• BIST 97.984
  • Altın 145,792
  • Dolar 3,5776
  • Euro 4,0020
  • İstanbul 24 °C
  • Diyarbakır 30 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 26 °C

Başbakan demişti ki: 'Beni de...'

Oral Çalışlar

Hrant Dink'i devlet içindeki güçler öldürdü dediğimde Başbakan 'Beni de öldürmek istiyorlar' demişti.

Sanırım 2007 yılının mart ayıydı. Başbakan Tayyip Erdoğan’la birlikte Suudi Arabistan’a gidiyorduk. Hrant Dink’in acısı çok tazeydi. Başbakan’a şöyle bir soru yönelttim: “Bugüne kadar ortaya çıkan bulgular ışığında söyleyebilirim ki meslektaşım ve arkadaşım Hrant Dink’i devlet içindeki güçler öldürdü. Bu konuda Başbakan olarak sizin değerlendirmenizi merak ediyorum…”

Başbakan biraz durakladı. Sonra şöyle bir cevap verdi: “Beni de öldürmek istiyorlar...” Tayyip Bey’in bu sözü üzerine o zamanlar Sabah’ın genel yayın müdürü olan Ergun Babahan, “Kim onlar efendim?” diye sordu. Cevap, “Siz kim olduklarını bilirsiniz” şeklindeydi…

Başbakan da biliyordu, biz de biliyorduk kim olduklarını.

Hrant Dink, AK Parti’yi, darbecilerle mücadele noktasında hep destekledi. Bu süreci, köklü bir demokrasi hesaplaşmasının parçası olarak değerlendiriyordu. 2007 siyaset krizini çok önceden görmüş, oluşacak olan büyük altüst oluş ve çatışmalara dikkat çekerek safını belirlemişti. Şu an, onun da bu ‘çatışmalı dönem’in kurbanlarından birisi olduğunu söyleyebiliyoruz. Onun öldürülmesi, ‘darbeci-ırkçı-militarist’ zihniyetin hazırlanmış, tasarlanmış eylemlerinin en somut ve vahşi örneklerinden biriydi.

Şurası açık: Başbakan da, emniyet de, mahkeme de; bu suikastın, iki-üç tetikçinin ‘milliyetçi heyecan’a kapılarak işlediği bir cinayetten ibaret olmadığının bilincinde.

Ne siyasi yapı ne de savcı ve mahkemeler, Hrant Dink cinayetinden sonra gereken iradeyi ortaya koyabildiler. İdare, gereken soruşturmayı yapmamak için sürekli topu taca atan ve araştırmayı tetikçilerin dışına taşırmamaya çabalayan bir duruş sergiledi… Ergenekon, Balyoz, Kafes davalarında ve hükümete yönelik darbe girişimleri noktasında polis, savcılar, hâkimler büyük bir ataklık ve atılganlık gösterdiler, göstermeye devam ediyorlar. Aynı ‘bulmaca’nın bir diğer parçası olan Hrant Dink suikastına gelindiğinde ise bir atalet, bir tutukluk, bir sükûnet duruma egemen oluyor.

Bu cinayet, ortak bir kastın, ortak bir ihmalin, ortak bir hedef göstermenin, ortak bir bilincin ürünü. Bir anlamda, ‘toplu işlenmiş bir cinayet’ olarak da tanımlanabilir. Birçok kesimin ve birçok kişinin çeşitli oranlarda ve çeşitli biçimlerde sorumluluğu var. Bu da cinayetin aydınlanmasının önünde ciddi bir engel oluşturmayı sürdürüyor.

Mahkemede, müdahil avukatlarının çığlığı dikkate alınsaydı, cinayeti önceden bilen idari sorumluların üzerine ‘ihmal’ gibi ‘işi geçiştirici’ bir boyuttan değil de gerçekten hesap soran bir şekilde gidilmiş olsaydı, hem bu cinayetle ilgili süreçte hem de Türkiye’nin demokrasi arayışında çok farklı bir noktada olabilirdik.

Hrant Dink davasında, Başbakan’ın işaret ettiği odakların üzerine de gidilmediğini belirtelim. Bütün çabalara, taleplere rağmen mahkeme gerçek sorumluların üzerine doğru gitme niyetini, eğilimini göstermedi.

Dün mahkeme salonunda tetikçilerin avukatlarını, tetikçilerin savunmalarını dinlerken Başbakan’la yaptığımız o konuşmayı hatırladım…

AK Parti, kendi varlığına yönelik bir tehdit olarak değerlendirdiği darbecilerin üzerine yürürken gösterdiği kararlılığı Dink suikastında göstermediği gibi, cinayette ihmali, kışkırtması, koruması olduğu ortaya çıkan bürokratlara karşı korumacı bir tutum sergiledi.

Hrant Dink cinayetinin kamuoyu açısından artık önemli bir ölçüde aydınlandığını söyleyebiliriz. Cinayetin arka planındaki ‘ana aktörler’ konusunda kamuoyunda az çok bir fikir birliği var.

Adalet, ne yazık ki, gerçeği ortaya çıkarma noktasında iradesini ortaya koymadı. Hükümetin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini söylemek de çok zor.

Hrant’ın arkadaşları olarak söylediğimiz gibi: “Biz bitti demeden bu dava bitmeyecek...”

Hrant Dink cinayetini, bu devletin ‘adalet’, ‘ahlak’, ‘vicdan’ ve ‘özgürlükler’ konusundaki en ciddi sınavı olarak değerlendiren geniş bir kamuoyu var.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89