• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 31 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 15 °C

Barzani’nin dostu Öcalan’ın düşmanı olabilir mi?

Günay Aslan

Başlıktaki soruyu isterseniz bir de tersinden soralım; Öcalan’ın dostu Barzani’nin düşmanı olabilir mi? Hayır, olamaz.

Soruyu nasıl sorarsak soralım yanıt ‘hayır’dır! Bu da sürecin nesnelliğiyle alakalıdır.

Erdoğan ile Barzani’nin, PKK Lideri Öcalan’ın açtığı yoldan giderek gerçekleştirdikleri Amed buluşmasında nesnel süreç bu soruya açıkça ‘hayır’ yanıtı vermiştir. Fakat sembolik ve içerik açıdan tarihi önem taşıyan buluşmanın verdiği bu mesaj görmezden gelinmiştir.

Bazıları ezberlerini bozamadıkları için işin bu yanını görememiştir ama, bazıları da bilerek görmezden gelmiş ve hatta Öcalan ile Barzani üzerinden Kürtler arası ilişkileri kötüleştirme gayretine girmiştir. Buna rağmen Amed buluşması krize dönüşmemiş; süreç buna izin vermemiştir.

Daha önce yazdığım gibi Öcalan ile Barzani’yi karşı karşıya konumlandırmak ve Kürtleri yeniden birbirleriyle çatıştırmak artık mümkün değildir.

Evet, Kürt siyasi hayatında; partiler ve liderler arasında görüş farklılıkları vardır ve olacaktır. Ancak siyasi rekabet artık demokratik zeminlerde yapılacaktır. Aksi bu konjonktürde mümkün değildir.

İngilizlerin bölgede kurdukları, bekçiliğini de Türkiye’ye yaptırdıkları statüko çökmüş ve Ortadoğu’nun dengeleri artık değişmiştir.

Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin Kürdistan’ı birlikte paylaştıkları ve Kürtleri birbirleriyle savaştırdıkları dönem artık sona ermiştir.

Bölgede şimdi güç savaşları eşliğinde yeni dengeler inşa edilmektedir. Kürdistan bu süreçte bölgesel dengenin merkezindedir. Şimdi bu ülkeler arasında; özellikle de İran ve Türkiye arasında kıran kırana süren bir Kürdistan rekabeti yaşanmaktadır.

İran ve Türkiye hem varlıklarının devamını sağlamak hem de bölgede daha fazla güç kazanmak amacıyla Kürdistan’a hayati ihtiyaç duyuyorlar.

Bu yüzden Kürtleri yanlarına almaya, bunun için ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyorlar. Bunun Türk-İran savaşına yol açması bile olası görünüyor.

2006 yılında Özgür Politika’ya yazdığım ‘Yeni bir Çaldıran savaşı mı?’ başlıklı yazımda, yeni dönemde Türk-İran rekabetinin kızışacağına ve Kürdistan yüzünden bir kapışmanın yaşanacağına dikkat çekmiştim.

O tarihte iki ülke PKK’ye karşı ortak operasyon yapıyorlardı. Dolayısıyla yazım yankı bulmadı.

Kaldı ki o zaman Rojava henüz ortada yoktu. Denkleme şimdi Rojava da eklendi ve rekabetin alanı da genişledi. Şimdi kritik mesele Rojava’dır. Kürtlerin iç barışının da, özgürlüklerinin de anahtarı artık Rojava’dadır.

Rojava’ya bir çözüm bulunamaması; TC-PYD arasında uzlaşmanın sağlanamaması halinde TC-Rojava savaşının başlaması da ihtimal dahilindedir.

Gidişatta zaten, ya İran’ın Güney Kürdistan’a ya da Türkiye’nin Rojava’ya saldıracağına işaret etmektedir.

İran, Güney Kürdistan’a saldırabilir çünkü, Türkiye orayı ekonomik olarak kendine bağladı. Petrolünü ve gazını almayı da başardı. Kürdistan petrolü yakında Avrupa’ya, hatta Japonya’ya Türkiye üzerinden gidecek.

Bu İran’ın işine gelmiyor. Bu yüzden Barzani’ye öfke duyuyor ve onu devirmeye çalışıyor. Sadece İran değil, Suudi Arabistan da karşı çıkıyor.(EL Kaide’nin saldırılarına bir de bu açıdan bakmak gerekiyor!)

Amerika, İsrail ve Rusya’ya da TC-Kürdistan işbirliğinden memnun görünmüyorlar ama, şimdilik ’bekle-gör’ siyaseti izliyorlar.

Türkiye de Rojava’ya saldırabilir çünkü, bütün stratejik hesapları orada düğümlenmiş bulunuyor.

Amed buluşması Kürdistan’la ekonomik etegrasyonu tamamlayan Türkiye’nin siyasi entegrasyon peşinde olduğunu gösteriyor. Ancak bunu Rojava’ya rağmen yapması mümkün olmuyor.

Türkiye Cenevre’ye, yüz yıl öncesi Lozan’a gittiği gibi kendi başına ama, ‘Türkler ve Kürtler’ adına gitmek istiyor. PYD ise buna yanaşmıyor. Bu yüzden KDP ve PYD arasındaki çelişkileri derinleştirmek, sorunu Kürtler arası bir krize dönüştürmek, olmasa müdahale etmek istiyor.

Müdahale etmesiyse Çözüm Süreci de dahil bütün hesapların çökmesi anlamına geliyor. Bu durumda iş dönüp dolaşıp yine Öcalan’a kalıyor. Barzani’yle dost olmak görüldüğü kadarıyla Erdoğan’a yetmiyor.

Erdoğan’ın Öcalan’a da Diyarbakır’ın yolunu açması, bunun için de Rojava’yla uzlaşması gerekiyor...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89