• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 29 °C
  • Diyarbakır 39 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 36 °C
  • Berlin 22 °C

Barışın hâlleri

Vahap Coşkun

Barışın zeminini kuvvetlendiren çok işaret birikti.

Paris suikastı ve İmralı görüşmesinin sızdırılması, boşa çıkarıldı. Her iki hadise de bir kriz hâliydi; taraflar birbirlerini suçlamak yerine krizi yönetmeyi tercih etiler ve süreci akamete uğratmadılar.

PKK’nin elindeki kamu görevlileri serbest bırakıldı. Kandil, Öcalan’ın talebini karşıladı ve iradesini sürecin ilerlemesi yönünde kullandı. Ayrıca Habur’da yaşanan sıkıntının tekrarlanmaması için de hassas davrandı. Evlatlarına kavuşan aileler sevindi. MHP hariç herkes bu gelişmeden memnuniyet duydu.

Siyasetin dili düzelme eğilimine girdi. Kan kokan cümleler azaldı, birbirini iblis ilan eden söylemlerden uzaklaşılmaya başlandı, “bitireceğiz, yok edeceğiz” iddiaların yerini siyasete davet aldı.

Yakın zamanda BDP heyetinin Öcalan’la tekrar görüşmesi ve Öcalan’ın PKK’ye bir çatışmasızlık çağrısı yapması planlanıyor. Newroz ile birlikte silahların susacağı ve görüşmelerin derinleşeceği bir dönemin başlaması bekleniyor.

Daha yolun başındayız. Kabul. Her şeyi tozpembe görmemeli, sürecin birçok risk barındırdığını unutmamalıyız. Doğru.

Ama aynı zamanda olanları küçümseme hatasına da düşmemeliyiz. Sürecin geçmiştekilerden farklı ve sonuç almaya dönük olduğuna gözlerimizi kapamamalıyız. Zira görmek isteyenler için, insanı daha önce hiç olmadığı kadar ümitvar ve heyecanlı kılması gereken güzel gelişmeler yaşanıyor.

Ne var ki herkes aynı ümidi ve heyecanı paylaşmıyor. Bilhassa bugüne kadar barış talebiyle öne çıkan bir kesimin tavrı dikkat çekici. Liberal, demokrat ve sol kimlikleriyle maruf bazı kalemlerin yazdıklarında ve söylediklerinde had safhada bir endişe var.

İmralı’daki görüşmede Öcalan’ın, “Tayyip Bey’in başkanlığını destekleriz” dediğinin ortaya çıkmasından sonra bu kesimin endişe dozu yükseldi. Çizdikleri tablo şu: AKP ile Öcalan anlaştı, barış karşılığında Erdoğan’a “Başkanlık” yolu açılacak, başkanlık sistemi Türkiye’de AKP vesayetini katmerleştirecek ve demokrasinin dibine kibrit suyu dökülecek.

Negatif barış- Pozitif barış

Özetle “Barışın bedeli demokrasi olmasın” diyen bu düşünceye itirazım var. Her şeyden önce ortada tarafların siyasi hesaplarını hayata geçirmelerine imkân sağlayan bir “barış” yok; bir “barış ihtimali” var. Zira barış öyle sanıldığı gibi AKP ile PKK arasındaki bir oldubittiye getirilecek ve hemencecik kotarılacak denli basit değil. Barış, birçok aktörün müdahalesi ve dinamiklerin etkisiyle şekillenir. Barış, zaman içinde demlenir ve başlıca iki dönemden geçer:

İlki, negatif barıştır. Bu dönemde, aktif şiddet ve sıcak çatışma yoktur. Lakin eğer çatışmaya sebebiyet veren sorunların üzerinde durulmazsa, şiddet ve çatışma tekrar başlayabilir. Dolayısıyla kırılgan bir yapısı vardır.

İkincisi, pozitif barıştır. Bu, çatışmanın nedenlerin irdelendiği ve hem direkt hem de yapısal şiddetin ortadan kaldırıldığı bir dönemdir. Burada adalet tesis edilmeye ve kalıcı hâle getirilmeye çalışılır.

Bu dönemde çok yönlü çaba sarf edilir. Çünkü çatışmaların tamamen sona erdirilmesi, silahlı grupların silahsızlandırılması, travmaların atlatılması, çatışan kesimler arasında diyalogun geliştirilmesi gibi çok sorun birikmiştir. Ayrıca ekonomik kalkınmanın geliştirilmesi, altyapı eksikliklerinin giderilmesi ve demokratik standartların yükseltilmesi gibi talepler de vardır.

Tüm bu sorunların nasıl giderileceği, taleplerin ne şekilde ve hangi oranda karşılanacağı, politik alandaki mücadeleyle belirlenir. Burada alternatif çözüm önerileri karşılaşır, kıran kırana bir tartışma yürür.

Barışın kıyısında

Bugün Türkiye daha negatif barışın kıyısında. Çatışmasızlık ilan edilir, operasyonlar ve eylemler karşılıklı ve fiilen durursa bir negatif barışa ulaşılmış olur. Negatif barış, çözüm için yapılması gerekenlere bir taban oluşturur, barışa giden anayolu açar. Bu nedenle çok kıymetlidir, dört gözle korunmalıdır.

Bana göre, şimdilik en önemli husus insanların ölmediği bir sükûnet ortamını oluşturmaktır. Evet, yeter ki kan akmasın ve serinkanlı bir hava oluşsun. O zaman her konu daha sağlıklı bir şekilde tartışılır.

Şüphesiz, barışın pozitif bir hâl alması için hukuki, siyasi ve sosyal hayatın yeniden yapılanması gerekir. Bu yapılanmaya biçim verecek olan ise demokratik siyasettir. Dolayısıyla derdi barış olanlardan beklenen muhayyel rejim korkuları üretmek değil çabalarını çatışmasızlığı sürekli kılmak ve tartışmaları silahın gölgesinden kurtarıp siyasi alana taşımaktır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89