• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 4 °C

Barışın gölgesi

Selma Irmak

Yeni bir ilkyazı karşılamaya hazırlanır gibi Kürdistan’da uğrun uğrun bir barışı karşılama uğraşısı var. Bir serçenin sabahın taze demini kutsayan ötüşüne benzeyen bir huzuru tatmaya hazırlanırken, yağmur sonrası toprak kokusunu genzimize çekmeye soluklanırken yakalıyoruz kendimizi sık sık... Düşü bile anne kokusu kadar güzel olan barışı ağırlamaya hazırlanıyoruz. Kadınlar, erkekler, gençler, yaşlılar, içerdekiler, dışardakiler bu “aziz misafiri” tüm yüreğiyle kucaklamaya hazır. Herkes kendi alanında çabalıyor, çabalıyoruz. Toplantılar, konferanslar, nöbet çadırları, izleme komiteleri oluşturuluyor. Bu çalışkan arılar komününü izlemek bile büyük bir heyecan. Barışın gölgesi bile ayazda kalmış kemiklerimizi ısıtıyor.

Oysa hala uzak bir yolcu gibi barış... Gözlerimizi ıraklara yatırıp yol bekliyoruz hala. Sadece gecenin sessizliğini değil, gündüzün maviliğini de yüreğimizin gök kubbesini yırtar gibi uğursuz çığlıklar atan şu uçaklar böyle söylüyor. Gerilla güzergahında bir gece karası yol keser mi diye yüreğimiz ağzımızda. Bu kutsal yürüyüşe saygı yerine, viranelerde puhuu sesini terketmeyen baykuşların beddualarının siluetlerini duyuyoruz tüylerimiz ürpererek...

Elbette barış beklenen, gelen hele ki lütfedilen bir şey değil asla! Bunu biliyoruz. Herkese, her şeye, her şarta ve olanaksızlığa rağmen sökülüp alınan, ekilip biçilen “tırnakla, dişle, sevda ve düşle” yaratılan bir şeydir.

Bu sevda düşünü gözleriyle değil, yüreğiyle görenlerin diyarındaysa bambaşka bir anlam taşır barış... Evet, gözlerin görmeyince gönüllerin unuttuğu, kalbimizin kör kuyuları; cezaevlerinde barış, özgür yarınlar demek... Sevinçle kapıları çalıp bayram şekeri toplayan çocuklar demek... Endişeyle değil huzurla oturulan sofralar demek... Sevinmekten, gülmekten, kaygısızca uyumaktan utanmamak, boğazı düğümlenmeden yarına dair güzel düşler kurmak demek... Tüm bunları ise kendi için değil, uğruna bir yaşamı armağan ettikleri için istemek demek.

Evet, barış hala uzak bir yolcu. Gölgesi düşmedi cezaevlerine hala... Ve biz iki tabut daha çıkardık cezaevinden, boğaza inen bir yumruk gibi. Ankara Sincan Cezaevi’nden İrfan Eskibağ ve Bitlis Ahlat Cezaevi’nden Gürgin Kurt arkadaşlarımızı sonsuzluğa cezaevinden uğurladık. Ruhları şad olsun...

Bu acının tarifi yok. Bir parça kor ateşi yutmak gibi bir şey. İçinizi alev kaplıyor. Rüyada karabasan görmek gibi, bağırıyorsunuz ama çığlığınız duyulmuyor.

Akil İnsanlar Güneydoğu Anadolu Komisyonu bizi ziyarete geldi. Döne döne en temel talebimizin hasta arkadaşlarımızın tahliyesi olduğunu söyledik. Takip ettiğimiz kadarıyla gerekli yerlere iletildi. Başbakan Kezban Hatemi’nin söylemi üzerine yanındakilere dönüp, “Hallolmadı mı hala o konu?” diyor. Ancak hala ortada pratik bir sonuç yok. Bu arada iki arkadaşımızı kaybettik. Durumu kritik olan pek çok hasta arkadaşımız daha var.

25-26 Mayıs tarihinde Ankara’da Barış ve Demokrasi Konferansı yapılacak. Cezaevindekiler olarak, konferansa çağrımız; ivedilikle özgün bir komisyonun kurulması, duyarlı kamuoyunun bu konuda harekete geçirilmesi ve hasta arkadaşlarımız tahliye olana dek gece-gündüz demokratik tepkilere devam edilmesi olacaktır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89