• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 23 °C
  • Berlin 23 °C

Barışla şaka olmaz…

Fehim Işık

Sürecin gidişatıyla ilgili ilk açıklama üstü kapalı bir biçimde Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’dan geldi. “19 Mayıs’ta Başbakan’ın katılımı ile geniş kapsamlı bir toplantı yaptıklarını ve somut bir yol haritası üzerinde çalışma kararı aldıklarını” söyledi. Eklediği bir şey de “basının önünde veya basına bilgi vermeden siyasi heyetlerle görüşme yaptıkları”ydı.

Bu pek ilgi çekmemiş olacak ki basın daha çok Lice’de “yol kesen teröristleri” ve “çocuk kaçıran PKK’lileri” ilgi alanına aldı.

Bu alakasız ve çoğu yalan bilgi ile donanmış “habercilik ilgisi” üst üste eklesen bir elin parmaklarını geçmeyecek alternatif ve demokrat medya dışında candaşı ve yandaşıyla, karşıtı ve muhalifiyle hala devam ediyor...

***

Bu ülkede kanın durmaması için yemin etmiş bir kesimin var olduğunu biliyor ve onları anlıyoruz.

Kandan nemalandılar ve bunun bitmesini istemiyorlar.

Bu kan içiciler arasında basından olanlarda var.

Basın isteseydi, PKK lideri Öcalan ile yapılan 18. görüşmeden sonra HDP heyetinin söylediklerini en azından habercilik açısından ciddiye alır, daha da ötesi, en azından o kamuoyuna allayıp pullayarak açıklanan “barış gazeteciliği” bildirgesine uyardı.

Bunu yapmadı...

Yapmaya da niyetli görünmüyor...

***

Gelelim işin özüne...

Öcalan ile yapılan 18. görüşmede üzerinde durulması gereken, sürecin selameti açısından ince elenip sık dokunması gereken önemli başlıklar var.

Hemen buradan, her şey kısa zamanda hallolacak sonucu çıkarmamak gerekir ama hala devam eden sürecin tıkanan kanallarının aşılması için bazı adımların atılacağını, atılması gerektiğini anlamak tam da açıklamanın özüdür...

Süreci tıkayan etken(ler) neydi hatırlayalım.

PKK gerillalarını geri çekmiş ve 2013 Haziran’ından itibaren hükümetin yasal adım atmasını bekliyordu.

Sürecin yasalitesini güvenceye alacak, Anayasa ve yasalarda değişiklik yaparak demokratik zeminin gelişmesine katkı sağlayacak ve süreci gözleyecek, deyim yerindeyse hakemlik yapacak, üçüncü göz(ler) konusunda hükümetin adım atması gerekiyordu.

Hükümet bunları yapmadı.

Gerillaların geri çekilmesi durduruldu ve o günden bugüne de sadece iki taraflı çatışmasızlık durumu devam ediyor.

Tabi bu çatışmasızlık durumunu hükümet kendi lehine değerlendirip karakol ve kalekol yapımlarını sürdürmek istiyor, kentlerde de demokratik gösterilere acımasızca saldırmayı sürdürüyordu.

Tüm bunlara rağmen, hem Beşir Atalay’ın hem de Öcalan’ın ve Öcalan’la yapılan görüşmeden sonra kamuoyuna konuşan HDP heyetindeki milletvekillerinin açıklamalarından anlıyoruz ki devlet heyeti ile PKK lideri bazı somut adımların atılması konusundan mutabakata varmışlar.

Bu adımların ne olduğunu bilmiyoruz ama en azından önümüzdeki makul bir sürede iki önemli noktanın, yani sürecin güvencesi olacak diyebileceğimiz yasal değişiklikler ile yol temizliği olarak adlandırabileceğimiz bazı yasalardaki lehe değişiklikler konusunda adım atılacağını söyleyebiliriz. Sürecin şeffaf yürümesine katkı sağlayacak, tarafları denetleyecek bir üçüncü göz oluşumu konusunda adım atılması da beklenebilir.

Bunlar önemli mi?

Elbet önemli.

Peki, tüm bunlar AKP ile olur mu?

Olur ya da olmaz, Kürt hareketinin başka bir tercihte bulunma şansı var mı?

Ama şunu söyleyebiliriz...

Bu süreci desteklemek, AKP’yi, hele onun ceberut politikalarını desteklemek anlamına gelmiyor, gelmemeli.

Kürt hareketi bunun altını özellikle çiziyor.

Destek sadece ve sadece kanın durması ve kalıcı bir barış çabasınadır.

Bu yönüyle baktığımızda, eğer art niyet yok ise bu ülkede barıştan yana olan herkesin inişleri çıkışları hiç azalmayacak sürece, iniş-çıkışlardan bağımsız bir şekilde destek vermesi gerektiğinin altını bir kez daha çizebiliriz.

***

Süreç AKP’ye destek anlamına da gelir mi?

Hiç unutmayın, beyaz ırkçı rejimin lideri de Klerk ile siyahi lider Nelson Mandela, Nobel Barış Ödülü’nü birlikte aldılar.

Elbet, barışa imza attıkları, onu kalıcılaştırdıkları için bu ödülü hak ettiler.

Süreç çözüm yolunda ilerler ve bu ülkenin kanayan yarası derman edilir ise AKP elbet bundan yararlanır ve bu yararlanma durumu kabul etmek gerekir ki zaten zımni bir destektir.

***

Tabi Cumhurbaşkanlığı Seçimi arifesinde şu kaygı da yok değil.

AKP bunları bir oyalama taktiği olarak gündeme getirebilir mi?

Bu marj daima var ama bunun bir işe yaramayacağı, hele barışla oynanmayacağı da dünya deneyimlerinden bize kalan en önemli mirastır...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89