• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 32 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 23 °C
  • Berlin 17 °C

Barışa ve kardeşliğe çağrı

Hayrettin Karaman

Beklenen Nevruz geldi, İslam öncesi çağlardan bugüne az çok değişime uğrayarak gelen bu gün ve yapılan kutlamaların dinî ve kültürel değerlendirmesi bu yazının konusu değil, menşei ve anlamı ne olursa olsun değiştirilemez bir vakıa olan bu günün ve kutlamaların tarihi ve milli amacı dışında nelere alet edildiği önem arzetmektedir. Geçmiş yıllarda Nevruz, milletini ve memleketini sevenler için bir kâbus günü, bir sancı sebebi idi. Bu yılın Nevruz’u ise barışa ve kardeşliğe açılan bir yolun başı, uğurlu bir günün başlangıcı; manzarası ve kokusu ile insanları mesteden kır çiçelerinin barış ve kardeşlik şenliğine renk verdiği müstesna bir bahar oluyor (inşallah).

Siyaset arenasına baktığımızda içimiz kararıyor; okumuş yazmış, millet ve memleket edebiyatı yapan bir kısım siyasetçilerin barışa ve kardeşliğe karşı çıkışlarını hayretler içinde izliyoruz. Gözü kör olası ikbal için, koltuk için, menfaat için, din haline gelmiş kin için, Türkiye düşmanlığı için… ne için olursa olsun bu kutlu gidişe dur demek büyük hainliktir.

İyi niyetlilerin veya böyle görünenlerin ileri sürdükleri asılsız ve delilsiz iddialar (ülkenin bölünmesi, millete ihanet, vatanın satılması, al gülüm ver gülüm pazarlıkları…) gerçekleşmediği, abartılarak propaganda aracı kılınan kehanetler fos çıktığı halde hala bunlara sarılmak da bir başka garabet.

Bir muhalefet düşünün, daha önce de yeri değiştirilmiş olan bir türbenin, zaruret sebebiyle, kimsenin burnu kanamadan bir daha yerinin değiştirmesini ülkeye ihanet sayıyor, niçin savaşmadınız, niçin ülkeyi sonu gelmez maceralara sürüklemediniz diye iktidara çatıyor, halkı galeyana getirmeye (belki de yalnızca oy çalmaya) çalışıyorlar. PKK ile niçin savaşa devam etmiyorsunuz, niçin kan akmıyor, tabutlar sıralanmıyor, ülke tükenmeye devam etmiyor diye kara yaslara bürünüyorlar.

Türkiye’nin uyanıp kendine gelmesi, iri devletlerin vesayetinden kurtularak gerçek manada bağımsız bir ülke olması yolunda adımlar atmaya başlaması elbette Türkiye düşmanlarının hoşuna gitmeyecek ve bu kutlu gidişe dur demek için ellerinden geleni yapacaklardır. Bu onların ulusal görevleri olabilir de, bizdeki işbirlikçi hainlere ne demeli!

Ne ise, biz bugünün mutluluk veren tılsımını aha fazla bozmadan geldiğimiz noktanın altını çizelim:

Cumhurbaşkanımız Nevruz kutlaması mesajında şunları söylüyor:

“Ülkemizde de, Nevruz’un, uzun zamandır mücadelesini verdiğimiz kardeşlik ve huzur ikliminin pekiştirilmesine vesile olmasını diliyorum. Baharla birlikte yeşeren ümitlerimizin, Nevruz Bayramı’yla beklediğimiz neticeye ulaşacağına ve önümüzde yepyeni bir dönemin açılışına vesile olacağına inanıyorum”.

Yıllardır ülkemizi tüketen anlamsız bir savaşın karşı ucunda bulunan Öcalan da heyecanla beklenen Nevruz mesajında şu önemli cümlelere yer veriyor:

“Ülkemiz halklarının, demokrasi, özgürlük, kardeşlik ve onurlu barışı için yürüttüğümüz mücadele bu gün tarihi bir eşiktedir. Kırk yıllık hareketimizin acılarla dolu geçen bu mücadelesi boşa gitmediği gibi aynen sürdürülemez bir aşamaya da varmış bulunmaktadır. Tarih ve halklarımız bizden dönemin ruhuna uygun bir demokratik çözümü ve barışı talep etmektedir. Bu temelde tarihi Dolmabahçe Sarayı'nda, hepimizce resmen ilan edilen on maddelik deklarasyon temelinde yeni bir süreci başlatma görevi ile karşı karşıyayız.”

Bu mesajlara göre PKK ve yandaşları silahlı mücadele yerine demokratik siyasete karar vermiş, TC. Devleti de bu kararı memnuniyetle karşılamış, gerçekleşmesi için mümkün ve meşru olan gerekli adımları atmaya karar vermiş, önemli mesafeleri de aşmış bulunuyor. Geri kalan on madde vb. konular artık demokratik siyaset yoluyla ele alınacak, bir daha asla silaha sarılma olmayacaktır. Bu ülke padişahlıkla idare edilmiyor, her şey ortadadır, işin gereği bir süre gizli tutulan hususlar da zamanı gelince millete arzedilmekte, onayı alınmakta, onay vermezse vazgeçilmektedir; demokrasinin tabiatı budur.

Bugün ülkemizin geleceği için önemli bir adımın daha atıldığı bir güzel gün olarak hatırlanacak ve inşallah “barış ve kardeşlik” lafta kalmayacak, zihinlere, gönüllere ve siyasete oturacaktır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89