne olduğunu, polisin bana neler sorduğunu yazma kararı aldık.

Emniyet yetkilileri, 19 Ağustos 2011’de Aydınlık Gazetesi binasında bir arama yapmış ve o esnada Mehmet Sabuncu’nun masasında bazı dokümanlar bulmuşlar; bu dokümanları inceleyince de benim ifademi almaya karar vermişler. Emniyet yetkililerinin bu dokümanlarla ilgili olarak bana verdiği bilgi, 12 Ekim 2011 tarihli Bilgi Alma Tutanağı’na şöyle yansıdı:

“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız ve sizin aranızda yapıldığı izlenimi veren mail yazışmalarının olduğu, brte@akparti.org.tr, Kansizckansiz@hotmail.com, ckansiz@hotmail.com, yasemin_congar@taraf.com.tr şeklinde mail adresleri oluşturulduğu, bu mailler arasında Ergenekon Terör Örgütü soruşturmaları kapsamında hazırlanan iddianamelerin Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile
Taraf Gazetesi’nce hazırlanıp Cumhuriyet Savcılarına iletildiği şeklinde yazışmaların yapıldığı tespit edilmiştir.”

Bana aktarılan bilgi ise yine sınırlı ama biraz daha ayrıntılıydı. Emniyet yetkililerinin sadece bir kısmını görmeme izin verdikleri e-mail mesajlarından, Başbakan’ın bana ve Savcı Kansız’a talimatlar ilettiği, bizim bu talimatlara uygun şekilde Taraf ekibi olarak OdaTV aleyhindeki iddianameyi kaleme aldığımız, sonra da iddianame metnini Zaman Gazetesi’nin kurye servisiyle, Savcı Kansız’a ilettiğimiz sonucu çıkıyordu.

Haliyle, Emniyet yetkilileri Taraf’a gelmeden önce Başbakan Erdoğan ve Cumhuriyet Savcısı Kansız’a ait olduğu öne sürülen e-maillerin, her iki şahısça da kullanılmadığını ve internet cafélerde oluşturulduğunu saptamışlardı. Bana da söz konusu e-mail adresini kullanıp kullanmadığımı sordular, Taraf’ın Bilgi-İşlem sistemine bakıp, teknik sorumlu arkadaşımızla da konuşarak böyle bir adresin oluşturulup oluşturulmadığını kontrol ettiler ve benim ifademi aldılar. Böyle bir e-mail adresine hiçbir zaman sahip olmadığımı söyledim. Cevaplarımın devamını tutanaktan aktarıyorum:

“Başbakan’la ve Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız’la haberleşmemiz söz konusu değildir. Sadece sorduğunuz e-mail üzerinden değil, başka bir e-mail adresinden de bugüne kadar haberleşmemiz olmamıştır… Bu sahte yazışmaların Sayın Başbakan ve Savcı beyle birlikte benim ismim de kullanılarak yapılan düzeysiz bir karalama girişimi olduğunu düşünüyorum. Bu girişimin inandırıcı olabileceğini düşünenleri biraz da komik buluyorum. Sayın Başbakan’ın onca iş yoğunluğunda, bu şekilde e-mail yöntemiyle haberleşmesi, bana ve soruşturma savcısına talimatlar vermesi, bu talimatların içersinde tarafımızca iddianameler hazırlanarak Savcı beye iletilmesi gibi konuların bulunması, haliyle tümden mantık dışıdır. Ayrıca kendi payıma bu tür bir haberleşmenin hiçbir zaman içinde olmadığımı bildiğim için, rahatlıkla söyleyebilirim ki, e-maillerde yansıyan ilişki külliyen yalandır. Anlaşılan, böyle bir düzmece haberleşme metni üzerinden bir yandan Başbakan Erdoğan ve Savcı Kansız ve tabii halen devam eden davalar yıpratılmak istenirken, bir yandan da benim şahsımda
Taraf gazetesinin adı kirletilmek isteniyor. Bu sahte belgelerin bir gazetenin bürosunda ele geçmiş olması ise yapılmak istenen operasyonun kirliliğini arttırıyor.”

İşte böyle! Emniyet yetkililerinin, Taraf’a gelerek bizimle konuştukları 12 ekimden bu yana, meseleyi soruşturmayı sürdürdüklerini biliyorum ancak söz konusu e-mail adreslerini kimlerin oluşturduğu, mesajları kimlerin yazdığı, amaçlarının ne olduğu, bu mesajların nasıl olup da Aydınlık Gazetesi’nin sahibinin masasına ulaştığı konusunda ne gibi bulgulara sahip olduklarından haberdar değilim.

Verdiğim ifadede, Aydınlık Gazetesi’nin bu sahte yazışmalarla muhtemel ilgisi konusunda şunları söylemişim; bugün de bu konudaki fikir ve hislerim aynı:

“İlgili gazetenin bu sahtecilik ve karalama kampanyasıyla doğrudan ya da dolaylı bir ilişkisinin olmamasını umarım. Aksi takdirde, bir basın kuruluşu değil, karanlık bir operasyon merkezi olduklarını düşüneceğim.”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89